Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '09

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
589
 

Bir kitap bir film

Bir kitap bir film
 

Hasan Ali Toptaş’ın kitaplarıyla tanışmam bir arkadaşımın önerisiyle oldu. Ondan sonra da ne zaman kendi yaşamımın dışına çıkmak istesem Hasan Ali Toptaş kitaplarından birine yumulmuş buldum kendimi. Binbir gece masallarını okuyanlar bilirler. Anlatım o kadar sürükleyicidir ki okurken, kendi içinde bulunduğunuz zaman ve mekan kaybolur anlatılan zamanın ve mekanın içinde yolculuğa çıkarsınız. Hasan Ali Toptaş’ın kitaplarında da aynı hisse kapılırsınız. Hem okurken sözcüklerin büyüsüne kapılıp o anda olmak istersiniz, hem anlatımın bir sonraki aşamasını merak edersiniz. Öykü sizi içine çeker.

Gölgesizler kitabında da öykü sizi kendine çekiyor ve kendinizi öykünün bir parçası hissediyorsunuz. Hani şu an buradasınızdır ama düşüncelere daldığınızda alıp başınızı gidersiniz ya başka yerlere aynen öyle. Hem burada olmak istersiniz hem orada uzaklarda. Kitap tam da bunu anlatıyor. Hem burada ve hem uzakta orada. Orada, oradaki hikayenin içinde. Seni var eden şeyleri sorgulamaya başlıyorsun ondan sonra. Var mıyım, yok muyum?

‘’Berber dükkanının için için uğuldayan sessizliğinde, tek başımaydım gene; artık berberle çıraktan umudunu kesmiş, cam dibine çektiğim sandalyeden hem otomobillerin gelip geçtiği caddeyi seyrediyor, hem de çok uzaklarda o köyü düşünüyordum.

Orayı düşünmemek elimde değildi zaten; henüz nereye kaybolduğu anlaşılmayan köyün güzel kızı Güvercin’den, aklını yitirerek karın neden yağdığını sorup duran Cennet’in oğluna, bekçiye, Rıza’ya, hangi kızın saçını okuyup üflediğini bilmeyen imama, hala ilçeden dönmeyen muhtara, hatta yıllar önce nereye gidip yıllar sonra nereden geldiği bir türlü çözülemeyen Cıngıl Nuri’den eviyle muhtarlık arasında iskelet eskisi gibi dolaşan Reşit’e, tenindeki yangınla samanlığı ateşe veren Hacer’e ve atın ayakları altında ezilen Ramazan’a kadar herkes içimdeydi. Bir anlamda bu, benimde onların içinde olmam demekti aslında; ola ki, Reşit’in bir tutam saç istediği o kızdım şimdi.”

Kitap 1994’te Yunus Nadi Roman ödülünü aldı. Aynı zamanda kitabın Almanya, Fransa, Hollanda, Finlandiya ve Güney Kore’de basımı gerçekleştirildi ve olumlu eleştiriler aldı. Eğer kitap okumayı seviyor ve okumayı alışkanlık haline getirmişseniz ve hala bir Gölgesizler kitabı okumadıysanız büyük eksiklik diye düşünüyorum.

Gölgesizler’in sinema filmine gelince. Bursa İpek Yolu Film festivali nedeniyle dün akşam izleme şansım oldu. Oh be nihayet izleyebildim filmi düşüncesinden çok; iyi ki merak etmişim filmi diye düşündüm. Kitapla film hem birbiriyle örtüşüyor hem de kitap kadar güzel olmuş film. Oyuncular da oyunculuğun hakkını fazlasıyla veriyor. Film o kadar ustaca anlatılıyor ki, sinemada zaman kavramınız alt üst oluyor, bunun yanında ustaca yapılmış kurgu ve görüntü yönetmenliği gerçekten harika. Senaryo ve yönetmen Ümit Ünal. Güzel iş çıkarmışlar. Film Candan Erçetin’in söylediği şarkıyla bitiyor. Bende o şarkı sözleriyle yazıyı bitirmek istiyorum.

Sevgiyle kalın.

BEN KİMİM

Az mıyım çok muyum?
Var mıyım yok muyum?
Ben neyim?
Masal mıyım gerçek miyim?
Kaç mıyım göç müyüm?
Hiç miyim suç muyum?
Ben kimim?
İbret miyim cinnet miyim?
Hiçlikler içinde kanayan yürek
Yokluklar içinde savaşan beden
Boşluklar içinde karışan zihin

Güçlükler içinde değil miyim?
Yoksa? Yoksa?
Her ihanete akıl erdiren
Her cehalete kılıf uyduran,
Her esarete fiyat biçtiren
Sen değil de ben miyim?

Geçimsizim bugünlerde
Kısmetsizim bu yerlerde
Değersizim bu ellerde
Çaresizim doğduğum yerde
Gölgesizim her gün her yerde

Ses miyim sus muyum
Sis miyim pus muyum
Ben neyim

Deha mıyım Heba mıyım

Ak mıyım pak mıyım
Al mıyım Sat mıyım
Ben kimim

Yarar mıyım ziyan mıyım

Yalanlar içinde doğruyu bulan
Cayanlar içinde sözünde duran
Satanlar içinde ayak direyen
Yananlar içinde değilmiyim

Her adalete duvar ördüren
Her cesarete kilit vurduran
Her asalete boyun eğdiren
Sen değil de ben miyim

Leyla

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sesszi sakin kişilikte olan TOPBAŞ; yazmaya başlayınca sakin ifadelerle başlayıp volkanları patlatıyor ve sakin bitiriyor. Topbaş kelimelerle cambazlık yapıyor, bir cümle diğer bir cümleye bağlı iken, ansızın bir cümle ile sizi tüm kitabı geri dönüp okumanızı sağlıyor. Diğer kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.

vecdi uzun 
 20.11.2009 11:18
Cevap :
Tümüyle katılıyorum yazdıklarınıza.Katkınız için teşekkür ederim.Sevgiyle kalın.  21.11.2009 11:05
 

Sayın Yazarım, H.Ali TOPBAŞ'ı uzun süredir titizlikle takip ederek okumaktayım. H.Ali TOPBAŞ'ı okumak çok zordur. Okurken dikkat etmek, ayrıntılara önem vermek gerekir ki; bu ayrıntılar ilerde yine gündeme gelecektir. Sıradan insanlardan bahsederken , bu insanların büyük, detaylı ve yoğun psikolojik tahlilllerini içeren romanlarda hüzün ağır basar. Kitaplarını okurken kendimi güneşin batma saatlerine yakın yarı karanlıklardaki zamanlarımdaki gibi iç sıkıntıları çektiğimi gözledim. Bloglardaki yazılarımın bir kısmında da bu esintinin olduğunu bazı arkadaşlarım gözlediklerini ifade etmektedirler. Belki bu psikolojik tahlil ağırlıklı yazmaktan ve okumaktan da haz duyuyor olabilir miyim? Yüzyüze geldiğinizde yazarın kendisinin sessiz , sakin, mütevazi haline bakarsanız bu psikolojik tahlil ağırlıklı bu kişiden başkası yazaman dersiniz. Uzun cümlelerine dikkat ettiniz mi? Bence yeni Türk Romancılarının önemli ismidir.

vecdi uzun 
 17.11.2009 19:02
Cevap :
Ben Hasan Ali toptaş'ın o ayrıntıları nasıl yakalayabildiğine hayret ediyorum işte.Yalnızlıklar şiir kitabından iki dize''Zangır zangır bir tren geçerdi ya,damarlarımızdan; yalnızlık o trenin dönmeyeceğini bilmekti.'' Her cümlesi bi acaip Toptaş'ın.Katkınız için teşekkürler.Sevgiyle kalın.  18.11.2009 17:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 105
Toplam yorum
: 247
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 641
Kayıt tarihi
: 18.10.07
 
 

Karlı bir kış günü, yaşam denilen bu yola düşmüşüm. Yürümüş yürümüş de bir arpa boyu yol alamamış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster