Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '09

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
564
 

Bir konuğumuz var

Bir konuğumuz var
 

Ünal Şöhret Dirlik-Abdülkadir Güler ve Mithat Makal / Denizli'de


Şair- yazar dostum Abdülkadir Güler bugünkü konuğum. İzmir’de yaşayan şair Oğuz Tümbaş’ın şiir kitabıyla ilgili bir yazısını göndermiş. Yazıyı Riga’da yazmış, Söke’ye gelince de oturmuş bilgisayarının başına dostlarına postalamış. Bana çevredeki dergi ve gazetelerde yayınlamam için gönderiyor. Milliyet Blog ne güne duruyor dedim kendi kendime. Abdülkadir Güler’e çok teşekkür ediyorum. Onun yazısıyla birlikte Oğuz Tümbaşa’a selam ve sevgilerimi iletiyorum.

Ünal Şöhret Dirlik

RİGA’DA ŞAİR OĞUZ TÜMBAŞ’IN

İNCE ODASI ‘NI OKURKEN

Abdülkadir GÜLER

Yurtdışına çıkarken ne olur, ne olmaz yanıma biraç dergi ve birkaç yeni kitap almayı da ihmal etmedim. Özellikle aldığım kitaplardan birkaçı da şiir kitapları oldu.Fazla değil, sayıları üçü, dördü geçmiyordu.Çünkü ağırlık olur diye fazla alamadım.

Şimdi Letonya / Riga kentinde zaman zaman yalnız kaldığım ve okumaya çalıştığım kitaplardan biri de benim Gaziantepli hemşehrim oğuz Tümbaş’ın yeni yayımladığı “İNCE ODA” adını taşıyan şiir kitabıdır. Bu kitabı Söke ve Bodrum’da birkaç kez gözden geçirmiştim. Tanıtmak için fırsat ve zaman bekliyordum.Hele bakın ki kısmet Riga da okumak ve tanıtmak varmış.Nerden nereye? Oğuz Tümbaş bana bu yaptını: “<ı>Sevgili Abdülkadir Güler <ı>dostum merhaba.. “İnce Oda” ya hoş geldin, Şimdi artık şiirler senin. Duygularıma ortak ol. <ı>27 Ocak 2009. İzmir’den imzalayıp göndermek lütfünda bulunmuşlar. Ben de Riga’dan şair dostum sevgili Oğuz Tümbaş’a önce selam, sevgi ve teşekkürlerimi sunuyor, beni unutmadıkları içi; deniz aşırı ülkelerden Baltık Denizi kıyısından ve de (Letonya’nın başkenti Riga’dan kucak dolusu selam ve sevgiler gönderiyorum.

Bugün güneşli bir gün, 15Nisan 2009. Günlerden Çarşamba. Riga’yı biraz gezdikten sonra eve döndük. Riga’da BETA alış veriş merkezine gitmiştik. TANSAŞ gibi büyük bir alış veriş merkezi. Ne isterseniz var.Yok yoktur. Fiyatlarda % 40 civarında indirim var. (Letonya’da yüzdeler şöyle yazılıyor: 20 % , bu %20 demektir. Yani bizim kinin tersi..)Ancak dil bilmediğimiz için alış verişi zor yapıyoruz..Önce lisan sonra insan, hani derlerya her dil bir insan demektir. Gençlerimize özellikle İngilizceyi öğrenmelerini sağlık veriyorum.

Şimdi Oğuz Tümbaşın “İnce Odası” na dönelim. Kitabın adı da içindeki şiirler gibi anlamlı.Geniş odalar vardır, dar odalar vardır, mutlu odalar vardır, mutsuz odalar vardır. penceresiz, ışıksız odalar vardır.Yine bunlardan başka nemli , havası bozuk, zifiri karanlık, yüzü asık, tepeden basık odalar vardır. Oğuz Tümbaş’ın odası tüm bu odalardan farklıdır. Odası ince ve zarif. Işığı da bol, aydınlık.Odanın içindekilerinin yüzü de sevimli ve güleç.Odanın sahipleri de konuksever insanlar. Samimi ve sıcak, insana değer verenler...

İşte şair Oğuz Tümbaş böyle bir odanın çocuğu. O böyle bir odadan yetişmiş ve böyle sıcak ve aydınlık bir çevreden bizlere sesleniyor. Seslenişi samimi ve sıcak.Yapmacık asla değildir.

Oğuz Tümbaş bu odanın açık ve aydınlık pencerdesinden dünyayı seyrederken gönlü gökte uçan kuşlarla beraberdir. “Derin mavilere uçar kuşlarım” diyor.( s.5). bir başka yerde Antepli hemşerileriyle “ yaşamın avlusunda ay halay çeker”ken kulağına kar suyu kaçar gibi hüznün gölgesinde yüreğini bırakıyor.

Güzelim şiir kitabının ikinci şiiri İNCE ODA ile Antep sıcaklığında ve oylumlu bir şiir tadında bizlere merhaba diyor. Özlediği “ saçları olgun şehrin yanı başına kursak evimizi” derken insanlar arasında hiç bir renk ayrımı, ırk ayrımı yapmadan “ “Şarkıları yumuşak, rengi biraz Afrikalı, biraz Asyalı” diyor.

Şairin gönlünde güzel bir dünya vardır.Kavgasız, silahsız bir dünya:” <ı>karabasanı, <ı>haramisi, eli kanlı aymazı! olmayan bir dünya düşlüyor şiirinin gizemli dizelerinde. Şair yalnız bunlarla kalmıyor, “<ı>Mecnun’u çölden çıkarsak, Ferhat’ı indirsek dağdan, yangınlardan kurtarsak Kerem’i bütün sevdaları gülden evlere oturtsak” yeniden huzur dolu, barış dolu bir dünya kursak diyor.( .s.6) <ı>“İnce Oda “‘nın şiirleri tertemiz, henüz yakası açılmadık şiirler görüyoruz. Böylesine şiirlere şapka çıkarılır.

Düzenli bir kapak ve temiz bir baskıyla gün ışığına çıkmış. İzmir’de İlya Yayınevi yayınları arasında Nisan 2007’de yayınlanmıştır. 64 sayfalık kitapta 41 adet şiir var. Şiirlerin tümünü en az üç kez okudum. 41 kere maşallah dedim.

Şiir sözcüklerle yazılır. Oğuz Tümbaş aslında sözcüklerle dans eder gibi şiirlerini ortaya sabırla çıkarıyor. Şiirlerinde uyak, hece ve ölçü kaygısı yoktur.Yeni ve taze, henüz yakası açılmadık şiirler okuyoruz “İnce Oda’da.

Şair Oğuz Tümbaş’ı 1965’lerden beri, sanat ve kültür dünyasında tanıyorum. İkimiz de 1946 doğumluyuz. Coğrafya olarak aynı bölgenin ve aynı iklimin çocuklarıyız..1966-1969 yılları ardasında kendisinin çıkardığı Meltem ve Çele dergilerinden dolayı tanıyor, o yıllarda Çele Dergisi’nde birlikte at koşturyorduk. O günlerden bu yana dostluğumuz menfaatsız, riyasız devam ediyor. Aradan kaç yıl geçti? Beni unutmayan samimi ve cana yakın gerçek bir dost. O denli de vefalı.

Oğuz Tümbaş, dostum, arkadaşım olduğu için ben bunları yazmıyorum. O gerçekten iyi şiir yazıyor. “şairim” diye ortaya çıkmıyor.Reklam filan da yapmıyor. İzmir gibi bir yerde sessiz, sade bir şiir dünyası içinde şiir kozasını örüyor. Daha önce yayınladığı şiir kitapları Yürek Söylencesi ( 1998 ), Bellek Pazarı ( 2002), ve Şu anda elimizde olan İnce Oda ( 2007). Bunlardan başka Oğuz Tümbaş’ın şiirden başka sanat, kültür içerikli yazıları sanat Dünyası, Filiz, Defne, Çele, Meltem, Su, Mavi, Şehir, Ünlem, Akköy, Alleben, Agora, Aykırısanat, Ardıç kuşu Bahçe, İzmir İzmir, Kavram, Karmaşa, Simge gibi sanat ve kültür dergilerde ve seçkilerdde yer aldığını görüyoruz.

Sanat ve kültür dünyamızda her şairin en çok kullandığı bazı sözcükler vardır.Örnek olarak “ hüzün” sözcüğünü bir çok şairimizin dizelerinde, şiirlerinde görmek olasıdır. Hatta hüzünle biten veya hüzünle başlayan birçok şiir kitapları vardır. Örnek olarak sevgili şair dostum Gaziantepli şair Ali Çapan’ın “Hüzün Ertesi” (şiirler) kitabı bunlardan bir tanesidir.Bu kitabmı aynı zamanda 1997 yılında Şair Vali Nüzhet Erman şiir ödülü aldı.

Oğuz Tümbaş’ında bu <ı>“İnce Odası”nda hüzünle biten veya hüzünle başlayan dizelerini bulmak olasıdır.Ancak bu hüzün sözcüklerini yerli yerinde ustalıkla kullandığını gördüyoruz. İşte şiirlerinde geçen bazı örnekleri sunuyorum: Hüzün gölgesini gezdirir sokaklarda / Kulağına kar suyu kaçan hüznün (.s. 5), soluğunda uzun bir hüzün (.s.7), hüznün sisli sokağında(.s.8), kır bıyıklarında ince hüzün(.s.9), şarkısı hüzün kadar eski (.s.10), hüzün hırka örer odasında(.s.12), bu kentte farklı hüzün (.s.15), son sözü hüzün (.s.22), yanak hüzünlü elma (.s.28), Hüzün odamda Neyzen (.s.29), hüzün suya götürür (.s.32), yüzümün kıyısında hüzün ( 39), bütün hüzünler ve sorgular içimde “( s.41), sesimde hüzün (.s.43), acıyı, hüznü ve ayrılıkları (.s.45) , çığlık ve hüzün tarifeli ‘.s.46), hüznün ve kaçışın kıyısında / içine kapanık çocuk hüznü (.s.51), (. Hüzünlü avlulardan geçer( s.54), udunu hüzünle çalar akşamın ( .s.56). <ı>gibi. .Bunlar fazla olsada şiirlerde yerli yerine ustaca ve zengin bir anlatışla sergilemeye çalışıyor. Hüzün sözcüğünü her dizede veya her şiirde yerine göre, ustaca kendi şiirinin değişik bir imge poetikası söyleminde kullanmasını biliyor.Hüzün sözcüklerini ustaca kullandığını söylemek bağlamında bu örnekleri verdim. Yoksa fazla kullanıyor demek istemedim.

Şair oğuz Tümbaş’ın dili, Türkçesi yalın ve çarpıcıdır. Ağdalı sözcüklere, bilinmeyen kelimelere pek iltifat etmiyor.Açık ve duru Türçeden yanadır.Şiir dili yumuşak, imgeleri yerli yerinde ve fazla abartılı değildir. “<ı>eskiten bendim/ ..eskiden fırtınaları, İnce kum beyaz inci içinde / peki alleben nedir allesen, / neden bu hırçın ve maskeli oyun, ağaçta hoyrat dururken / <ı>renk cambazı bukalemun.( s.2) Bu dizeler kısa da olsa nedenli anlamlı.”Bukalemun” sözcüğünü birçok “şairim” diyenlerin dizelerinde okudum, Şair Oğuz Tümbaş gibi bu denli manidar kullandıklarına tanık olmadım dersem sanıyorum abartma yapmış saymıyorum.. Şairin dilinde : BU- KALEM- UN “ diye geçiyor. Bu sözcüğü bir kez daha okumanızı diliyorum. BU-KALEM -UN..(.s.21).Bu sözcüğü lütfen bir kenara not edin ve inceleyin kaç anlam ifade ediyor.O.Tümbaş şiirini yazarken rastgele sözcükleri sıralamıyor.İyi bir şiirin sözcüklerden meydana geldiğini bilenlerden.Sözcüklerle dans eder gibi şiir yazıyor.Hele yıpranmış sözcükleri hiç kullanmıyor.Bir taş ustası gibi şiirlerine şekil veriyor, ince eleyip, sık dokuyor. Oya işleyen bir kadın gibi şiire önem veriyor.Bence şiir ve şiir sanatı budur.Oğuz Tümbaş’ın bu titizliğini özgün şiirimiz bağlamında yadsınamayız.Yolunu açık ve aydınlık görüyorum.Gelecekte Türk şiiri incelendiğinde şair Oğuz Tümbaş’ın adının ön listelerde yer alacağını umuyorum.Az ve öz yazıyor, fakat kalıcı yazıyor, gerçek şiir yazıyor.

Kitabının son sayfalarında daha önce kendisi için yazı yazan, olumlu eleştirilerde bulunan Ahmet Günbaş, Ali Çapan, Atila Er, İsmet Kemal Karadayı, Bülent Güldal, Vedat Yazıcı, M.Sadık Kırımlı, O.Nuri Poyrazoğlu, Bahri Karaduman, Feyzi Gönenç, Tumiçin Özyürekli ve Ayhan Can gibi yazı yazanlara da birer paragrafla yapıtında yer ayırmış, onları da onurlandırmış, burada bir vefa örneğini de yerine getirmiştir diye düşünüyorum.

Sonuç olarak, İNCE ODA’yı severek okuduğumu belirtmek isterim. İnce Oda’da konuğunu bir acı kahve ( MIRRA ) ile Gaziantep tadında ve sıcaklığında ağırlıyor, Odası ince de olsa gönlü o denli zarif ve yumuşaktır. Anadolu ile birlikte bütün dünya insanlarına merhaba diyor ve İNCE ODA’nın kapılarını ardına değin sıcak ve açık tutuyor.Bu zarif şiir yapıtını, Letonya’nın başkenti olan RİGA’da ve Baltık denizi kıyısında, bir Nisan akşamında bir kez daha severek okudum. Henüz yakası açılmadık ve kaymağı bozulmamış, birbirinin tekrarı olmayan yeni şiirlerle karışılaştım.Böylesine oylumlu güzel ve anlam yüklü şiirlere şapka çıkarılır doğrusu. Adam gibi, şair gibi İNCE ODASI’nda Halil İbrahimin sofrası gibi bizlere, şiir severlere şiirlerini sergilemiştir.Özellikle geanç şairlerimize ve vgerçek şiir yolunda koşanlara bir kez olsun İNCE ODA’ya uğramalarını sağlık veriyorum. Sevgili Oğuz Tümbaş’ı içtenlikle tebrik ediyor, başarılarının sürekli olmasını diliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2438
Toplam yorum
: 2082
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 484
Kayıt tarihi
: 22.05.08
 
 

Önce kendimi tanıtayım: Ben Ünal Şöhret Dirlik, Aksu Köy Enstitüsü’nde üç yıl okudum. Dördüncü sı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster