Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aşk Yazarı Mustafa Çifci

http://blog.milliyet.com.tr/mustafacifci

11 Eylül '13

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
523
 

Bir kadının ahı

Bir kadının ahı
 

Bir Kadının Ahı


Yıllar önceydi...

Özel web sayfama bir mektup almıştım.

Kitaplarımı okuyan bir bayandan geliyordu mektup. Samimi, içtenlikle yazılmış satırlardı.

Benimle tanışmayı, bir dost, bir arkadaş olmayı çok istediğini yazıyordu.

Bir iki defa bende yazmıştım.

Zaman süresi vermeden bir gün buluşabileceğimizi söylemiştim.

Aradan günler geçip gidiyor ama o buluşma günü gelmiyordu.

Arada bir mesajını alıyordum.

Bazen öykülerimdeki kadını merak ediyor, onlar hakkında sorular soruyordu.

“Bu kadar çok sevgiyi nasıl verebiliyorsunuz, o kadın çok şanslı” diye yazıyordu...

Bu kadar yoğun sevgi verdiğinize göre daha fazlasını alıyor olmanız gerekir, 

Çünkü biz kadınlar aldığımızı çoğaltıp iade ederiz” diye not eklemişti.

Bense geri dönüş yapmıyor, aramıyor ya da bir tarih vermiyordum çünkü tüm boş vakitlerimi sevgilimle geçiriyordum.

Günler koşuşturmanın içinde geçip gidiyor, her fırsatta sevgilimle görüşüyor, buluşuyordum...

Bir dönem araya yaz tatilinin girmesinden dolayı sevgilimle eskisi gibi sık sık görüşemez olmuştuk.

Mesajlarla hasreti gidermeye çalışıyorduk.

Ve böylece sonbahara girmiştik...

Beklemediğim bir akşam vakti sevgilim beni arayıp mutlaka görüşmek istediğini söyledi.

Buluştuk.

Biraz farklı geldi, her zaman ki hali, neşesi, gülümsemesi yoktu.

Ben bir şey sormadan, konuşmadan, sohbet etmeden hemen konuya girmek istedi.

Birden endişelendim, hasta mısın, bir şey mi oldu? Hemen yardımcı olayım, dedim...

“Yok” dedi. “Öyle bir şey yok, farklı bir şey oldu.”

Nasıl farklı bir şey, ne olabilir ki?

“Seni aldattım!”, dedi. “Bir kaç ay birisiyle çıktım, evine gittim.”

İnanamadım bir an. Olmaz dedim. Bu mümkün değil, dedim. Yapamazsın, dedim.

Biz sevgiliyiz, her şeyden önce çok iyi dostluğumuz var, arkadaşlığımız var, bütün sırlarımızı biliyoruz.

“Yaptım”, dedi. “Çünkü senin sevgin tüm hayatımı kapladı ama bir şeyimiz eksik kaldı biliyorsun.”

“Eksik mi?”, dedim. “Nedir ki eksik kalan? Bu nasıl olur?”

“Evet”, dedi. “Eksik kaldı her şeyi yaptık, her şeyi paylaştık ama seninle hiç birlikte olmadık. Her şeyi yaptık ama tenlerimiz hiç buluşmadı.

Ve ben onun heyecanını da yaşamak istedim, şimdi pişman olsam da yaptım.”

Bir anda her şey değişti..

Ve içmeden çaylarımız soğudu.

İşte o gün hayatımda anladığım en iyi şey şu oldu;

Bir sevgi için, sevgili olmak, dost olmak, arkadaş olmak, sırdaş olmak yetmiyordu...

Bir şey paylaşılıyorsa her şeyiyle paylaşılması gerekiyordu.

Babaların çocuklarına para vermesinin yeterli olmayıp, sevmesi gerektiği gibi…

Bir kaç gün sonra, bir intikam alırcasına benimle buluşmak isteyen o kadını aradım.

Adımı duyunca durgunlaştı ses tonu, seninle hemen buluşmak istiyorum, artık zamanı geldi, dedim.

“Zaman mı?”, dedi. “O zaman çoktan gelip geçti. İki yıl, tam iki yıl seni bekledim. Sen kabul etmedin. Sadece okuduğum kitaplarından kendimi bulduğum öykülerindeki kadının yazarını merak ettim, tanımak istedim. Eğer kabul etseydin belki ilk ve son defa buluşmuş olacaktık, belki de uzun soluklu ve harika bir dostluk yaratacaktık. Sadece senden istediğim karanlıkta kaldığımda bir avuç aydınlıktı. Hatta senden bir çay, bir kahve, bir yemek, yemek sonrası yatakta istemedim. Seni çok sevmiştim, içim ısınmıştı sana ama artık seni görmek istemiyorum, başka birisiyle birlikteyim.”

Bir şey söyleyecek gücüm kalmamıştı.

Ve ikince defa darbe almıştım.

Ve sonra ekledi, yoksa ahım mı tuttu sana, o çok sevdiğin, kendisine öyküler yazdığın kadının nerede?

O günden sonra içimde eksik kalan aşkların acısını çektim bir süre. Özlemin ateşinde yandım. Sevgisine karşılık vermediğim, bir öpücüğü çok gördüğüm o kadından kalan o acıyı uzun zaman dindiremedim. Ve isyan ettim çoğu defa, beni üzen doğruluk olmaz olsun, uzak kalsın diyerek. Kendi gururuma yenik düştüm, bana yakışmaz dedim. Ama pişmanım. Yanlış yaptım.

Elinden tutup şehrin bilinmez sokaklarında gezebilirdik birlikte. Bir sokak lambasının altında masum bir öpücükle öpebilirdim. Yaptığım bir şey sonradan bana mutsuzluk veriyorsa doğru olabilir mi yapılan şey?

 Bir mevsim sonunda ömürden eksilen günler gibi, bir aşk biterken de insanın içinden eksilen bir şeyler oluyor. Her mevsim dalından düşen yaprak misali yokluğa karıştığı gibi biten her ilişkide albüm sayfalarına ekleniyor. Ve insanın gönlü her acıdan sonra nadasa bırakılan topraklar gibi yorgun kalmış olsa da yeni sevdalar için baharı bekliyor. Ve yeni sevdalarında Bir daha ki sevgimde açık ya da eksik bırakmadan hiç bir şeyde çünkü eksik ya da yarım kalan her şey hızla kendini yok ediyor ve bitiyor...

Aradan yıllar geçmiş olsa da kulaklarımdan hiç silinmedi; “hani o çok sevdiğin, kendisine öyküler yazdığın kadının nerede?” deyişi…

 www.mustafacifci.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 277
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 527
Kayıt tarihi
: 16.04.13
 
 

Yazılarında insanı derinden etkileyen yoğun bir duygusallık, hüzün, karamsarlık ve yalnızlık vard..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster