Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '10

 
Kategori
Evcil Hayvanlar
Okunma Sayısı
8753
 

Bir kediye mektup

Bir kediye mektup
 


Bir ilkbahar günü girmiştin hayatıma.

El kadardı gövden, kurşun kalem inceliğindeki bacaklarınla, sizleri yakalayıp oturttuğum kucağımdan, gözlerinizi kırpıştırıp bir an için yüzüme baktıktan sonra, iskemlenin yüksekliğine aldırmadan, bir hamlede aşağıya atlamıştın önce sen. Ayni şeyi, annenin karnını birlikte terkettiğin kardeşin de yapmış, o da atmıştı kendisini kucağımdan senin ardından.

Tanımadığınız bir insan, o kadar yabancıydı o zaman sizler için. Dünyaya geldiğiniz orman kenarındaki o bahçeli evde, annenizin sahibesinden başka insanlarla karşılaşmamıştınız henüz çünkü.

Evime taşınmanız için oniki haftalık olmanızı beklemem gerekmişti.

Sıcak bir temmuz günü, üzerine temiz bir mutfak havlusunun örtülü olduğu bir sepet içinde, arabamın arka koltuğuna koymuştum ikinizi de. Yol boyunca gıkınız çıkmamıştı.

Evdeki ilk günleriniz, yeni geldiğiniz ortamı yadırgayıp bodrum katında saklanmalarınız. Kardeşin daha sıcak kanlıydı, hemen ilk haftada kucağımda oturmanın keyfini keşfetmiş, boyunun iki katı büyüklüğündeki kocaman mırlamasıyla el koymuştu yeni sahibesine. Sen ise hala dikkatliydin, verdiğim mamayı yiyor, bütün hareketlerimi takibediyor ama aramızdaki mesafeyi korumaya kararlı görünüyordun. Üzerine varmamıştım. Neticede kendin karar verecektin ne yapacağına.

Sonra hiç unutamadığım, galiba geldiğinizin ikinci haftasındaki o öğleden sonra. Merdivenlerde oturmuştum, kardeşin büyük rahatlıkla kucağıma yerleşmiş, bariton mırlamasını koyuvermişti yine. Sen ise iki adımlık mesafeden yine bizi inceliyordun. Ben kardeşini okşamakla meşguldüm ki, bir anda bacağımda bir dokunuş hissettim. Hayretle ve sevinçle ilk defa yanıma sokulmuş olduğunu gördüm, patilerinden biri kucağımdaydı. Ardından ikinci patini yerleştirdin ve sonra da sessizce ve yavaşça oturdun kucağıma. Bu hareketin, sonraki ondokuz senelik tüm yaşamının bir simgesiydi sanki. Sessiz, çekingen, munis ve sevgi dolu bir varlığın yaşamı.

Sonrası yıllar süren kocaman bir aşk hikayesi.

Siz iki kişiydiniz, benim kalbimde ise ikinize de kafi yer vardı. Ve siz ikiniz de beni, küçük kalplerinizin tüm gücüyle sevdiniz.

Siz iki kediydiniz, birbirinin olabildiğince zıddı olan ve bu zıtlıktan doğan muhteşem bir renklilikle, bulunduğunuz ortamı sınırsız zenginleştiren.

Kardeşin; gürültücü, neşeli, harbi, oyuncu, hatta bazen kavgacı, güzelliği ve zerafetiyle gururlu, kaprisli, tombulluğa meyilli, çok kere kendisi kışkırtıp, oyun kızıştığında herkesten fazla yaygara yapan.

Sen; sessiz, yumuşak başlı, ince uzun yapılı, kocaman yeşil gözlerinin cazibesinin farkında olmayan ama senden daha güçsüz olan kardeşinin hegemonyasına tahammüllü ve bir adım geride kalmaktan hiç de gocunmayan.

Birlikte oyunlarınız, evin altını üstüne getirmeleriniz, yemek saatlerinde neredeyse boyumca zıplamalarınız, merdivenlerde bir at sürüsünün gürültüsüyle bir aşağı bir yukarı kovalamacalarınız, yorulduğunuzda ayni sepette veya ayni koltukta birbirinize sarılıp uyumalarınız.

Koşarken çarpıp kırdığınız vazolar, tırmandığınız perdeler, tırnaklarınızı bilediğiniz mobilyalar, tüy içinde kalmış kazaklarım, şallarım, giysilerim, şimdi gülerek hatırladıklarım, yaşattığınız güzellikler ve yaydığınız neşe yanında lafı bile edilmeyecek.

Her eve gelişimde verandadaki karşılamalarınız; geciktiğimde, arabamla sokağın köşesinden dönünce farkettiğim, pencerelerdeki bekleşmeleriniz.

Annemin vefatında ikinize sarılarak ağlamalarım, saatlerce kucağımdan inmeden, ellerimi yalayarak, göğsüme sokularak, yüzüme sürtünerek acımı paylaşmalarınız.

Eşimin ameliyatında ve sonrasında, yalnız geçirdiğim o bitmeyen gecelerde yamacımdan bir saniye uzaklaşmadan benimle oturup kalkmanız, benimle uyumanız, benimle uyanmanız, bana güç vermeleriniz,yalnız olmadığımı hissettirmeleriniz.

Gözlerimin içine bakıp ne dediğimi anlamanız, ne dediğinizi bana anlatmanız.

Bazen bir şeye kızıp azarlamış olsam bile, hiç gücenip kırılmadan benden esirgemediğiniz mırıltılı şarkılarınız.

Yıllarca bana attırdığınız kahkahalarım; sizlere baktığımda, bir duruşunuzu, bana bir bakışınızı gördüğümde tüm sıkıntılarımın, üzüntülerimin dağılıvermesi.

Sınırsız dostluğunuz, koşulsuz sevginiz, çıkarsız yakınlığınız.

Ve bütün bunlar, bütün bu ihtişam geride kaldı şimdi.

Çünkü şimdi yaşamımda yoksunuz ikiniz de artık!

Üç yıl önce kardeşin terketti önce bizi. Ve şimdi de sen !

Bir hayvan bir insanın nesi olur , nesi olmalıdır?

Kedisi, köpeği, atı, tavşanı, kuşu, balığı vesaire?

Yoksa arkadaşı, dostu, can yoldaşı, sevgilisi, bir tanesi, sırasında herşeyi?

Bir hayvan için bu kadar göz yaşı dökülür mü?

Bu sorulara başkalarının ne cevap verdiği umurumda bile değil. Benim gözyaşlarım dinmek bilmiyor.

Çok özlüyorum seni güzelim. Çok özlüyorum ikinizi de!

Biliyorum, herkesin birgün gideceği gibi, gitmeniz gerekti o kaçınılmaz an geldiğinde sizlerin de.

Benim de günün birinde buralardan gideceğim gibi. Ve belki de şu anki tek tesellimdir bu düşünce.

Ve o zamana kadar kalanlar bana, her gidenin ardından olduğu gibi, yine anılar.

Bir ilkbahar günü girmiştin hayatıma.

Ve soğuk bir kış gününde, hayatımdan çıktın gittin işte şimdi.

Çevreyi saran karların üzerinde silik bir pati izi bile bırakmadan ve beni ardında çaresiz, umarsız koyarak.

Yapabileceğim tek şey şu an, bana verdiğin, verdiğiniz herşey için, sizinle geçirebildiğim o şahane zaman parçası için tüm kalbimle teşekkür etmek ancak.

Yolun açık olsun küçüğüm.

Asi Güvercin bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hatta kedilerle ilgili bir klip hazırlamıştım. Bunu da sizinle paylaşmak istedim şimdi: www.dailymotion.com/video/xb83o8_kedili-klip_music . Kedilerinizin mekanı cennet olur inşallah. Yazınız çok güzel ve dokunaklı. Saygılar...

Ali Haydar ÖZKAN 
 21.02.2010 1:36
Cevap :
Klibinizi izledim Ali Haydar bey, çok güzeldi. Beni gülümsettiniz, sağolun. Gerçek kedi severlerle bu konuları paylaşmak çok güzel. Ayrıca "Ezilme pisi pisi" adlı bloğunuzu da okudum. Hala sokaklarda sahipsiz hayvanların bulunması ne kötü:( Yazım yürekten geldi, övgünüze ve iyi dileklerinize teşekkür ederim. Selam ve sevgilerimle.  21.02.2010 19:15
 

Zuhal'cim duygularını okurken, zaman zaman yazılarında, mailinde paylaştığın anılarınız aklıma geldi...Ne büyük bir sevgi ve ne büyük bir boşluk yaşadığını tahmin edebiliyorum. Bizlerle duygularını paylaştığın için çok sevindim. Sessizliğin daha endişelendiriyor ve sabırla iki satır da olsa blogunda birşeyler görmek istiyor insan... Güzel paylaşımlarını da bizler özlüyoruz, biliyorsun. Sevgilerimle..

Saime Eren 
 20.02.2010 18:33
Cevap :
Merhaba Saime'ciğim, nihayet kendimde iki satır karalayabilecek gücü bulabildim. Sevgi de büyüktü, boşluk da o nisbette büyük. İnan, hiçbir şey için hevesim yoktu. Başka bir konuda yazamadım, kedilerle ilgili hiç yazamadım, çünkü kelimelerden önce gözyaşları dökülüyordu ortalığa. Bir zaman evde hiç kalamadım, kendimi sürekli dışarıya attım. Beni düşünen dostlarım olduğunu biliyordum ve buna çok müteşekkirim. İnsanın sevdiği varlıklardan ayrılması- insan hayvan farketmez- yaşamda en acı veren şeylerden biri. Ama bu da insan yaşamının parçalarından biri işte. Sevgili arkadaşım, vefalı dostum sana tekrar ve özellikle teşekkür ediyorum. Çok sevgilerim, çok selamlarımla.  21.02.2010 17:05
 

Mektubunuzu gözyaşlarıyla okudum sevgili Zuhal hanım, yüreğim en ince yerinden sızladı, sızladı.. Onlar, sevmeyenlerin anlayamayacağı birer sevgili, Allahın lutfu değerler bizler için. Mektubunuzu esefle, endişeyle okudum. Şu anda evimizde bizlerle yaşayan Topik adlı kedimize baktım, içim yandı inanın. Aynı sonu yaşayacak olmanın çaresizliği çok acı veriyor.Bakın ben yazarken karşımda pembecik burnu, güzel gözleriyle bana bakıyor, sanırım Zuhal teyzeme ben de başsağlığı diliyorum! diyor gözleriyle, acınızı paylaşıyor sabırlar diliyorum Zuhal hanımcığım.Selam ve sevgilerle..

Gülpembe 
 20.02.2010 14:38
Cevap :
Sevgili Gülpembe, benimle birlikte hisseden güzel yüreğinize ve duygulu sözlerinize teşekkür ederim. Birlikte yaşadığımız hayvanlarımıza çok bağlanıyoruz, bize en iyi şekilde arkadaşlık ediyorlar, bize saf bir sevgi yaşatıyorlar. Bazıları hayvanların gösterdiği sevginin karşılıksız olmadığını, yemek ve bakım karşılığı olduğunu iddia ederler. Onlar bir hayvanla gerçek bir arkadaşlık kuramamış olanlardır, tecrübeleri eksiktir. Bir hayvanın insanın duygularını nasıl hissettiğini, yemek söz konusu olmadan da nasıl sevgi bahşettiğini bilemezler. Topik'i benim için kucaklayıp tombiş yanaklarından, tam bıyık köklerinden öpün olur mu? Onunla birlikte geçirdiğiniz zamanın her anının keyfini çıkarın. Onların ömürleri bizimkilerden kısa. Eninde sonunda terk ediyorlar bizi. Ama yanımızdayken bize verdikleri baha biçilmez şeyler. Çok selam ve sevgilerimle.  21.02.2010 16:50
 

Bazı kediler, içinden pazarlıklı olur. Bunca sene bize çaktırmadan, hasretini, sevgisini, aşklarını, özlemlerini, hülyalarını, arzularını bastırabilmiş. Ama, sekiz katlı apartmandan korkmayarak kendini diğer mırmırların arasına salıvermekten çekinmemişti. Evdeki yastıkları kedi zannedip, üzerine çullanarak, yastığın ucunu da kedi kulağı zannedip ısırarak, iniltileriyle üçüncü oktava kadar inen sesleriyle gönüller dağlayan bizim kedi, aşka susamıştı. Susuzluğunu gidermek için, pahalı oyuncaklar da kâr etmedi. Dışarıdan onu çağırıyorlardı. Parola kararlaştırmışlardı. O sese daima kulak verdi. Gitti gitti, balkonlardan aşağılara baktı zavallıcık. Sonun da bir daha attı kendini aşağı. Sardık sarmaladık, geri getirdik. Yanına dişi kedi almak istemedik. Evin tek sevgilisiydi zira. Üçüncüsünde de atladı. Ve aşağıda bulamadık.Mahallenin bıçkınları, eli ayağı düzgün böylesi hanımevladı, erkekliği sıfır numara olan kediyi kaçırır mı?Daha sonraları, karısı ve çocuğu ile el öpmeğe geldi bize. Yaa!

Muzaffer Cellek 
 20.02.2010 11:33
Cevap :
....verdiğimiz kedimiz teenager çağına gelince, çevredeki tüm kediler bizim evin etrafına toplanmaya başladılar. O zamanlar kısırlaştırma olayı pek revaçta değildi. Bizimki zamanının tümünü terasta, aşağıdaki kedilerle çeşitli tonlarda mesajlaşarak geçirmeye başladı. Caddeye bırakmıyorduk, ezilecek diye. Terastan arka tarafa gitmek için de bir yol yoktu. Karşılıklı ne tür konuşmalar geçtiyse, birgün evin açık kapısından başka bir erkek sarman evimize dalarak, bizimkiyle müthiş bir kavgaya tutuştu. Caddeye fırlamışlar, boğuşuyorlardı, tüm trafik durmuştu, zorla ayırdık. Daha sonra bu sarman hergün evin kapısına çeşitli ıslak işaretler bırakarak ve sloganlar atarak bizimkini deli etmeye devam etti. Ve günün birinde bir dikkatsiz anımızda evin kapısından fırlayıp kaçan Duman, bir daha geriye dönmedi. Herhalde sarmanla hesaplaşmaya gitti ve sonra ne olduysa, bir daha da ondan haber alamadık:( Bende çok kedi öyküleri vardır, belki zaman zaman yazarım. Çok selam ve sevgilerimle  21.02.2010 16:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 554
Toplam mesaj
: 96
Ort. okunma sayısı
: 1376
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster