Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '14

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
593
 

Bir Kitap izleyelim, bir Film okuyalım mı?

Bir Kitap izleyelim, bir Film okuyalım mı?
 

Brezilyalı bir ajansın anlamlı reklamı: Bir kitap film olduğunda hikâyenin büyük bir kısmı kaybolur, adlı çalışması. 

Bu çalışmayı görünce bir şeyler yazmadan geçemedim. Gerçekten takdire şayan bir çalışma. Bayıldığımı söyleyebilirim. Fotoğrafta da gördüğünüz üzere hiçbir şey söylemeye gerek yok, adeta fotoğraf dile gelmiş anlatıyor kendini bizlere. Son zamanlarda özellikle iyice moda oldu, kitaplardan uyarlama sinema filmleri veya televizyon dizileri. Bir kitabın, çok satanlar listesine girmiş olması veya okuyucu kitlesini etkilemiş olması, o kitabın sinema filmine uyarlanması halinde başarılı bir film ortaya çıkacağı anlamına gelmez. Çünkü ortalama iki-üç saat anlatım süresi olan bir filmde, yine ortalama dört yüz ila beş yüz sayfalık bir romanın verdiği duyguyu kusursuz bir şekilde yansıtmak mümkün değildir ki çoğunlukla sonuç hüsranla bitmektedir. Bunun birçok örneği varken hala neden kitapları sinema filmlerine uyarlama konusunda diretiyoruz anlamış değilim. Belki de, senaristlerimiz özgün hikâye bulmak konusunda tıkandıklarında kitap uyarlamaları sayesinde hazıra kaçmayı tercih ediyorlar. Fakat sinema filmlerinde uyarlama değil özgün hikâyelerin bana göre başarı şansı daha yüksektir. Çünkü kitaplar insanların hayal gücünü tetikleyen, okuru yazarın algı dünyasında gezdiren büyülü nesnelerdir. Benim kitabı okurken aldığım haz bambaşkadır. Çünkü her kitap, okurun hayal gücünde farklı şekilde imgelenir. Kendi hayal dünyamda imgelenen atmosfer, karakterler, nesneler uyarlanan sinema filmi ile örtüşmezse eğer, benim açımdan tatmin edici olmaz. İki Üç saate beş yüz sayfalık bir romanı sığdırmaya çalıştığınızda illaki içeriğinde oynamalar, kesip-kırpmalar olur bu da romandan uzaklaşmak anlamına gelir malesef. 

Yazımı bitirirken, yine son zamanlarda çok satanlar listesinin en başında yer alan Grinin Elli Tonu (Fifty Shades of Grey)  triolojisinin sinema filmi olması gündemdeydi ve geçenlerde trailerı yayımlandı.15 Şubat 2015 de vizyona girmesi beklenmekte. Seriyi okuyan biri olarak umarım yönetmen, yazarın bizimle konuştuğu dilden konuşmayı başarır. Kitabın senaryoya dökülmesi esnasında, kendi içeriğinden soyutlamadan, okuyucuların kafalarında ki imgeleri aynen perdeye yansıtır. Bence, kitaptan uyarlama filmlerdeki başarı bu şekilde gelebilir.

Yine de, filmler izlenmek, kitaplar okunmak içidir diyor ve bitiriyorum.

Sevgiyle Kalın…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu konuda sizinle aynı düşüncedeyim. Ayni4 durumu bir kaç kez yaşadım. İzlememe konusunda sırf bu yüzden karar verdim. Benzer durum kitap adı çevirisinde de mevcut. Sizde fark etmişsinizdir mutlaka. Saygılar.

mavi sultan 
 25.08.2014 23:13
Cevap :
İzlememek en doğru karar bencede, kitaptan uzaklaşmamak adına. Kitap adı türkçeleştirmeleri konusunda da katılıyorum size şimdi aklıma gelen "Adam Fawer" in (Improbable) adlı romanıdır. Yanlışsam düzeltin lütfen, (probable:olası) anlamındadır, o halde (ımprobable: olasısız) olması gerekmez mi? (Olasılık: probability) anlamında ise (improbability: olasılıksız) olması gerekmezmi? Türkçeleştirirken hata var sanki olasılıksız ı ingilizceye çevirince (ımprobable) değil.Neyse aklıma gelen kitap adı çevirilerinden bir tanesiysi:) Kitap adı türkçeleştirmeleri konusunda sizinle hemfikirim. Teşekkürler. Selamlar...  26.08.2014 17:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Kayıt tarihi
: 04.01.14
 
 

..