Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '13

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
218
 

Bir Kız kaçırma Öyküsü (Bölüm 2)

Bir Kız kaçırma Öyküsü  (Bölüm 2)
 

Günler böyle geçti gitti. Bir gün korkulan oldu. O gün Yaşar, bankaya iki karış bir suratla geldi. Neredeyse yüzünden düşen bin parça olacak gibiydi. Şule ağlamaklı arkadaşına yaklaşıp ne olduğunu sorduğunda, Yaşar makineli tüfek gibi başına geleni anlatmaya başladı. Yaşar bir gece önce eve gittiğinde Seniye'yi evde bulamamış. Annesine, babasına sorduğunda 'Haberimiz yok, çarşıya diye çıktı, gelmedi.'sözünü işitince daha çok telaşlanmış. Zira Seniye'nin o küçük Anadolu şehrinde bizlerden başka tanıdığı yoktu. Ayrıca yaşadıkları fabrikanın lojmanı şehir merkezinden epey uzak olduğu için tek başına evden uzaklara gitmesi de imkansızdı

Bütün geceyi uykusuz, endişeli geçiren Yaşar annesi ile babasının olay karşısındaki rahat tutumuna da şaşırıyormuş bir yandan. Sanki annesi, babası Seniye'nın aniden kaybolmasından mutlu gibi bir tavır sergiliyorlarmış.

Şule duydukları karşısında şok oldu, Bankadaki masasına adeta çöken Şule, ışık hızı ile düşünmeye başladı. Önce Seniye'nın yanında para olup olmadığını sordu. Yaşar Seniye'nin yanında cep harçlığı olarak verdiği paranın olduğunu söyleyince biraz rahatlayan  Şule, Seniye'nin kötü bir şey yapmayacağından, başına kötü bir olay gelmeyeceğinden emin olduğunu, olsa olsa duruma dayanamayıp baba evinin olduğu şehre  gidecebileceğini söyledi. Zira Seniye, cahil, genç, deneyimsız bir kız olabilirdi ama aptal değildi ve dayanamadığı bir durumda kaçıp babaevine gidebilirdi. Genelde  başına böyle bir olay gelen her kadının sığınacağı yer önce baba evi idi. .

O gün öğleden sonra gelen bir telefon, olayı aydınlığa kavuşturdu. Şule Yaşar'ın servisinde çalan telefonu duyduğunda irkildi. Servis  şefi telefonu açıp Yaşar'a ahizeyi uzattığında Şule'nın heyecanı son raddesine varmıştı. Bir süre telefonla konuşan Yaşar, Şule'nın  masasına sapsarı bir yüzle oturup konuşmaya başladığında gözlerinden de yaşlar akmaya başlamıştı.

Evet arayan Seniye idi. Son gün Yaşar işte iken çamaşırları iyi yıkamadığı için kayınvaldesinden azar işten, hatta biraz da tartaklanan Seniye, arkadan kayınpederinin hakaretlerine de dayanamamış ve cebindeki üç kuruşla bir bilet alıp kendini baba evinin olduğu şehre atmıştı. Bunları anlatan Yaşar bir yandan ağlıyor, bir yandan da mutlu mutlu gözleri ışıldıyordu. Bu tezata bir anlam veremiyen Şule bir kaç dakika sonra gerçeği öğrenince çok duygulanacaktı. Seniye kısa süren telefon görüşmesine Yaşar'ı çok sevdiğinle devam etmiş ve sözlerini hamile haberini vererek noktalamıştı. Yaşar'ın gözlerindeki mutluluk ışıltısı baba olma heyecanındandı anlaşılan.

Yaşar ne yapacağını şaşırmıştı. Seniye konuşma sırasında babasının kayınpeder ve kayınvaldesinden şiddet gören kızının bir daha koca evine dönmesine asla izin vermeyeceğini de belirtmişti. Yaşar ve Seniye birbirlerini seviyorlardı ve bir bebekleri olacaktı. Ama şartlar onları ayırıyordu.

Şule önce Yaşar'ı tebrik etti, sonra sakin olmasını, bu sorunun mutlaka çözüleceğini, her evlilikte bu tür sorunların olduğunu, kendi evliliklerinin ilk günlerinde de benzer olaylar yaşadıklarını söyledi. Şule ve eşi birbirlerini çok sevdikleri için bütün engelleri aşmışlar ve kavuşmuşlardı. Yaşar ve Seniye neden başaramasınlardı.

Bir kaç gece sonra Şule ve eşi Yaşar'ın babasının evine normal bir aile ziyareti gibi gittiler. Şule'nın amacı bu ziyaret vesilesi ile Yaşar'ın anne babasının Seniye ile ilgili fikirlerini öğrenmek ve bu evlilik çıkmazına bir çözüm bulmaktı.

Yaşar'ın annesi, babası ve kız kardeşi Şule ve eşini büyük sevgi ve misafirperverlikle karşıladılar. Ne de olsa onlar eski dosttular. Çaylar içildi, börekler yendi ve sohbet Seniye ile Yaşar'ın konusuna geldi. Gerçi bu konuyu Şule açmıştı, zira Yaşar'ın ailesi bu konuya değinmeyi pek tercih etmiyorlardı. Bu arada Şule dikkat etti. Daha önceki gelişlerinde büfenin üstünde gördüğü Yaşar ile Seniye'nin düğün resimleri kaldırılmıştı. Evde Seniye'nin izi bile yoktu. Açılan konuya büyükler aşırı hiddetli yaklaştı. Onların artık Seniye diye bir gelinleri yoktu. Evi terkedip giden gelinden hayır gelmezdi. Yaşar hemen boşanmalı idi annesinin babasının fikrine gore. Hatta anne yeni gelin arayışlarına bile girmiş, komşunun güzel kıznı Yaşar'a methedip duruyordu.

Olay çok vahim boyutlarda idi. Yaşar'ın ailesi bu evliliği bitirmek için kararlı idi. Onlardan bir yardım gelmeyecekti gençlerin tekrar birleşmesi için. Şule bu sırada Yaşar'ın gözlerini aradı. Bulduğunda yaşlı gözleri görünce birden kafasında bir şimşek çaktı.

Bu gençler mutlaka kavuşmalı idi. Onların çocukları annesi babası yanında doğmalı idi. Bu konuda en büyük görevin kendisine düşeceğini o an çok iyi anladı Şule. Evet bu iş ona düşüyordu.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Can arkadaşım öykünün sonunu merakla bekliyorum, güzeldi canınıza sağlık. Selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 26.10.2013 16:13
Cevap :
Çok teşekkür ederim. sevgili NAHİDE hANIM. Gene gerçek olaylardan bir öykü. 3.ve son bölümü yarın paylaşacağım. sevgiler.  26.10.2013 19:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 825
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1032
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster