Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '12

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
318
 

Bir kez daha düşünün

Bir kez daha düşünün
 

Görsel internetten alıntıdır.


Bir elimde çantam, diğerinde sabah çayına eşlik edecek olan sıcacık simidim, daha yarı aymış yarı aymamış bir vaziyette koşturarak binanın merdivenlerinin önüne geldiğimde, kulakları çınlasın Vali Bey makam arabasından inmekteydi. O kadar ince düşünceli bir insandı ki asla bayanların önünden geçmez hep yol verirdi nerede karşılaşsak. Ben geri durdum bekledim O geçsin diye, O'da bana yol verip bir yandan da hatırımı sordu. Ardından da "Hayırdır Nuray Hanım hafta içi bitmedimi işler, bugün burdasınız" deyince şimşekler çakıverdi beynimde.  Alışkanlıktan olsa gerek cumartesi sabahı yataktan kalkıp, fırlayıp soluğu dairede alışım.

 

Yıllardır süregelen telaş içerisinde, hem kendi paranı kazanıp harcamaya hem de ister istemez oluşan sosyal çevreye alışmışsındır. Hem yakınır hem de yaparız bazı şeyleri. Çalışmak da bunların en başında gelenlerden biri sanırım. Sabah yatağında mışıl mışıl gibi uyumak,  sonrasında kalkıp mis gibi bir kahvaltı ardından televizyon karşısında gazete-kahve keyfi yapmak varken, her gün her durumda erkenden kalkıp sokaklara saçılmak az mızmızlanılası birşey değil elbette. Yaz kış, keyifli keyifsiz, mutlu mutsuz, hasta veya sağlıklı her koşulda hergün yapılması gereken birşey bu. Bazen söyleniriz ya, en çok sevdiğin şeyi bile sürekli yapmak bıktırır insanı diye, çalışmaktan bıktığımız, söylendiğimiz de çok olmuştur sanırım.

Amaaa;

Gün gelip emeklilik  karşıma çıkınca, önce sevindim, maraton koşup ipi göğüslemiş gibi hissedettim  kendimi. Kolay değil yıllar süren bir koşturmaca bitecek artık bütün zamanlar benim olacaktı. İsterdiğim kadar yatıp, istediğim zaman kalkma özgürlüğü benimdi artık.

Öyle de oldu. Şimdi herşey keyfime göre, çogunlukla ben keyfim ve kahyası birlikte takılıyoruz.

Diğer yandan bakıldığında da İçinde gençlik, heyecanlar, hareket, bebekler, çocuklar, okullar, doğum günleri vs.vs dolu bir dönemden, bir eşiği atlayarak bir başka döneme, içinde ilaç kutuları, doktor randevuları, torunlar falan olan döneme geçmek bu.

 

Ama bugün düşündümde; kişi benim gibi hem sırtını devlete dayayanlardan biriyse  hem de bugünün şartlarına bakılıldığında cüzdanı epeyce dolduran maaş her ay biri bitmeden diğerine yetişiyorsa ve sen bunları bırakıp, kitapların, eşofmanların ve  kahve fincanını tercih etmişsen, geri dönüp bakmayacaksın dedim kendime. Sırtını dayadığın devlete verdiğin yıllarca emekten sonra elinde o günlere ait olarak kalan tek şeye, yani yeşil pasaporta bakıp kalacaksın:)

Şimdi iki dudağı arasındayım iktidarın, emekliye zam var mı yok mu? Onlar gerek görürlerse yüzde bilmemkaçlık bir sevindirme yapacaklar. Yapmazlarsa?

İşte onu ben de bilmiyorum.

Sevgilerimle...

 

 

Nuray Dilruba ÖRS

Nisan 2012

Bilecik

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

:) Dalmışım şehrime, göz göre göre sizi de burda sanmışım... Olsun, orda da vardır mavileri yansıtan bir yer eminim. Sevgilerimle.

derinmavi.. 
 15.05.2012 13:57
Cevap :
Doğal mavi yok ama havuzun mavisiyle ve bahçemdeki yeşillerle idare etmeye çalışıyoruz, denizin mavisini ve o iyot kokusunu aramamak elde değil tabiki:((Selamlar, sevgiler arkadaşım...  15.05.2012 17:10
 

Emekliye mi? Çalışana yok hala :)Ama bu şehirde olmak var ya, bu şehirde yaşamak!... Hiç bir şey yapamasan, in kıyıya yürü yürü, doldur mavileri içine, dön evine; demle bir çay; ince belli bardakla iç de iç... daha ne olsun:)Sevgiler, şehrimin aydınlığından yansıyan mavilerle.

derinmavi.. 
 15.05.2012 13:55
Cevap :
Ben çayımı fincanla alsam:))Sevgiler, selamlar.  15.05.2012 17:08
 

Hayatta her şeyin bir 'alternatif maliyeti' var maalesef!Örneğin sinemaya gittiğimizde, tiyatroya gitmek, müze gezmek, kırlarda ya da deniz kıyısında pikniğe gitmek -kişiye göre değişen zevk ve tercihler çerçevesinde-'sinemaya gitmenin' alternatif maliyetidir. Çünkü aynı süre içinde, aynı anda, hepsini birden yapamayız. Aynı anda hem 'çalışan' hem de 'emekli' olamayız... Diyecektim ki, getirisi az olsa da günde 2-3 saatlik, deneyimlerimizi kullanabileceğimiz türde işler - ya da 'gönüllülük' esasına dayalı 'sosyal işler'- bu konuda bir ara çözüm olabilir mi diye de düşünmeden edemedim değerli yazarım. Esenlik dileklerimle dost selamlar...

Ersin Kabaoglu 
 06.05.2012 11:05
Cevap :
Bu söylediğiniz anlamda bir fikir gelmişti aklıma, yetkililere ilettim Huzur evindeki yaşlılara her gün birkaç saat kitao okumak istemiştim, henüz ses yok, haklısınız hem parası bol çalışan hem keyfi yerinde emekli olmak mümkün değil:)) Teşekkürler, ziyaretiniz beni onurlandırdı, sevgilerimle.  06.05.2012 20:55
 

Emekli olmayan meclis emeklinin halinden anlaması mümkün değil, ekmek bulamayan pasta yesin zihniyeti hep işlerde işler, seçim zamanı bir parmak bal yeterde artar, ülkemde aynı flim oynarda oynar , sömürenler ve sömürülenler gider ha giderde gider. Saygılarımla...

hssensoz 
 04.05.2012 20:01
Cevap :
Çalsın sazlar oynasın vatandaş!!!Durum bundan ibaret işte, teşekkür ediyorum ziyaretinize, selam ve sevgiler...  05.05.2012 2:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 899
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1563
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

Yaşamayı seven, yaşamı dürüst ve içten yaşayan, evi, eşi ve iki yavrusunun annesi... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster