Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
138
 

Bir Kedim bile var

2011 in son günü gelen acı haber herkes gibi beni de yüreğimden vurdu. Bu ruh haliyle akşam hiçbir yere çıkmayıp, evde oturmayı tercih ettim. İki okkalı dublenin etkisiyle de koltukla uzanmış yorgun bedenimi dinlendirirken evin girişindeki camlı kapıya vurdu birileri. Üstelik de trompet çalar gibi ritmik vuruşlarla.

Karanlıkta kimseyi seçemeyince ışığı yaktım ki ne göreyim, iki arka ayağı üzerinde yükselmiş, ön ayaklarıyla cama vuran bir beyaz kedi.

Doğrusunu söylemek gerekirse, her ne kadar hayvanları sevsem de bire bir hiçbir hayvana özel bir yakınlığım, sahiplenmişliğim olmamıştı. Daha da ötesi, hayvanlara çok aşırı düşkün insanları da biraz abartılı bulurdum hep.

Sağanak yağan yağmura inat neşesinden hiçbir şey kaybetmeyen ve ısrarla ilgi bekleyen bu kedi de büyük olasılıkla yazın Bodrum’a gelip hayvan sevgisini bu kedinin üzerinden yaşayan ve nasıl bir sevgiyse, giderken de sokağa bırakan o hayvansever! bayanların birinden kalmaydı. 

İki gündür gökyüzünü kaplayan kara bulutların aksine maviye çalar gri gözleriyle beni kendisine öyle bir bağladı ki, ben bile kendime inanamadım.

Bu nasıl bir duygu, nasıl bir bağlılık, gerçekten anlatmakta zorlanıyorum. Daha önceleri de ara sıra sokakta, kapı önünde falan görmüşlüğüm vardı ama sanki ilk kez tanıyormuşum gibi onu incelemeye, yakınlaşmaya çalıştım.

Yağmur giderek şiddetini artırmıştı ve benim koyduğum adıyla Pamuk Kedi sığınacak bir yer, sahiplenecek birini bulmanın hazzıyla pek bir mutlu, kendini sevdirmek için olmadık şaklabanlıklar yapıyordu.

Pamuğa biraz süt, kendime de sütlü bir neskafe hazırlamıştım ki, önce gök gürültüsü sandığım bir sesle Pamuk kedi olduğu yerde sindi, başını gövdesine doğru çekip, yumdu gözlerini. Korkmuştu zavallı hayvan Bodrum semalarını aydınlatan havai fişeklerin gürültüsünden.

Burada yağmur ve mevsim normallerinin üzerinde soğuk varsa şimdi Uludere’ ye, Van’ a kar yağıyordur mutlaka. Deprem çadırlarında soğukta titreyen bebeler, Günyazı’ da bir operasyon kazası’ nda yitip giden otuz beş cana ağıt yakan analar ve Bodrum’ da gökyüzünü aydınlatan havai fişeklerin eşliğinde eğlendiğini sanan insanlar.

Ne de olsa ölenlerin hepsi kaçakçı ve üstelik de kürt yurttaşlardı. Varlığında bile yok sayılanlar şimdi ölseler ne yazardı! Onlar için eğlenmeye ara verecek değillerdi ya!

Sanki içimde esen fırtınayı anlamış gibi bacaklarıma dolanmış, şirinlikler yapmaya çalışıyordu Pamuk Kedi.

Karanlık bir oda da ben ve maviye çalar gri gözleriyle bir sahipsiz kedi, Bodrum’ da, Taksim’de, Kızılay’ da çılgınca eğlenen kalabalıklar ve bir sınır köyünde yerde yatan otuz beş cansız beden………

Ve ben, babasının ölümünde bile ağlayamamış, yüreği ellerinde gezen adam, şimdi ağlamak istiyorum ama bu kez de karşımda beni teselli etmeye çalışan kediden utanıyorum.

Bir yeni yıla girerken ne yazık, ne yeni umutlarım, ne hayallerim, ne geleceğe ilişkin beklentilerim var.

Artık ne Ergenekon, ne Susurluk, ne faili meçhul cinayetler, ne yeni anayasa, ne  giderek muhafazakarlıktan hızla milliyetçiliğe sürüklenen AK Parti iktidarı, ne de muhalefet etmeyi bile beceremeyen CHP’ nin ikircimli, tutarsız tavırları ilgilendirmiyor beni.

Şimdi biliyorum ki, Şırnak’ ta, Van’ da, Uludere’ de kar yağıyordur.

Şimdi biliyorum ki, yurdun herhangi bir yerinde yine kadınlara şiddet uygulanıyor, yine bir erkek çok sevdiği için! ya sevgilisini, ya eşini dövüyor ve belki de hızını alamayıp, bıçaklıyordur.

Şimdi biliyorum ki, bir çok siyasi toplantı ve kulislerde, önümüzdeki dönem kim ilçe başkanı, kim belediye başkanı, kim milletvekili olacak hesapları yapılıyordur.

Şimdi biliyorum ki, meydanlarda timsah gözyaşı dökenler, kapalı kapılar ardında yeni operasyonlar planlıyordur.

Ve ben eminim şimdi bu güzel yurdun bir çok yerinde yetim çocuklar babalarını, gözü yaşlı analar, hiç uğruna ölüp giden gencecik çocuklarını özlüyor, uğruna saçlarını süpürge edemediklerine ağıt yakıyorlardır.

Ve ben yağan yağmura, kara, fırtınaya, soğuğa inat; yeni yılın ilk günü karşımda sırtını güneşe verip yatan, maviye çalar gri gözlü, beyaz kediye gıptayla bakıp, yazımı bitirmeye çalışıyorum.

Yeni yılda yeni hayallerim, yeni umutlarım olmasa da, en azından ve ilk kez bana sevgiyle bakan şirin mi şirin, adı pamuk, bir kedim var.

      

       

ayhanongun@gmail.com         03.Ocak 2012/BODRUM

        

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 157
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Barış içinde, birlikte yaşayabilmek adına insan ve emek odaklı paylaşımlardan yanayım.   Öğretmen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster