Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '13

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
141
 

Bir kocaman korkak adam

Bir kocaman korkak adam
 

düşünceli teknik direktör


Bu gece belki de hayatımın en korkunç filmini seyrettim. Yönetmen, doksan dakikalık bu filmin son yirmi dakikasında dehşet nediri tüm seyircilere yaşattı. O yüzden kutlamak lazım !!!

Karşınızdaki takım Avrupa'nın sıradan bir takımı, ilk maçı 1-0 galip bitirmişsiniz ve takımınız formda. Yani her türlü durumda bu maçı rahat bir şekilde götürmeniz gerek. Ama ne yazık ki üç yıldır yaşanan şeyler bu maçta da tekrarlandı. Öne geçilen ama sonu bir türlü gelmeyen bir maç daha... Evet, üç yıldır Fenerbahçe, hiçbir maçta farkı arttıramıyor ve taraftarına ecel terleri döktürüyor. Çünkü başında çok korkak bir teknik direktörü var.

Bu maçta da, zaten gol yememe üzerine kurulmuş bir ilk onbirle sahaya çıkan takımın, son dakikalarda, üç büyüklere karşı oynayan düşme hattındaki bir takımdan hiçbir farkı kalmadı. Düşünün ki tek gol ayağınız olan Sow'u bile çıkarıyorsunuz. Ve artık bir klasik haline gelen son dakika, Egemen değişikliğini yapıyorsunuz. Böyle bir takımın o maçtan galip çıkması mümkün müdür ? Ya da galip gelmesni de geçtim, taraftarına rahat bir maç seyrettirmesi olası mıdır ? Cevap maalesef ki kocaman bir HAYIR !!!

Hala Selçuk'u oynatan, ikinci bir Selçuk olan Mehmet Topal'ın sakatlanması üzerine Salih'i mecburiyetten oyuna alan (-ki bu oyuncu, takımda tek dikine oyanayan, maçın golünü atan ve yeri gelince rakibin gol atmasını son saniyede önleyen futbolcu), Christian denen ruhsuz şahsiyete hala dayanan ve hatta en güvendiği futbolcu olan, Ziegler'den medet uman, Stoch'u bitiren ve takımını tepkisiz, heyecansız ve yanlış yöneten sayın Kocaman gerçekten de benim şimdiye kadar gördüğüm en korkak teknik direktördür. Bu kadroya, bu taraftara ve kendisine güvenen bu başkana gerçekten yazık ediyor.

İki gece önce, gerçekten de çok büyük bir zafer kazanmış takımın teknik direktörüyle bu akşamki maçın teknik direktörünü yan yana koyarsanız hangisinin sizin takımınızın başında olmasını isterdiniz ? Bir tarafta Shalke gibi bir takıma karşı, deplasmanda son dakikalarda, kendisine yetecek skora sahip olmasına rağmen atak futbolcusu sokup hem taraftarına hem de futbolcularına cesaret veren bir teknik direktör, diğer tarafta ise zaten defansif olan kadroyu iyice Çanakkale Geçilmeze sokan bir teknik direktör. Tıpkı geçen hafta iki gün arayla izlediğimiz tablodaki gibi. O iki maçta da sayın Terim ve sayın Kocaman'ı izlediyseniz aradaki büyük farkı görmüşsünüzdür. Terim, soğuk İstanbul akşamında üzerindeki paltoyu bırakın neredeyse takım elbiseyi bile çıkarıp gömlekle duracakken, Kocaman, soğuk Plezen deplasmanında üzerindeki eşorfman üzerine giydiği paltoyu sonuna kadar çekip üşümekten korunuyordu. Çünkü biri, maçın heyecanıyla yerinde duramayıp oyunun içindeyken diğeri UEFA gözlemcisi gibi eli çenesinde maçı izliyordu. 

Fenerbahçe bu turu geçti, ve tüm kalbimle kutlarım. Ama şunu da belirtmeden geçemiyorum; Fenerbahçe kupayı alsa bile sayın Aykut Kocaman taraftarın büyük bir bölümü tarafından sevilmeyecek gibi görünüyor...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 254
Kayıt tarihi
: 05.02.13
 
 

Futbol ve Fenerbahçeyi ne kadar çok seviyorum ki hayatımda ilk defa blog yazmaya karar verdim... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster