Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '12

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
161
 

Bir küçük dost sayesinde

Bir küçük dost sayesinde
 

 

Yer: Almanya

Şehir: Ravensburg

 

Evettt bugünkü hikayemiz Almanya'da geçiyor. Fotoğrafta bakımlı ellerini gördüğünüz kişi, Amara. Amara'nın annesi sanayi devrimi sonrası Ravensburg'ta çalışmaya başlamış ilk işçi kadınlardandır. Amara ise ikinci nesil.

Amara Ravenssburger oyuncak fabrikasında çalışırken, Madison'la tanıştı. Uzun bi dönem çıktılar. Evlerini ortalama Alman zevki ile döşedikten sonra evlendiler.

Madison aileye ve aile birliğine önem verdiğinden hemen çocuk sahibi olmak istiyordu. Amara ise erken olduğunu düşünüyordu. O giyim kuşamdan, saçını başını, manikür pedikür yaptırmaktan büyük zevk alıyordu. Hem oyuncak fabrikasında çalıştığından, oyuncak bebeklerle, çocuk hasretini gideriyor muydu ne? Bunu Madison'a söylediğinde, yahu (bu yahu kelimesini, fabrikadaki Türk arkadaşlarından öğrenmişti Madison) ''yahu sen manyak mısın be kadın? Hiç oyuncak bebekle gerçeği bir olur mu?'' diyordu.

Amara doğum kontrol uygulamasına rağmen hamile kaldı evlendiklerinden dört yıl sonra. Amara hamile kaldığını öğrendiğinde ''vallahi de billahi de (bu vallahi ve billahiyi fabrikadaki Türk işçilerden öğrenmişti) ne olursa olsun, bakımımdan, kusur kalmıcam. Giyimim kuşamım yerinde, yüzüm makyajlı, tırnaklarım manikürlü ve tabii ojeli olacak,'' diye söz verdi kendine.

Onun bu süse püse düşkünlüğünün altında, annesinin sanayi devrimi sonrası birinci nesil kadın işçilerden olması ve bakımsızlığı yatmaktaydı. Bıkmıştı Amara bu durumdan.

Hamileliğini normal süreçte tamamladı. Gerçi son ayları biraz eli ayağı şiştiyse de, durum normaldi. Fazla kilo da almamıştı.

Madison bir kızları olduğu için çok sevindi. Madison, Clothilda ismini koydu. Kadın kahraman demekti. Bu ailenin kahramanı olacak bu kız dedi.

Amara "tamam tamam, anladık" falan gibi laflar etti. "Ben kızımı son moda psikologların Alman terbiyesi ile büyütecem. Öyle zır zır ağladı diye koşup, kucağıma almam ona göre Madison Efendi." (yine fabrikadaki Türkler)  "ne diyordum Madison Efendi, altını değiştirir, karnını tok tutarım o ayrı. Bi hastalığı da yoksa, hiiiççç umrumda olmaz. O katı, disiplinli tam bir Alman olacak. Öyle koftiden (yine Türklerrrr) Clothilda isimleri konmaz, taam mı yağışıglım?"

Madison bu duruma üzülüyordu, üzülmesine de, Amara'nın çalıştığı oyuncak fabrikasından, sık sık oyuncak getirmesiyle avunuyordu.

Küçük Clothilda'cık, (-cık? evettt yine Türkler) oyuncaklarıyla oynuyor, saçlarını seviyordu. Başka da arkadaşı yoktu.

Amara ise çalışan kadın. ''Yemekte ne varsa o tatlım'' diyordu Clothilda'ya. Masaya tabakları tak takkk diye insanın kafasına patlatır gibi koyuyordu. Bir azamet, bir disiplin. Offf sabırtaşı olsa çatlar. Ama Clothilda çatlamıyordu işte. Bu katı Alman eğitim sistemi ve oyuncaklara bakarken, Clothilda, insansı özelliklerini kaybetmeye mi başladı ne?

Yıllar geçti. Artık okula gitmeye başlamıştı. Bir Türk arkadaşı oldu. Adı Nazlı'ydı. Nazlı Clothilda'nın dinlediklerini duyunca ''aaaa kız Clothilda, deli misin sen? Annene hastayım, de, dudaklarını büz, olmadı ayyy anneciiim midem bulanıyor de. Bunun için yapman gereken yalınayak yerlere basmak lazım tabii. Belki katı annen insafa gelir de, anne şefkati yüreğini titretir'' dedi.

Clothilda bu öğüdü tuttu. O güne kadar, iyi beslendiğinden ve bakıldığından, aman aman bi hastalığı olmayan Clothilda iki büklüm olmuş, ''anneciiiimm, karnım ağrıyo, n'olur sarılmama izin ver, no'oluurrr'' diye ağladı, sızlandı.

Amara'da her ne kadar katı Alman eğitiminden yana bi anne de olsa, anne sonuçta. Hem yıllar, onu daha mı olgunlaştırmıştı, yoksa giyim kuşama doymuş muydu? Bilmiyorum. C hepsi şıkkını işaretleyelim, dostlar.

Dostlar, dostlar a dostlaaarrrr.

Hih hah hooyytttt!!! Bakın bakınnn!

Amara, Clothilda'ya ekmeğe salça sürüyor. Nasıl özenle? Clothilda nasıl memnun? O oyuncaklara baka baka, oyuncak bebeklerin gözlerine benzeyen, gözlerinden ışık fışkırıyor.

… ve o gün Clothilda'nın hayatında unutamadığı, en değerli gündü.

Herşey için Nazlı'ya ''dankeşön'' dedi.

Nazlı ''bişi diil Clothildacım'' dedi.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 988
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster