Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
915
 

Bir kasabada sinemacı olmak-son

Bir kasabada sinemacı olmak-son
 

Beş yıllığına belediyeden kiraladığımız sinemanın 2.yılının sonlarına gelmiştik. İhale sonrasında gerçekleşen bu kiralamanın bize bayağı pahallıya mal olduğunu, elimizdeki paranın dışında oldukça fazla borca girdiğimizi hatırlıyorum Fakat bu iki yılın sonrasında borçları bitirmiştik. Artık sinemadan adamakıllı para kazanacağımız bir dönemin başladığını düşünüyorduk.

Soğuk bir kış günü kasaba kahvehanelerinde, sokaklarda büyük bir heyacanla; bir Başçavuşun şehirden getirdiği camlı bir kutuda çok uzaktaki görüntülerin izlenebildiği, şarkılar söylendiği, filmlerin izlenebildiği anlatılmaya başlandı. Kasabalı, Başçavuşun çatısına diktiği anteni görüp çevrelerine anlattıkça bu sihirli aletin işleyiş mekanizmasını daha fazla merak etmeye başladı. Sinemanın tamamemn dolduğu, çevre kahvelerden ek sandalyeler getirttiğimiz "Yılmaz Güney" filmlerinden birinin ikinci gününde sinemada iki seyirciyi görünce büyük bir şaşkınlıkla sinemaya gelen iki izleyiciye kasabalılara ne olduğunu sorduğumuzda; beyaz eşya satan bir mağazanın bir tv getirip vitrine koyduğunu ve kasabalınında vitrinin önünde tv izlediğini öğrenmiş olduk. Bu sihirli kutuyu bizde çok merak ettiğimiz için sinemayı kapatıp tv'nin bulunduğu mağazanın önüne gittik. Gerçekten büyük bir kalabalık büyük bir dikkatle vitrindeki tv'ye bakıyordu. Tv dediysem siyah beyaz, görüntü kaymaları ve karlanmalardan ne olduğu anlaşılmayan bir görüntü karmaşası şeklindeydi. Buna rağmen arada bir insan sululetinin görünmesi orada ki kalabalığı inanılmaz bir şekilde hayretlere düşürüyordu.

O günden sonra sinema hiç bir zaman eski günlerine dönemedi. Tv kalitesi arttıkça salon biraz daha boşaldı ve nihayet bir gün yağ deposu için bir başka kişiye belediye tarafından kiraya verildi. Tabii bizde ailece bu güzel başlayan süreci oldukça büyük bir zararla kapatmış olduk. Özellikle babam uzun bir süre tv ile pek barışık olmadı. Şimdi İstanbul'da ise en sevmediği mekanlardan birinin sinema olduğunu söyleyebilirim. Kendi sinemasını kapatıktan sonra hiç bir sinemaya gitmedi. Tam tersi bir şekilde zamanının büyük bölümünü bir zamanlar çok kızdığı Tv karşısında geçiriyor. Şahsen ben, hem sinema hem de Tv ile dostluğumu sürdürüyorum. Hangisi derseniz? Benim için sinema, yeri kolay doldurulamayacak bir hayal cennetidir. Saygılarımla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Ali İhsan Konuklu, bu sinema dizisi yazılarınızı bir romanın bölümlerini okur gibi okudum. Günlük tutsaydınız güzel de bir kitap olurmuş. Bu sinema dizisi yazılarınız beni çocukluğuma götürdü. Bana deseler ki ''Hayatta doyduğunuz tek şey nedir?'' Ben, ''sinemalar'' derdim. Erzincan'da üç sinema vardı, bir günde üç sinemaya da giderdim. Süleyman dedemin bakkalındaki yardımımın karşılığı olarak elime geçen paranın tamamı sinemaya, filmlere giderdi. Emek, Belde, Yenişehir sinemaları ne güzel yerlerdi benim için. Yazılarınızda anlattıklarınızı hep yaşıyorduk. ''Kendi sinemasını kapattıktan sonra hiçbir sinemaya gitmedi'' diyorsunuz ya babanız için. Benim de işlerimin çok iyi olduğu bir büro mobilyası mağazam vardı, gece yarılarına kadar mal satardım. Aile kavgamıza kurban gitti. Şimdi oranın kaldırımından bile geçmiyorum. Oradaki komşu esnaflar, çaylarını içmeye giderim sanıyorlardı; hayır gitmiyorum, kendi çayım daha iyi... Her zaman iyi olmanızı diliyorum. Sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 21.05.2007 21:06
Cevap :
Sayın hocam, Yazılarım ve sinema için yaptığınız yorum ve katkılar için çok teşekkür ederim. İşinize bağlı olarak yaşamış olduğunuz kırgınlığa fazlasıyla üzüldüm fakat insanların yaşadıkları olumlu ve olumsuz olaylarla tamamlandıklarına inanırım. Geriye dönüp baktığımızda o küçük kasabalarda sinema günlerini hatırlamak bile güzel, yaşam her yüzüyle karşımıza çıkıyor, ne kadar güzel yanlarını yaşamışsak kar saymalıyız diye düşünüyorum. Saygılarımla...  21.05.2007 21:18
 

Gerçekten üzücü. Babanızın sinemaya küsmesi. Şu sıralar sinemalar çoğalmaya başladı. Çok seviniyorum. Ama yeni meslekler kurulup eskileri gidiyor. Sinemadan sonra kiralık videocular vardı. VCD çıkınca onlar da kapandı gitti. Şimdi yeni bir tür DVD çıkmış 50 milyon gibi fiyatı var. Yazılar güzeldi. Seri erken bitti.

Eşit Ağırlık 
 14.05.2007 12:45
Cevap :
Merhaba harun bey, O günleri bir nebze olsun anlatabildiysem ne mutlu bana. Bu yazı serisine başlarken on yaşında o güzel günleri yaşamış bir çocuğun o yıllara olan borcunu ödemek istemiştim. Yazılar buyunca desteğiniz için teşekkürler. Saygılarımla...  14.05.2007 13:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 251
Toplam yorum
: 260
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 901
Kayıt tarihi
: 06.10.06
 
 

İ.Ü Edebiyat Fak. Coğrafya bölümü mezunuyum. Lise, üniversite ve  öğretmenliğim boyunca yaşamı şi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster