Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '08

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
3934
 

Bir kadının suya değiyor ayakları

Bir kadının suya değiyor ayakları
 

www.istanbul-resimleri.com


Prof.Dr. Mehmet Kaplan, Orhan Veli için Yahya Kemal ve Sait Faik’ten sonra Türk Edebiyatı'nda denizi ve İstanbul’u en güzel anlatandır der ve ekler; ‘’İstanbul’u Dinliyorum’’, ‘’Hürriyete Doğru’’, ‘’Deniz Kızı’’ şiirleri Türkçenin en güzel şiirlerindendir.

Orhan Veli’nin yaşamında, rüyalarında bile allı pullu gemiler görecek kadar denizin ve suyun büyük önemi vardır. ‘’İstanbul’u Dinliyorum’’ şiirinde hem deniz hem Yedi Tepeli İstanbul betimlemesi iç içedir.

Bir körün seslere duyduğu hassasiyetle anlatır kentin seslerini. Önce İstanbul’un yedi tepesinden birindedir. Belki bir ağaç altında oturmuştur. İstanbul’a özgü olduğunu düşündüğüm sakaların çıngırak seslerinin, rüzgarın ağaçlardaki hışırtısına karışmasıyla şiire giriş yapar. Ses benzerlikleriyle şiire ritim kazandırır. İkinci kıt’ada göçmen kuşların en önemli göç yollarından biri üzerinde olan İstanbul’un, zengin kuş çeşitliliğini vurguladıktan sonra, tepeden deniz kenarına iner ve su ile kadını bir çıplaklık içinde bütünleyen o muhteşem mısrayı şamar gibi çakar gözlerimize ;

''Bir kadının suya değiyor ayakları''.

Şimdi bir tarafında kapalı çarşı, işportacı çığlıklarıya Mahmutpaşa ve güvercinlerle dolu meydanıyla Eminönü vardır. Halice doğru yol alırken tersane işçilerinin ter kokularından dem vurarak açıkça işçi sınıfından bahseder. Deniz kenarındaki yalının kayıkhanesinin nemli ve loş serinliğinde soluklanmak istese de, başında lodosun sersemliği ile kent yolculuğu Beyoğlu’na doğrudur artık.

Yosma geceyi, yosmanın yere düşürdüğü gül kırmızıyı, kırmızı dudakları çağırıştırır. Dudaklarsa şehveti.

Yedi tepenin eteklerinde yüreği çırpınırken şiir sonlanır…

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul’u dinliyorum.

Orhan Veli KANIK

narçiçeği



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir şeyler olmuş yine:)(: Yetişemiyorum olanlara ki gerek de yok. Bazı cümleler vardır ki, bir kişiye hastır, onu anımsatır. Herkes gözleri kapalı İstanbul'u dinleyebilir ama aynı cümleyi kuramaz:)(:Kursa da bir işe yaramaz, herkes o cümleyi "Orhan Veli" diye okur. "Mavi".. ya da "Sevgiler maviyle.." herkes yazabilir bunu ama, kimin akla geleceği malum:)(: Sevgiler, aydınlık şehrimden yansıyan mavilerle.

derinmavi.. 
 01.12.2008 20:45
Cevap :
Canımcım, sen anlamışsın olanları. Bazıları başını kuma gömmüş kimse farkında değil gibi düşünsede...Güzel özetlemişsin teşekkürler, sevgilerimle...  02.12.2008 19:01
 

Odam da duvarda asili o siir ...yurda ozlemimi artirdin narcicegi kardes

Nursen 
 01.12.2008 3:20
Cevap :
Canımcım, bu şiir İstanbul'u ne güzel anlatır değil mi? Yüz yıl sonra da değeri değişmeyecek ve sevilecek bir şiir. Teşekkürler, sevgilerimle...  02.12.2008 18:56
 

şiirlerdeki mısra benzerliklerinin masum benzerlikler olamayacağını söylediğimde ''Ne yani Yahya Kemal'den sonra kimse şiir yazmamalı mı? Kapılar sürgülendi diyemeyecek miyiz, tırnak içine alarak çok bilinen bir şiirden alıntı yapamayacak mıyız?'' Şeklinde bir savunma getirerek, bu benzerliklerden rahatsızlık duyanları, işi ''Meyve veren ağaç taşlanır'' gibi sığ bir suçlamaya vardıracak kadar ileri götürmüştür. Doğru bildiğimi savunmak ve arkadaşlarımı korumak adına açıklama gereği duydum. Bilgilerinize...

narçiçeği 
 24.11.2008 15:10
 

Görsel sanattaki bu taklit konusu şiir ve edebiyat için çok geçerli bir şey değildir. Ustaların resimlerini (yada doğayı cisimleri, insanı) taklit ederek resim öğrenilir ama bu yolla şiir öğrenilmez. Şiirde sadece şu yol mübahtır. Büyük bir ustanın resminden etkilenip buna yeni yorumlar getirebildiğin gibi, büyük bir şairin şiirinden etkilenip buna dair bir şiir yazabilirsin. Yanılmıyorsam bu türe nazariye deniyor. Ama o zamanda mutlaka şu şairin şu şiirine nazariyedir diye belirtmek lazım. Yoksa betimlemeyi biz bulmuşuz gibi algılanmak anlamında kötü niyetle suçlanabiliriz. Galiba benim yorum da senin yazıdan çok Ezginin yoruma yorum oldu..:)) Napalım olur arada böyle şeyler..:)) Sevgileeer

Yıldız... 
 21.11.2008 16:59
Cevap :
Yıldızcığım, yorum yazmanın bir amacı da yazıyı çoğaltıp, konuyu açmak değil midir? Sen bunu fazlasıyla gerçekleştirdin. Teşekkürler canım. Sevgilerimle...  21.11.2008 18:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 1164
Toplam mesaj
: 290
Ort. okunma sayısı
: 1674
Kayıt tarihi
: 17.06.07
 
 

Emekliyim ama, yaşamdan değil; işimden. Eşim ve iki kızımla birlikte İzmir’de yaşıyoruz. Yazmak, oku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster