Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
822
 

Bir kırmızı karanfilin öyküsü

Bir kırmızı karanfilin öyküsü
 

Öğretmen Bayram ÇITAK


Öğretmen Bayram Çıtak'ın anısına saygıyla…

“ TARİH: 30 Nisan 1977. Yer: Ankara Mustafa Kemal Bulvarı.
Bir öğretmenler derneği olan TÖB - DER’in organize ettiği onlarca otobüs saat 22.30’ da İstanbul’ a hareket etti.

Otobüsler tıklım tıklım doluydu.

Her otobüsten türküler, marşlar duyuluyordu hep bir ağızdan söylenen.

" Bir Mayıs, Bir Mayıs

İşçinin, emekçinin bayramı..."

1 Mayıs Bayramı’nı kutlamak için yola düşen binlerce öğretmenden biriydi Bayram Çıtak...

***
Son görev yeri Ankara Mamak Derbent İlkokulu oldu. Ataması bir hafta önce yapılmıştı.

Eşi Selver ve üç oğlu, 13 yaşındaki Mete, 10 yaşındaki Metin ve 5 yaşındaki Mesut’ la, Mamak’ ta kiraladığı gecekonduda yeni hayatlarına başlamışlardı.

***
Ankara’dan kalkan otobüsler yolu yarılamıştı. Öğretmenlerin çoğu uykuya dalmıştı.

Bayram Çıtak, sigaranın birini bitirip diğerini yakıyordu. Canı sıkkındı.
5 yaşındaki oğlu Mesut’u düşünüyordu. Küçük Mesut hastaydı. Böbrek yetmezliği teşhisi konmuştu.

Haftada iki üç kez diyaliz makinesine bağlanacaktı. Bu nedenle tayinini Ankara’ ya çıkarmıştı.

Hastalık acısı, oğul üzüntüsü ayrı; tek öğretmen maaşıyla bu ekonomik yükün altından nasıl kalkacağını düşünüyordu. Bu düşüncelerle ağırlaşan göz kapakları yavaşça kapandı. Uykuya daldı.

Çok zaman geçmedi, arkadaşlarının söylediği türkülere uyandı. Otobüsler İstanbul’ a varmıştı...

***
Saat 07.30
1 Mayıs Taksim mitingini organize eden DİSK’in buluşma noktalarından biri de Beşiktaş Barbaros Meydanı’ ydı. Bayram Çıtak’ın da aralarında bulunduğu Ankara’dan gelen öğretmenler burada korteje katıldı.

Saat 10.00
Binlerce insan kol kola girip Taksim’e doğru yürüyüşe başladı. Önde DİSK’ e mensup işçiler; arkada sırasıyla Türk Tabipler Birliği, TÖB-DER, Çağdaş Hukukçular gibi sivil toplum örgütleri ve en arkada Dev-Genç vardı.

Saat 14.30.

Kortej Taksim’e ulaştı.
Meydanda 100 bini aşkın insan bulunuyordu. Ve hala meydana, her yandan oluk oluk insan akıyordu. İstanbul, tarihi mitinglerinden birine tanıklık ediyordu.

Bayram Çıtak acıkmıştı. Bir simit aldı. Yorulmuştu. Meydandaki Intercontinental ( bugünkü adıyla Sheraton ) otelinin önüne gitti; yere çömelip simidini yemeye başladı.


Saat 18.30

DİSK Başkanı Kemal Türkler konuşma yapmak için kürsüye çıktı. Başkan Türkler konuşmasını, meydandaki insanları, eski DİSK Sekreteri İbrahim Güzelce anısına bir dakikalık saygı duruşuna çağırarak bitirdi.

Saat 19.45.

Binlerce insan saygı duruşunda bulundu. Ortalıkta hiç ses yoktu.
Birden nereden geldiği belli olmayan silahlar ardı ardına patlamaya başladı.
Ateş edenler sanki saygı duruşunu beklemişlerdi.

Silah sesini duyan meydandaki binlerce insan panik halinde sağa sola koşmaya başladı.

Öğretmen Bayram Çıtak önce ne yapacağını kestiremedi.
Arkadaşlarına bakındı, herkes bir yana koşuşuyordu.
O da otelin hemen yanındaki Kazancı Yokuşu’na doğru koştu.
Dar sokağa ilk girenlerden biri oldu. Ama çıkamadı.
Kimin getirip koyduğu bilinmeyen bir kırmızı kamyonet bu dar yolu tıkamıştı.
Ölümlerin çoğu, buradaki ezilmeler sonucu oldu.
İlkokul öğretmeni Bayram Çıtak burada kaburgaları kırılmış halde bulundu.
Ölmüştü...

***

30 YIL SONRA

DİSK, 1 Mayıs 1977 katliamının 30. yılını Taksim’de anmak istedi. İstanbul Valiliği izin vermedi.

DİSK inat etti. Polis, belli sayıda DİSK görevlisinin Taksim’e çıkıp anıta çiçek koymasına izin verdi.

Ancak başka kimseyi Taksim’e sokmamaya kararlıydı.

1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlamak ve 30 yıl önce ölenleri anmak için Ankara’dan gelen otobüsler, bu nedenle İstanbul’a sokulmadı.

Polis, otobüslerin Ankara’ya geri dönmesini istedi. Gelenler ısrarcıydı. Tartışma sürerken, otobüsten inen bir kişi, kimseye gözükmeden oradan uzaklaştı.
Ne yapıp edip Taksim’e ulaşmak istiyordu. Saatlerce yürüdü. Beşiktaş Dolmabahçe’de, polisin üzerine sıktığı biber gazı bile onu durduramadı.
Sonunda başardı; DİSK kortejine katıldı; Taksim’e ulaştı.

Ve elindeki kırmızı karanfili Kazancı Yokuşu’nun bir köşesine bıraktı sessizce.
Sanki babasına kavuşmuş gibiydi.

O kişi Mete Çıtak’tı...
Öğretmen Bayram Çıtak’ın yaşayan iki oğlundan biri...

***
Bayram Çıtak’ın, İstanbul’a gelirken otobüste sabaha kadar düşündüğü küçük oğlu Mesut, babasının ölümünden bir yıl sonra böbrek yetmezliğinden vefat etmişti...”

Kaynak: Hürriyet Gazetesi 13 Mayıs 2007 - Soner YALÇIN

***

ÖĞRETMENİMİZ BAYRAM ÇITAK

“ Bayram Çıtak 1940 yılında Emlek Hüyük Köyünde doğdu. İlkokulu köyde okudu. O yıllar güvenceli meslek olarak yöremizin bildiği iki meslek gurubu vardi. Askerlik ve Öğretmenlik. O öğretmenliği seçti. Erzurum Yavuz Selim

Öğretmen Okulunda eğitim gördü. Klasik öğretmen anlayışı ona uymuyordu.

Hayatin içinde, eğiterek öğretmenlik yapmak istiyordu. Halkın ihtiyacının bu olduğuna inanıyordu.

1962 yılında Zara – Karacahisar Köyünde öğretmenlik görevine başladı.

Bayramla 1963 yılında evlenip Zara‘ya gelin gittim.
Bayram sabırlıydı. Öğretmenlikten önce iyi bir öğrenci olmasını bildiği içindir ki, öğrencileriyle arası hep iyiydi. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen Silvan´dan, Sivas köylerine kadar okuttuğu pek çok öğrenci hala bizleri arayıp soruyor. Acaba diyorum bundan daha güzel bir duygu olabilir mi ? ”

Selver Çıtak ( Eşi )

***

“ Babam öldüğünde ben 13 yaşındaydım. Şu an 43 yaşındayım. O zaman aile 20 - 25 kişiydi. Şimdi ise 120 -130 kişiyiz. Babamızın adını yaşatacağız. Onları ölümsüzleştirmek bizlerin yeni nesillerin görevi diye düşünüyorum. 1 Mayıs 1977 den otuz yıl Sonra 1 Mayıs 2007’ de yine İstanbul’ daydık, oğulları olarak. Ama gördük ki yine değişen bir şey yok ..Seyahat hakkımız engelledi, İstanbul’ a sokulmadık, yılmadık girdik.

Taksim’ e sokulmadık.. Bombalar, coplar yıldırmadı yine girdik..

Babamın ölümünün 30. yılını andık saygı duruşunda bulunduk.

Taksim’ in 1 Mayıs Kutlama alanına tekrar dönüştürülmesini ve 1 Mayısın Tatil edilmesini isteyerek bütün bu mücadelede ölenlerin ölümsüzleştirildiğini unutulmadıklarını belirterek saygıyla önlerinde eğiliyorum.
Onlar bizim onurumuzdur. Bir ölür bin diriliriz.

Her yıl olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da yine Taksimdeyiz , Meydanlardayız. ”

Mete Çıtak – 2007 ( Bayram Çıtak`ın oğlu )

***

“ 2 mayıs sabahı Esenboğa'da annesi Nazlı Ecevit'i uğurlamaya gelen Bülent Bey' le Behice Boran karşılaşırlar. El sıkıştılar. Ecevit " Başarılar dilerim hanımefendi" dedi. Ayrıldılar. Bülent Bey'in yüzü 1 Mayıs olaylarından olacak çok bozuktu.

***

Ölenlerinden Bayram Çıtak'ı tanıdım. Bir bayramda minicik oğluyla birlikte bize gelmişlerdi.

Yiğit bir solcuydu. Ama hiç bir zaman İstanbul' daki 1 Mayıs Bayramına ölümü göze alarak gittiğini düşünmedim. Kimse bir bayrama ölümü göze alarak gitmez !

***

Gazetelerde çıkan ölenlerin fotoğraflarında göğsünden kurşun yemiş kıvırcık biri var.

O Bayram Çıtak işte ! İstanbul'da Taksim alanında İntercontinental Oteline doğru kaçarken vurulmuş.
Arkadaşları öyle dediler.

İstanbul' u belki ilk kez görüyordu. Nerden görecek Sulakyurt' tan Kızılcahamam' a sürgün ilkokul öğretmeni Bayram Çıtak ?

Cumhuriyet okuruydu. Kapıcı Ziya' nın abisiyle birlikte gelmişlerdi bayramda.

Sormak geçiyor içimden:

1 Mayıs Bayramına güle oynaya giden öğretmen Bayram'ın kim bakacak eşine, çocuklarına ?

Genç yaşında ölen Bayram'ların kanını kim ödeyecek?

Bilinçli bir aydın kolay mı yetişir ? Ne olacak şimdi ? Ne olur, verin yanıtını kafanızda ?

***
Taksim'e gelenlerden kimileri de Taksim alanında toplaşanları bayram havasında görünce çok şaşırmışlar!
- Bir baktım ki davullar zurnalar... Sanki oraya pikniğe gelmişler !!


Eee, ya niye geleceklerdi ?

Allı morlu giysileriyle, kucaklarında çocuklarıyla elbette 1 Mayısı kutlayacaklardı.

Bayram Çıtak' lar da savaşa filan değil, Bayrama gitmişlerdi bayrama !

***

İstanbul' a gidip dönebilenlerden biri de şöyle dedi:
- Böyle bir olayı, düşümde yaşasam inanmazdım. Anlatılacak gibi değil !

Yerlerde sokak sokak süründük!

Jandarma, polis bizi Gümüşsuyu' na doğru sürdü, oradan kaçarak canımızı kurtardık ! ”

Mustafa EKMEKÇİ – Cumhuriyet

***

1 Mayıs 1977 de ölenlerin sadece bir sayıdan ibaret olmadığını anımsamak gerek ..

Onların her birinin bir yaşam öyküsü vardı elbette .. O korkunç provokasyonda sonlanana kadar!…

Ama zaman pek çok şeyi unutturuyor…

İçinde yaşadığımız kaotik ortam kavramları tepetakla ediyor…

Hala sorumluları bulunmadı… Aranmıyor da …


***
Emlek Hüyük Köyü Sivas’ ın Şarkışla İlçesine bağlı.

Bir alevi köyü..

Aynı zamanda Aşıklar Köyü ..

Aşık Ali İzzet Özkan, Aşık Aziyet Savaş, Aşık Devrani, Aşık Kul Sabri… Hepsi bu köyden..

Köy için çok güzel bir web sitesi yapmışlar ..

“Kim Kimdir ? “ bölümünü de “ Öğretmen Bayram Çıtak” anısına düzenlemişler…

Güzel insanlar, kıymet bilen insanlar, hepinize selam olsun…

http://www.huyuk.com/16.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 397
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 3330
Kayıt tarihi
: 25.12.08
 
 

İnşaat mühendisiyim. İTÜ mezunuyum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster