Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
627
 

Bir katilin kalemindeki kırmızı düşler

Bir katilin kalemindeki kırmızı düşler
 

Hayat hikayenin tam ortasında ölme şansın hep vardır ama hayat tamamlanması gereken bir görev.

Ölümün her şeyin sonu olmadığına dair bir kanıt arıyorsanız , benim yaşadığım zaman kapsülünü aç karna yutun.Yan etkisi mide bulandırmak gibi yaşamın belirtilerindendir.Fakat kan tadı hoşunuza da gidebilir.

Ölmek insanın canını yakar ama yaşamaya devam etmek çok daha fazla acıtır.Ben bu nedenden ötürü Tanrı’nın görevlerinden birini yerine getirmekten sorumlu tutarım kendimi;ve bazen Tanrı’dan daha merhametli davranabilirim.

Eğer bu filmi daha önce de gördüm diyorsanız, okumayabilirsiniz ve korkmamalısınız…Bu aranızda dolaşan birçokları için geleceklerinin özgeçmişi yalnızca.

İlk kurbanım-aslında kurban demek küçük düşürücü biraz-düzeltiyorum ilk şanslı kişi bir üniversite öğrencisiydi.Sıradan değildi çünkü güzel bir kızdı ve okuduğu okulu da düşünürsek zeki de sayılabilir.Ama büyük bir hata yaptı ki henüz hayatında hiç kimseyi öldürmemiş biri için ne kadar üzücü olduğunu düşünün.Sanırım hiç manik-depresif biriyle karşılaşmamıştı ve ben Kadıköy-Eminönü vapurunda yanına oturup da muhabbet etmeye çalışınca bana deli dedi ve başka bir adamın yanına oturdu, üstelik benden normal gözükmüyordu;bahse girerim bir şizofrendi.Fakat siyah saçlı, geniş kalçalı ve kalın dudaklı zavallı kızı gideceği yere kadar takip ettim.Tramvayda karşısına oturduğum halde beni fark etmedi bile.Tanrım onun gözünde de mi saydamdım.Saydam ve deli.

İstanbul da insanlar yalnızca ayakkabılarına bakar yürürken ve 2 metre ötede birini öldürseniz görmezler bile.Bu da yalnızca benim gibi saydam ve deli olanlar için avantaj belki ama beni ilgilendirmez.Ölen birinin yerine yenisini yapıyorlar nasılsa.

Bana söylediği kadarıyla adı bir çiçek ismiydi ama söylediği an unuttum.Nasılsa öldükten sonra yüzü, kimliği ve ruhu olmayan bir hayalet olacak.Ondan geriye bıraktığım yerde artık varolmayan vücudunun tebeşir izi kalacak.
Onu kendi evinde öldürmek istedim ama yerini söylemedi.Rahmetli bu iyiliğime hayır dediği için benim evime gittik.Ama onu nasıl öldürdüğümü anlatmak istemiyorum sadece çok kan aktı diyebilirim.İnsan ilk işinde yaratıcı olmak istiyor ki ölümsüz olabilsin.

İşim bittikten sonra onu arabama atıp karanlık bir yerde bıraktım.Ve cebine şu dizeleri koydum ki bulanlar niye öldüğünü anlasın.O yaşamak için başkalarını harcayanlardan.Yaşamını elinde tutmayı bile beceremeyen bir korkak.

“Şimdiye dek düşünmediyseniz

Bakamayın içinde ne var

Küçük bir kitaptır yaşamak

Elinde tutmaya yarar.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

size bir şey yazdım geldi mi ,acemiyim burada bilemiyorum

cengizhan bayraktar 
 26.04.2008 21:23
Cevap :
evet geldi ama sanırım sizin henüz bi sayfanız yok  28.04.2008 19:40
 

bu durumda "ölümün tanımı da hayatların çeşitliğine göre çoğalır"sonucuna varmamız olası..

cengizhan bayraktar 
 22.02.2008 16:42
 

"hayat tamamlanması gereken bir görev" değildir diye düşünüyorum.Aksine ölüm,tamamlanması gereken bir görevdir.

cengizhan bayraktar 
 21.02.2008 17:15
Cevap :
hayatın tanımı hayatların çeşitliliğine göre çoğalır...  22.02.2008 15:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1436
Kayıt tarihi
: 24.06.07
 
 

19 yaşında İstanbul Üniversitesi'nde amerikan edebiyatı öğrencisiyim. Hobilerim: okumak, yazmak, fil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster