Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mart '13

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
314
 

Bir kadın galip ve katil: The Countess

Bir kadın galip ve katil: The Countess
 

2009 yapımı bir film olan "Kontes" tarihin çok daha eski dönemlerinde 1560larda doğan Erzsebet Bathory üzerinden gelişen bir aşk ve tarih filmi esasında.Film Julie Delpy'nin yaratımı.Tarih galiplerle yazılan hikayelerden ibarettir gibi bir sözle başlıyor film...

"Neden insanları yeraltına koyduğumuzda bir tohum gibi büyümezler ki?" sorusu ile devam ediyor.(cevabı da izlediğinizde öğrenirsiniz belki)Erzsebet Bathory bir Macar.Filmin geçtiği dönemde Türkler'in elli yıldan kısa bir sürede Macer halkının çoğunu öldürdüğünden bahsediliyor Bethory gibiler ise güçlü ve asil olan kesimden,yenilmeyenlerden.

Erzsebet'e göre kadınla erkek eşittir ve farklıdır.Kadının güçsüz yanı kalp bölgesindedir,erkeğinki ise daha aşağılarda,küçülebilen bir parçada.Kadın ve erkek eşit mi gerçekten de?Dünya üzerinde çok fazla soru ve cevap var belki de.Bu yüzden mesela tanrıyı yaratmamız.Öldükten sonra çürüyeceğiz.Bu yüzden ölüm korkutucu.Sonsuz bir ruhumuz yok ama kendimizden kalıntılar bırakabilme şansına sahibiz.

Tarih galiplerden yaratılır Kontes gibi.Aşık bir galip hayal edebiliyor musunuz?Gerçek tuğladan bir duvarın ardına hapsedildi ve zamanla hepimiz öleceğiz.Aşk da o gerçeklerden biri olabilir.İnsanın hırsları da.Film böyle ilerlerken insanın zaman karşısındaki çaresizliği sonucunda nasıl bir canavara dönüşebileceğini görebiliyorsunuz.(aşk acısı sonucunda da)Kan ve aşk.Gerçek ve gerçek-dışılık.Sadizm-mazohizm eksenindeki bu görüntüler,aslında hayatın anlamına ve kendimize dair pek çok soruya da biraz da olsa cevap verebilmemizi sağlayabilecek nitelikte.Ayrıca filmin sonuna doğru tanrıyı olan inancını tümden kaybeden kontesin sözleri,din felsefesinin temel sorularına verdiği cevaplar,toplumları derinden etkileyen olguların başında olan "din","tanrı" olgularını da insanın her zaman sorguladığını ve merak duyduğunu düşünmemize neden oluyor.

Tarih sahnesindeki erkek egemenliği ise yine filmin sonunda malesef kendini gösteriyor.Bu filmi ben çekseydim kontesi "kazanan" yapma iradesine yaptığı tüm kötülüklere rağmen,aslında genel geçer bir yargı olan "iyiler hep kazanır." tezini çürütürdü,yıkardı bir bakıma.Çünkü artık yani 21. yüzyılda hep iyilerin kazandığı bir çağ değil,hiçbir zaman dünya böyle bir yer olmadı.İnsanın duygularına olan saygı da yok olmuş durumda.Nesnellik ve her koşulda aklını kullanma adı altındaki kötülük her yani sarmış.

Herşeye rağmen duygularını yitirmeyen ve onların ardındna gidebilme cesareti olan insanları görmek ise sevindirici olsa gerek.Kötünün iyisi de diyebilirsiniz şu durumda.

Kadınların kötü,cadı ve daima kaybeden olmadığı bir dünyaya ulaşmak umuduyla,sevgiler.

(dip nor film müzikleri: Julie Delpy http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=QDIVUU1M2PM )

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 422
Kayıt tarihi
: 03.08.12
 
 

Yazan insanımız Ege Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı okumakta, karşılaştırmalı edebiyata me..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster