Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
111
 

Bir Kent Konseyi utopyası

Bizim gibi 3. Dünya ülkelerinin binlerce yıllık tarih ve kültür geçmişine rağmen Yeni Dünyanın taze devletlerini örnek almasından her seferinde gocunmuşumdur! Bu gocuntum, geri kalmışlığın utancının dışa yansıması da olabilir. Ama her seferinde bıkmadan, sıkılmadan tekrar etmekte fayda gördüğüm bir şey var: “Teknoloji dahil bir şeyleri satın alarak ‘başaran’ kim ya da ne olursa olsun kesinlikle başarmaktan söz edemez ve her zaman geri kalmaya mahkumdur!

Geri kalmış ya da geri bırakılmış olmak birilerini taklit ederek giderilecek hastalıklardan değildir. Taklitçi her zaman taklit ettiği, “asıl” olanın arkasında kalır…

Ülkemiz, dünya sanayi devrimi yaşarken başka başla işlerle uğraşmanın uyutulmuşluğu içerisinde 300 yıl geçirdi. Bu süre boyunca, sanayi devriminin yaratıcıları, teknolojinin sağladığı bilimsel kazanımlar dışında; ekonomik, sanatsal, kültürel, toplumsal ve siyasal kazanımlar da elde ettiler.

Belki de bu kazanımlardan en önemlisi siyasal olanıdır.

Sinema filmleri, belgeseller ve benzeri görüntülü (TV) programlar gibi propaganda araçlarında sürekli “özgürlükler ülkesi” diye ‘dayatılan’ imajın sahteliğini artık bütün dünya fark etmeye başladı. Evet, Amerika’dan bahsediyorum. (Amerika, deyince başka bir şey anlayanlar için belirteyim: Yani ABD!) Toplumsal bağların oluşması için gerekli ilişkileri kurmak için...

Beş asırdan bu yana dünyanın çeşitli yerlerinden, kitleler halinde göçtüğü bu ülkede halen uluslaşmasını tamamlayabilmiş değildir. (Daha önce, “Samuel P. Huntington” (1) başlıklı yazımda da belirtmiştim: Uluslaşma için 3-5 asır değil, belki 3-5 bin yıl yeterli olabilir…)

2008 krizi ile büyük yıkım yaşayan Amerika, bir süredir; “kriz sonrasında…” diye tarif edilen ekonomi haberleri ile sanki kriz bitmiş imajını oluşturmaya çalışan bir propaganda servis ediyor…

Ama kriz bitmedi. Krizin bitmediğini, büyük Amerikan şirketlerinin ekonomik durumları ile ilgili haberlerden ve bu haberlerde verilen kötü profilli ekonomik yorumlardan rahatça anlayabiliyoruz.

Son haber, Amerikan kentlerinin bitti denilen kriz yüzünden, aradan 4 yıl geçtiği halde batıyor olması ile ilgili. Amerikan gazetelerinde şu günlerde bu konuşuluyor.

Birçok gazetenin manşetten verdiği açıklama aynen şu: “San Bernardino Kent Konseyi, düşen vergi gelirleri, artan istihdam maliyetleri ve ana hesaplarda yaşanan tutarsızlar sebebi ile iflas için başvuruda bulunma kararı aldı!”

Kim almış?

San Bernardino Kent Konseyi!

Bitmedi! San Bernardino, California eyaletinde bu yıl iflasını isteyen üçüncü “kent”miş!

Koskaca kentin iflasını bırakın Washington’u, California’ya bile sormadan alan kurum neresi? Kent Konsey!

Bunu yazmaktaki amacım ne?

Bizde, Belediye Meclisi ya da İl Genel Meclisi gibi bir seçilmişler meclisinin böyle bir kararı alabilmesi mümkün ola bilir mi? (Kararı boş verin, böylesi bir durumu ‘düşünemeyiz’ bile!)

“Konsey dün (Temmuzun ilk haftası), bir üyenin katılmadığı toplantısında ikiye karşı dört oyla iflas başvurusunda bulunma kararı aldı” şeklinde bir basın bildirisi var. Yahu bu kasabada kaymakam, belediye başkanı ya da bağlı olduğu ilin valisi, milletvekili yok mu?

California Eski Valisi Terminatör, görevde olsaydı o ‘konsey üyelerini’ salça yapardı! :))))

Öyle, “cart” diye karar alınıp, söylenir mi?!

* * *

On binlerce yıldır o topraklarda yaşayan Amerika’nın gerçek sahiplerini katleden ve bu katliamların barış için yapıldığını iddia edebilen yüzsüzlükler silsilesi bugün de devam ediyor. Her türlü doğal değerin 500 yıl öncesine kadar hiç bozulmadan durduğu topraklara gelenler bir vandalist (yağmacı) gibi şuursuzca ve kontrolsüzce tüketmenin hızını alamamamın çılgınlığı ile kendi kendine yetememe meselesi ile karşılaştılar! (Bu ‘meseleyi’ biz de biliyoruz… Canlı ve güncel olarak!)

Amerikan halkı, bugünlerde, birer ikişer batan şehirlerinde, sakin hayatlarını sürdürebilsin diye çoğu yeni göçmenlerden ve tutunamayanlardan oluşan Amerikan ordusu dünyanın dört bir yanında yağmalamadık ülke bırakmadı. Kimisinin petrolünü, kimisinin ormanlarını, kimisinin elmaslarını, kimisinin madenlerini yağmaladı ama bu Amerikalılar bir obez ki sormayın..! Zavallı ordu, Amerikalıları bir türlü doyuramadı. Çizgi filmlerdeki Tasmanya Canavarı gibi ne bulurlarsa vıııjt diye silip süpürüyorlar.

Baksanıza kentler PÖLP diye batıyor!
 

Hep sevgi ile kalın!

Murat SEVGİ
http://twitter.com/muratsevgi

 _____
(1) Murat SEVGİ, “Samuel P. Huntington”, 21 Aralık 2009
http://blog.milliyet.com.tr/samuel-p--huntigton/Blog/?BlogNo=220150

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1065
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster