Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '17

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
3756
 

Bir Kadın Ne Zaman ve Neden Gider?

Bir Kadın Ne Zaman ve Neden Gider?
 

Bir kadın çok zor gider aslında… Her şeye rağmen kadın yüreğiyle direnir.  Hiç kolay değildir duygularını, yüreğini, emeğini bırakıp gitmek… İçi yansa da o sevmeye devam etmekten kolay kolay vazgeçmez. Yaşadığı ilişki içerisinde yalnız kalsa da o sevmeye devam eder.  Bir kadın her türlü sarsıntıya dayanır, öyle bir yürektir ki onun yüreği hiçbir dalgada alabora olmaz. Kadın sevdiği zaman her şeyi ile, yüreğinin içine sokarcasına sever. 

Üst seviyeye çıkamayan ilişkiye körü körüne bağlanmakla, zaaflar, alışkanlıklar arasında gel-gitler yaşadığı anlarla boğuşup durur. Sadece biraz şefkat ister aslında, sadece biraz ilgi… Saçının okşanmasını ister, hayatım bugünün nasıl geçti diye sorulmayı…  Aranılmayı, özlenilmeyi bekler. Aidiyet duygusunun yaşatılmasını bekler. Kadınlığının hissettirilmesini ister. Özlenildiğini, önemsendiğini, sevildiğini bilmeyi ve hissettirilmeyi… Bunları yapabilen erkeğe de her anlamda onu taşıyabileceği yol arkadaşı olmak ister.

Kadının gidişi bir anda olmaz; günlerin, haftaların, ayların birikimidir bu gidiş… Halbuki her şeye rağmen hep gülümsemiştir bu kadın. Yüreğini koymuştur sevgisine…

Bir Kadın Ne Zaman ve Neden Gider?

Seçeceği erkeğin güçlü, kendinden emin, kendi içinde her şeyi çözmüş, tek eşli olarak bir ilişkiye sahip çıkabilecek, ne istediğini bilen, ayakları yere sağlam basan, kibirsiz, kadınına kadınlığını hissettirebilecek, aşırı bencil olmayan, ona saygı duyan, oyalamayan, bir ilişkiye bağlanmaktan korkmayan, yalan söylemeyen, öz güvenli, tam ve bütün bir erkek olduğunu göremiyorsa ve kendi içinde tam olmayı başarabilmiş, kendi ile barışık gerçek bir kadınsa -evet her ne kadar hoşlanmış olsa da o adamdan bir ilişkiye bile başlamadan gider.

Bir kadının terk etme sebepleri arasında neler sayılabilir?

Kişi, Kadın, Kız, Tek Başına, Ayrı Ayrı

1. İhanet kadınların erkekleri terk etme sebeplerinin başında geliyor. Bir başka kadının varlığını hissetmek bir kadını çıldırtır. Bazen sırf erkeği kaybetmemek uğruna ihaneti affetseler de, üst üste aldatıldıklarında artık erkeğin değişmeyeceğinden emin olurlar ve sonunda kadınlar terk eder. Aldatılan kadın güven konusunda sürekli sorun yaşamaya başlar.

2. Kadınların terk etme sebeplerinin başında gelen sebeplerden diğeri de şiddettir. Hiçbir şekilde her ne olursa olsun şiddet kabul edilemez bir davranış… Şiddet hem bedensel hem de duygusal olabilir. Hiçbir kadın şiddete maruz kalarak ömrünü tüketmek istemez ve böyle sonunda çok sevse bile terk eder.

3. Aşırı kıskançlık katlanılması zor bir durum. Her kadın biraz kıskanılmak ister ne de olsa bu onlara erkeğin sevgisini hissettirir. Bunun dozunu iyi ayarlamak lazım. Psikopata bağlanmış bir kıskançlık kadını bezdirir.

4. Kadınlar özel olduğunu her zaman hissetmek ister ve ilgi sever. Telefonla aranmak, aradığında ulaşmak, aidiyet duygusunu hissetmek, zor anlarında yanında olunduğunu görmek, önemsenmek ister. Bu duyguyu ve beklentisini ona yaşatamıyorsa, bir erkeği zamanla terk etmesi mümkün.

5. Görüş farklılıklarını fark eden ve beklentilerin farklı olduğunu gören kadın da terk edebilir.  Başta çok iyi anlaştığını düşünen kadın zamanla erkeğin gerçekleri ile yüzleşince hayal kırıklığına uğrar. Aşkın gözü kördür derler ya başlangıçta bir erkeğin düşünceleri kadına hoş gelse de zamanla fikir ayrılıkları ve beklentilerin aynı olmaması ilişkiyi zora sokar. Özellikle ilişkisini evliliğe taşımak isteyen bir kadın birlikte olduğu erkekte bu ışığı göremiyorsa, erkeğin tercihi evlilik değilse de terk etmesi söz konusu.

6. Eğer erkek çocuk istemezse kadın ayrılmak isteyebilir. Dolayısıyla çocuk sahibi olma konusunda çok fazla istek duyan kadınlar bunu hiçbir zaman istemeyen ve bu arzusunu karşılayamayacak erkekle zaman kaybetmek istemez.

7. Aradaki çekim gücü zamanla azaldığında hatta tamamen bittiğinde kadın terk edebilir.

8. Kadınlar karizmatik, bakımlı, kendine, önem veren erkekleri daha çok beğenir. İç güzellik kadar kişinin kendi bakması da önemli. Dış görünümüne ve kişisel bakımına önem vermeyen erkekler kadını zamanla bıktırabilir.

9. Pısırık, güçsüz, özgüvensiz, sürekli söylenen, her şeyi eleştiren ve yargılayan erkekler zamanla kadınları yorar. Bu tarzda bir erkekseniz terk edilme riskiniz daha fazladır. Kadınlar kendisini taşıyabilecek, öz güveni olan ve yanında güvenli hissedecek erkekleri daha cazip bulur.

10.Yalan söyleyen erkekler yalanlarının ortaya çıkmayacağını zanneder ama gün gelir yalanı ayağına dolaşır. Çok yalan söyleyen bir erkekseniz terk edilmeyi de baştan göze alın. Kadın böyle bir erkeğe güvenemeyeceğini, sırtını yaslayamayacağını anlar ve her an yeni yalanlarla aldatılacağını düşünür.

11. En çok terk edilen erkeklerin arasında sorumsuz, özgürlüğüne ve keyfine aşırı düşkün erkekler yer alır. Bir erkek para kazanmak için bir çaba sarf etmiyor, evliyse evine bakmıyor ve kadına bu anlamda fazla yüklenerek kadının geçim yükünü üstüne almasını bekliyorsa bir süre sonra kadın erkeğin hiçbir çaba göstermediğini hissederek erkeği terk edebilir.

12. Erkekler kadar kadınlar da cinsellikte mutlu edilmeyi bekliyor. Yatakta mutlu olamayan kadın zamanla bundan huzursuzluk duymaya başlayabilir ve ilişkiyi sonlandırma yolunu seçebilir.

"Bu sayılan sebepler var olsa da, bazı kadınlar bulunduğu durumu terk edemiyor. Bunda yaşanan bölgenin, kadının farkındalık durumunun, eğitim durumunun, yaşadığı şartların ve ortamın önemi yadsınamaz. Kırsal alanlarda yaşayan kadınların birçoğunun kaderim bu diyerek her türlü duygusal ve bedensel şiddete maruz kalmaya devam ettiğine şahit oluyoruz. Hatta daha da acısı; büyük şehirlerde de bunu yaşayan kadın sayısı az değil. Kadın olmayı unutmuş, unutturulmuş kadınlar!

Bu da madalyonun diğer acı yönü. Son yıllarda kadına yaşatılan şiddetin boyutları ise inanılmaz. Kadın çaresizliğinin altına ezilebilmekte. Giden kadınlar kadar, kaderine razı olmak durumunda olan ya da var olan acı tabloyu kabul eden kadınlar da çok maalesef... Belki de gitmeyi tercih etmek şansı bile tanınmıyor onlara..."

"Buna da değinmeden edemedim; madalyonun bir diğer yüzü; erkekleri bezdiren, bıktıran, yoran, huzurunu kaçıran, sevmeyi bilmeyen, kadınlığını doğru hissettirmeyen, bir ilişkiyi sadece almak üzerine kuran, erkeği kullanan, oyunlarına alet eden kadınlar da yok mu; evet var. Bu da bir diğer acı gerçek...Bir erkek neden ve ne zaman gider başlığından da uzun  bir yazı çıkar aslında..."

Kadın Yorulmuştur; Benden Vazgeçemez Dediğin Kadın; Gün Gelir, Usulca gider, Sessizce…

Bir ilişki içindeyken; geleceğinin yatırım yaptığı ilişkide hiçbir yere gitmediğini ve karşı tarafın hiçbir şey yapmadığını anladığı zaman gider kadın… Çok zordur bunu anlamak çünkü anlamak istemez bir türlü…

Üzgün, Kız, Üzüntü, Kırık Kalp, Acı

Sevdiği erkeğin her sabah kendisiyle uyanmak istemediğini fark ettiğinde gider kadın…

Onu özlemle bekleyen erkeği ister kadın… Önemsenmek ister, çünkü kadın önemsemeyi bilir.

Bir kadın sevdiği erkekten vazgeçme anına geldiyse, mantığı duygularının önüne geçmiştir artık. Öylesine yorulmuştur işte…

Kadın biz dedikçe, erkek ben demeye devam ediyorsa gitme zamanı gelmiştir artık…

Bir gün gelir kadının mantığı;  sevgisinin önüne geçer, yorulmuştur çırpınan, pervane olan yüreği… Oysa ki;  ne emekler vermiştir, ne anlar paylaşmıştır beraber…

Gitmek kolay değildir çünkü. Öyle şeyler yaşanmıştır ki; öyle hatıralar, öyle sarılışlar, öyle dokunuşlar… Kolay değildir uzun zamandan sonra alıştığın insanı, teni, sohbetini, varlığını bırakıp gitmek…

Öyle bir an gelir ki;  bekleyişlerin ağırlığını taşıyamaz olur. Bir yandan dakika, dakika birlikte geçen geçmişi düşünürken; neler yaşanmıştı beraber… Ne kahkahalar, ne gözyaşları… Gözlerinin içine bakarken kalbin küt küt atışı…  Dokunduğunda içine akan sıcaklığı… Bir yanda duygular, bir yanda mantığın acı nağmesi… Nereye gidiyorum ben haykırışları… O nefesin varlığını bir daha duymamak…

Yüreğin kaybolurken, gözyaşları ile gitmek var ya… Yarım kalan hikayenin ardından ayrı yollar, ayrı bir  hayat…

Bir kadın hiçbir şeyi unutmaz. Kimi zaman içine atar, kimi zaman dışarı döker. Eğer içine atıyorsa, o kadının an gelip gitmesinden, onu kaybetmekten korkun. Çünkü bir kadın sevdiğine, ilişkisine çok bağlıdır. Eğer gitmeye karar verdiyse, inanın bu çok ama çok zor olmuştur.

Her gün arayan kadın aramaz olmuştur. Seni özledim yanıma gelir misin diyen kadın demez olmuştur. Yanaklarınızı sıkıştırıp, seni seviyorum diyen o kadın yoktur artık…

Olumsuz cevaplardan yorulmuştur. Zaman tanımaktan, anlayış göstermekten yorulmuştur. Ben hazır değilim cümlesini duymaktan yorulmuştur. Yalnız bırakılmaktan yorulmuştur. Erkeğin arayışlar içinde olmasından yorulmuştur. Alttan almaktan yorulmuştur. Kaybetmemek uğruna sürekli vermekten ve almamaktan yorulmuştur. Beklemekten yorulmuştur.

Yalanlardan, aldatmalardan yorulmuştur. Erkeğin ilgisizliğinden, bencilliğinden, doyumsuzluğundan yorulmuştur. Sevgisini, aşkını tek başına yaşamaktan yorulmuştur.

Sevdiği erkeği hayat eşi olmasını beklerken, hayal kırıklıkları yaşatılmaktan yorulmuştur.

İçi kan ağlayarak gider kadın, sevgisini yüreğine gömerek gider, hala severek gider.

Hala yüreğinde bir küçük umutla gider. Ama her ne olursa olsun, o an geldiğinde arkasına bakmadan gider. Bir daha ulaşılamayacak kadar emin gider. Hele ki, gerçek ve doğru kadınsa giden, kalan erkeğe de sadece pişmanlık ve arkasından bakakalmak düşer.

Çünkü artık zamanı gelmiştir ve hiç kimse aslında vazgeçilmez değildir.

 

Yeşim BUYURGAN

Facebook: http://www.facebook.com/yeşimbuyurgan

 

 

 

* Yazılar telif hakkı gereği yazar ismi ya da link belirtilmeden kopyalanamaz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Yeşim Buyurgan, "Kimse size karşı değildir, herkes kendi tarafındadır". dedikten sonra, Düşünce temelli (sonuçlu) bir konuda, duygusal insandan empati -belki de hakkaniyet- beklemek "ham hayal!" değilse, saflıktır. "Ama"larla konuşmasını sürdüren bir insanın ikna edilmesi, ancak ona teslimle mümkündür. Ki: teslim olan da "köle"dir. Konuya gelirsek: (Amerikan kaynaklı bir tespite göre) "Kadın, her şeyin en iyisini istemekte, ona ulaşamayınca, çeşitli bahanelerle ilişkiyi sonlandıracak sürece girmektedir." Bu konuda birkaç yazımız mevcuttur.) Kadına şiddet ve baskı, sağlıklı bir insan işi değildir. Bununla beraber, çocuklarını döven babaların yanında, annelerin de olduğu bilinmektedir. Şiddet: "Kadın-Erkek" işi değil, ezilmişlik, horlanmışlık ve itilmişliğin fırsat yakalandığında intikamını almakla ilgilidir. Özet:İyi eğitilmiş, sevgi-şefkat ortamında büyümüş, paylaşma kültürü olanlar "rafine" dışındakiler "ham"dır. Ham olanda insanda soruna neden olmaktadır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 24.10.2017 16:49
Cevap :
Canmehmet Bey değerli yorumunuz için teşekkür ederim, renk kattınız. Aslında bu terk edişler kadın-erkek olsun; kişilerin kişilik yapısı ve hatta bilinçaltı korkularına kadar dayanan bir geniş yelpazeye bağlı. Kadından kadına, erkekten erkeğe değişebilir. Benim bu yazım kadın gidişi ile ilgili olduğu için buna yönelik bir paylaşımdı. Erkeklerin de yaşadığı birçok terk ediliş vardır. Bir taraftan terk edilen kadın sayısı da az değil ki; bağlanma korkusu olan erkeklerin ilk günlerde bile yapabildiği bir durum. Kesinlikle haklısınız kadınlarda da şiddet uygulama maalesef var; aslında bunların alt yapısında çok fazla sebep olabiliyor ki; her türlü şiddete karşıyız. Selamlar  24.10.2017 19:36
 

Muhteşemdi. Çok beğendim. Her yönüyle eksiksiz irdelenmiş, çok güzel ve doğru bir yazı; emeğinize, yüreğinize, bilincinize ve bu tesbitleri olgunlaştırıp kesinleştirebilmek için geçen yaşlarımıza, yıllarımıza sağlık:) Erkek ile kadının en bâriz farklarından biridir zaten; Erkek sadece karşısındaki insana/kadına güvenmek ister, kadın ise bununla birlikte bundan daha da öte "ilişkiye" asıl, güvenmek ister. Bu dahi kadının her kişiye, her olaya ve duruma erkekten ne denli daha derinlikli, daha geniş perspektifli baktığının ve daha yüksek ve gerçekçi bir farkındalık potansiyeli ile, sevdiklerine -iç güdüsel olaraktır ki zaten- sürekli ve kesintisiz bir ilgi ve emek ile odaklanabilme yeti ve yeterliliğinde yaratılmış olduğunun en reddedilemez göstergelerinden/bulgu ve kanıtlarından biridir. Sevgilerimle...

Filiz Alev 
 22.10.2017 11:55
Cevap :
Filiz Hanım, bu güze yorumunuz için esas ben teşekkür ederim. Çok güzel ifade etmişiniz. Renk kattınız. Sevgilerimle.  22.10.2017 15:34
 
 
Toplam blog
: 84
Toplam yorum
: 390
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 2326
Kayıt tarihi
: 10.11.10
 
 

İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Kimyager olarak mezun olmuştur. 1996-1997 yılları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster