Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '10

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
580
 

Bir kadın

Bir kadın
 

Kuş uçmaz, kervan geçmez bir köyde doğdu. İki yaşında annesini kaybetti. Altı yaşında ilkokula başladı. Çok çalışkanmış, öyle söylüyor. Ama yoksulluk, okulun uzaklığı üçüncü sınıfa kadar okumasına fırsat veriyor ancak. On yaşından itibaren kendinden büyük iki abisine ve kendinden küçük üç kardeşine bakmak zorunda kaldı. Onbeş yaşında nışanlanıp, onyedi yaşında evlendi. Onsekiz yaşında anne oldu. Hamileliğinin dokuzuncu ayında mısır tarlasını çapalarken sancısı tutmuş, hastahaneye zorlukla yetiştirmişler.

İlk çocuğu yedi saatte dünyaya gelebilmiş ancak. Sırasıyla bir kız bir erkek çocukları daha oldu. Çocuklarını büyütmek, yetiştirmek için canla başla çalıştı çabaladı. Evlendiğinde kocası işsizdi. Köyde yaşıyordu. Mecburen o da köyde yaşamaya başladı. Yeni köyünde... köy yeri işte... inek, tavuk besledi... süt sağdı... yoğurt, peynir, yağ yaptı. Yaptığı peynirin, yağın bir kısmını pazara... kadınlar pazarına götürdü. Satmak için saatlerce bekledi. Bir- iki lira fazlaya satabilmek için belkide utanarak pazarlık yaptı. Alıcı belkide beğenmedi. Alıcının mimiklerinden yada sözlerinden ne çok üzüldü kim bilir. Ürünü bazen sattı, bazende satamadı. Satamadığında eve dönerken ne düşünürdü acaba! Satabilseydi kim bilir çocuklarına neler neler almayı planlamıştı. Sattığında (o para ile ne alabilirdi ki) almıştı birşeyler... kalem, defter, silgi. Gaz lambasının ışığında çocukları o kalemlerle defterlere yazı yazarken o, ne duygular içindeydi kim bilir. Ne zaman yemek yerdi, ne zaman uyurdu. Gezmek mi... tatil mi... günlere gitmek mi... onlarda neydi ki. Giydiği elbiselerin ne zaman alındığını kimse bilmezdi... kendi bile. Ama bazen gülebiliyor, sevinebiliyordu. Türkü, karşılama söylerdi. Sesi çok güzeldi. Bu günlerde biraz durgun... yorgun... solgun. Acaba hayatın vurduğu sillelerden mi? Herşeye rağmen; insanların gıptayla baktığı, sevdiği biri... dürüst... çalışkan... merhametli... sevgi dolu. Kim mi bu kadın? Bu kadın benim annem.

... O gün bu gündür, kadınlar pazarına yolum düştüğünde bir kenarda durur seyrederim. Bakarım o annelere. Hayallerini tahmin etmeye çalışırım. Eğer alacağım bir şey varsa hiç pazarlık etmem. Azar azar da olsa hepsinden bir şey almak isterim... birisinden incır almışsam, öbüründen üzüm. Onlar için bir şey söyleyen, sattıklarını beğenmeyen insanlara kinle bakarım.

...Çocuklarına ne mi oldu? Hepsi okudular. Erkekler üniversite, kız lise mezunu. Çocuklarının işleri, evleri, arabaları ve kendilerine yetecek kadar paraları var. O kadın... yani annem... yine peynir, yağ yapar. Temiz ve hilesiz yaptığı için herkes beğenir. Bunların çoğunu konu-komşuya dağıtıyor şimdilerde... parasız. Bazen para verenlerde oluyor. Hala, çocuklarına ve... artık torunlarına... o paralarla birşeyler alır... kalem, defter, silgi... Mutlu mudur acaba... Anne, mutlu musun?


ocak 2004... ŞEHİR EFSANESİ...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O kadar doğal bir güzellikte yazmışsınız ki çok duygulandım. İnsanlar giyim kuşamına, yeme içmesine para harcarken hiç gözünde olmaz da, pazarda satılan 50 kr.luk maydanozun pazarlığını yapar. Galiba empati kuramıyoruz çoğunlukla, acıma değil ama kendimizi o insanların yerine koyabilsek keşke. O köylü teyzeler, amcalar, gençler, bahçelerinden topladıkları şeyleri satarak kimbilir kimleri beliyorlar, giydiriyorlar? Bu yazınızı blogumda önereceğim. Saygılar.

Güz Özlemi 
 27.08.2010 9:06
Cevap :
bu güzelliği yaşamış olmanın haklı gururuyla ve anneye olan özlemin hasretiyle yazılmış olan bu yazının her satırı gerçek bir kesiti yansıtmaktadır... galiba iyi olan şeylerin kıymetini geç anlıyoruz annelerimiz gibi... yazıyı önermeniz beni ve belkide tüm anneleri onurlandıracaktır teşekkürler saygı ile... " köylü milletin efendisidir"  28.08.2010 0:15
 

Sevgili tutastem ağlattınız beni yaa.Okurken içim acıdı inanın.Çok etkilendim.Bizim kadınlarımız bunlar.Hayatta dik duran,yılmayan.Yoktan var eden kadınlarımız.Elinize ve yüreğinize sağlık.Selam ve sevgilerimle.

çalıkuşu 
 13.02.2010 12:15
Cevap :
O benim annem... yazının her kelimesi gerçek ... her satırın da onun sevgisi ve özlemi var... bize dediği gibi "iyiki varsınız"... Sevgili çalıkuşu göznurunuza ve paylaşımınıza candan teşekkürler...  13.02.2010 20:57
 

ne güzel tanımlamışsınız annenizi...tam bir türk kadını...dimdik ayakta...maşallah, nazar değmesin...lütfen benim için onun ellerinden öpün çünkü gerçekten eli öpülesi kadınmış...sevgiyle kalın...

sevilay gülcek sensözlü 
 02.02.2010 22:23
Cevap :
bu yazıyı ona okuduğum da ağlamıştı... bütün anneler eli öpülesi ama o benim annem... çok hasta olsa evlatları üzülmesin diye bir şeyim yok ki derdi, canı çok yansa bile ben iyiyim yeterki siz üzülmeyin derdi ve hayattaki tek derdi evlatlarının mutsuz olasıydı o bize sevmenin gerçek anlamını öğretti... elbette sizin yerinize de elini öperim... çok çok teşekkürler... sevgiyle kalın...  03.02.2010 20:42
 

Analar, analarımız .Ne kutsaldır analık ,elleriniz dert görmesin sevgiler

Şennur Köseli 
 31.01.2010 14:32
Cevap :
pek çok şeyi, ama en önemlisi sevgiyi öğretendir annelerimiz... teşekkürler...  31.01.2010 19:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 470
Kayıt tarihi
: 10.09.08
 
 

27 Ocak 1967 yılında Lüleburgaz'da doğdum. Çocukluğum Samsun, Keşan ve Fındıklı'da gecti.Lise mezunu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster