Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
984
 

Bir kasabada sinemacı olmak-4

Bir kasabada sinemacı olmak-4
 

Kış mevsiminde sinema iki farklı sorun yaşıyordu; kar yolları kapattığında filmlerin gelememesi ve elektiriklerin kesilmesi sorunu. İkisi de sadece sinemacının sorunu olmaz, tek eğlencelerini kaybetmenin endişesi ile tüm kasabalının sorunu olurdu. Kasabalı elektirikler olmadığında mumla, lambayla aydınlanma sorununu çözmeye razıyken sinemadan uzak olmak insanlara çok acı veriyordu. Biz çalışanlar olarak biraz dinleneceğimiz için elektiriklerin olmadığı zamanı dört gözle beklerdik çünkü biz sinemada çalışanlar için aynı filmi bir hafta boyunca izlemek hiç de eğlenceli değildi. Tam tersi yapılacak bayağı iş olduğundan bir film matinesine sinemayı hazırlamak bizi oldukça fazla yorardı. Bu nedenle haftalar sonra elektirikler geldiğinde kasabalı sevinçten havalara fırlarken bizler yorucu bir dönemin yine başlayacağına üzülürdük.

"Bu film aile filmi midir?" diye soranlar babamı en çok sinirlendiren müşterilerdi. Bu konuda kendilerine yanlış bilgi verdiğimiz bir çok ailenin sinemadan çıkarken; "Aile filmi diyorsunuz ama öpüşme var kardeşim" diye arada bir bizleri azarlamayı ihmal etmiyorlardı. Bu nedenle babam bir çok aile daha bilet almadan önlemini alır; "Bu film size göre değil "deyip savuştururdu. Oysa öpüşme dediysek o dönemin çok klasik görüntüleri ile oyunculardan birini hep ensesinden gösterip kadın oyuncuyu öpüyormuş havası verilen sahnelerdi. Şimdi geri dönüp baktığımda sinemanın sosyal yapıyı değiştirme yönünde ne denli bir güç olduğunu aşka ve bunun ötesinde gençlerin flört etmelerine sıcak bakmaya başlayan bir toplumsal yapının oluşmaya başladığını hatırlıyorum. İnsanlar modern masalların anlatıldığı yeşilçam filmlerinin etkisiyle giderek değişiyorlardı. Örneğin; Anne ve babalarından habersiz kaçarak gizlice evlenen iki genç filmde baba "Hulisi Kentmen" tarafından nasıl afediliyorsa kasabalı babalarda aynı role bürünebiliyorlardı. Devamı gelecek yazımızda diyelim. Saygılarımla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

işleten dayımın yanında çalıştım iki yaz, sinemaları çok severim, sinemacıları da

Oğuzkan Bölükbaşı 
 18.05.2007 12:50
Cevap :
Yazlık sinemanın apayrı bir atmosferinin olduğunu, bir kaç film izleyerek yaşamıştım. Yorumunuz için teşekkürler...  18.05.2007 13:59
 

Birileri okuyor bu seriyi. Eskiden anlatırlardı. Bizim ilçede tam 4 tane sinema varmış. Şimdi bir tane bile yok. İnsanların tek eğlencesi filmler. Bizim için sıradan gelen filmlere anne ve babalarımız ağlarmış. Şimdilerde sinema tekrar canlanmaya başladı. Ama sinemacılar cin gibi. ABD'de seyircilerin sinemada daha fazla para harcamaları için sürekli taktik değiştiriliyormuş. Fragmanlar, filmin sonunda ki çekim hataları, hep seyirci daha fazla kalsın para harcasın. Bu arada tuzlu yiyecekler ayrı bir konu. Önce yedir sonra susat. Yine de sinema çok güzel. Eğer o zamanlardan film afişlerini sakladıysanız şimdi onların antika değeri büyük. Saygılarımla.

Eşit Ağırlık 
 12.05.2007 22:14
Cevap :
Merhaba Harun bey, Maalesef o dönemden pek bir şey kalmadı elimizde. Bir ara bazı afişleri biriktirmeye başlamıştım fakat sinemamızın son dönemleri biraz sorunlu olduğu için bu çalışmamı sürdüremedim. Yazılara ilginiz için teşekkürler. Saygılarımla...  13.05.2007 20:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 250
Toplam yorum
: 260
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 898
Kayıt tarihi
: 06.10.06
 
 

İ.Ü Edebiyat Fak. Coğrafya bölümü mezunuyum. Lise, üniversite ve  öğretmenliğim boyunca yaşamı şi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster