Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '15

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
Okunma Sayısı
216
 

Bir kadın

Bir kadın
 

Bugün hayatımda bir değişiklik yapayım ve pazar yazımı evde değil de insan içinde yazayım dedim.

 

Yok aslında olay tam da öyle olmadı.

 

Uykusuz dergisinin bu haftaki sayısında Alpay Erdem, yazılarının okunmasından çok yazım aşamasında izlenmesini sevdiğinden bahsediyordu.

 

Ben de bu yazım için insan içine karışmanın, gözlem yaparak yazmanın daha samimi olacağına inandım. Evin yakınındaki, kahvenin hemen hemen her türünü bulabileceğiniz, bir yerde aldım soluğu.

 

Kuruldum bir güzel koltuğa, aldım kahvemi ve başladım yazmaya.

 

Bu kararın ne kadar da doğru olduğunu sol ön tarafımda arkadaşlarıyla otururken ara ara uzaklara dalan,saçları omzuna gelen, hayatındaki dağınıklığı oturuş şeklinden anlayabildiğim, asık yüzlülüğünü pazarın sıkıcılığına bağlayamadığım, hafif toplu kızdan anlıyorum.

 

Hemen yan tarafımda da kahvelerini beklerken ayakkabılarını giderek birbirlerine yaklaştırarak insanların onları duyma ihtimalini minimize eden kızlar yer alıyor.

 

Onlara baktığımda tüm bunlardan çok daha fazlasını görüyorum aslına bakarsanız...

 

'Neden?' sorusuna verilecek basit bir cümle haline getirilmeye çalışılmış,yerinin kocasının yanı olduğu sanısı her geçen gün daha çok kanıksanmış,giderek kısıtlanmış, en sonunda da yılın tek bir gününe tıkıştırılmış ve bunun mutluluk verici olduğuna inandırılmış, geleceğin başarılı güzel yalnız kadınları onlar.

 

'Neden ağlıyorsun?' ile başlayıp 'neden mutlusun?' sorusuna kadar uzanan milyonlarca nedene cevap olmaya çalışan tek bir kadın.

 

Bu elek mücadelesinde hemcinslerine rağmen eleğin üstünde kalmaya çalışan,savaşan bir kadın.

 

Karşı cinsi tarafından alay konusu yapılan,eleğin üzerinde kalma ihtimali yok sayılan,üstten bakışlara da burnu büyük tavırlara da maruz kalarak hayat oyununda diskalifiye olmamaya çabalayan bir kadın.

 

Gözlerinden başka her detayından anlam çıkarmaya çalışan,yürüyüşüne göre damgalayan, iyimine göre layık olduğu şeyleri sıralayan sapkın ruhlara karşı gözleriyle meydan okumaya çalışan, tutamadığı gözyaşlarının zayıflık sanılmasına alışamamış bir kadın.

 

Sadece şoför koltuğunda oturması önüne koyulmuş bin çeşit hakareti yemesi için sebep kabul edilmiş bir kadın.

 

Saçlarının açıklığı günahkarlığa ibare sayılırken aynı saçların bakımsızlığı aldatılmasına bahane sayılabilmiş bir kadın.

 

Erkek hegemonyasının hakim olduğu ataerkil bir toplumda 'anayım ben!' diye bağırabilmiş,kendine saygı duyulmasını yıllarca beklemiş bir kadın.

 

Sabrım kalmadı cümlesini sarf edip özgürlüğe açılan pencereden uçmayı çocukları için sürekli erteleyebilmiş, 'elbet bir gün' diyerek kendini avutmuş, sözlüğümde bencilliğin zıt anlamlısı olarak yerini almış olan bir kadın.

 

Son damlayı taşıracak anlarda sergilediği sükuneti zayıflığından diye algılanmış, asla anlaşılamamış bir kadın.

 

Yeri kocasının yanı değil çocuklarının başucu olduğu gerçeğiyle yüzleşmekten kaçmış, aynı dilden yayın yapan kanalların arasında şifreli yayına geçen bir kadın.

 

Hayata getirdiği bir parçasının dudak kenarlarındaki kıvrımları yukarıya baktığı anlarda başkasının mutluluğuyla mutlu olabilmeyi doyasıya yaşayabilmiş, benim için hayatta en zor olanı böylece başarabilmiş bir kadın.

 

Neden sorusu, saçlarını savura savura ,her sabah kepenkleri açan hayatın önünden geçerken merakın, bazen acımasızlığı yanında getirdiğini kavrayabilmiş ve ona karşı koyabilmeyi öğrenmiş bir kadın.

 

Nedenlerin güzel kokusuna kapılıp gidenlerin, kepenkleri açılmış hayatlarını boş bıraktıklarını anladıklarında o hayatın önünden çoktan geçip gitmiş bir kadın.

 

Koşsalar da üçüncü çekmecedeki iyi niyeti ve merakın yanındaki askıda duran empatiyi yerinde bulamamış kişilerin acımasızlığına karşı dik durmaya çalışan,her sabah aldığı gazeteyle bilenen,sokağa çıkmaktan çekinen,akşam dokuzdan sonra aşağılayıcı sözlerin haklı hedefi olan,kitaplarını hep göğsüne bastırıp hızlı adımlarla yürümüş,yere bakmaktan taşların her detayını ezberlemiş,kalabalık yerlerde çantasını öne değil arkaya atmaya mecbur kalmış,üstüne doğru ittirilmiş insanların temasından kaçınmak için hep kenara çekilmiş, zamanla bunu hayat algısı yapmaya zorlanmış, kenara itilmeye çalışılmış bir kadın.

 

Üç yüz altmış beş günün bir gününde tıkıştırıldığı koğuştan hava alması için çıkarılmış bir kadın.

 

Günün kutlu olsun demeye dilimin varmadığı, kıyamadığım o güzel kadın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 247
Kayıt tarihi
: 31.12.14
 
 

Her gece ikişer dakika arayla beş alarm kurup her sabah onları üç kez ertelerim. Uyanır u..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster