Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1756
 

Bir Kürt Atasözü der ki!

Bir Kürt Atasözü der ki!
 

Kurtla beraber öldürüyor, çobanla beraber yiyor, sahibiyle birlikte ağlıyor: Bu tip size tanıdık geldi mi?


“Kurtla beraber öldürüyor, çobanla beraber yiyor, sahibiyle beraber ağlıyor”!

Yıllardır yüksek dağların doruklarında, derin vadilerin kuytuluklarında, ırmak kenarlarında sıkça yaşanan haksızlıkları anlatmak için kullanılan bu sözü, Soma nedeniyle Azadiye Welat manşetine taşımış.

Boşuna atasözü dememişler; bizim sayfalarca yazarak anlatmak istediğimizi bir çırpıda özetlemiş.

Bu atasözü, Soma’da yaşanan katliamı da çok iyi anlatıyor.

Atasözü, Soma’yı iyi anlattığı gibi Soma katliamı da, çalışma hayatında neler olup bittiğini gözler önüne sermiş bulunuyor.

HER GÜN 4 KİŞİ İŞ CİNAYETE KURBAN GİDİYOR!

Resmi açıklamalara göre hayatını kaybeden 301 işçi, Türkiye’nin kanayıp giden yarasına bakmamıza vesile oldu.

Geçen yıl, aralarında benim de olduğum bir grup insandan “AKP’nin Hükümet olduğu yılları kapsayan bir Öteki Türkiye Raporu” istemişlerdi.

Bir araya nasıl getirildiklerini anlamadığım o ekip, birlikte çalışmaya başlayınca her biri birer etkisiz elemana dönüşmüş ve doğal olarak istenilen sonuca ulaşamamıştı.

Ben, gene de başladığım işi yarım bırakmamak için içeriğinde iş cinayetleri, intiharlar, işsizlik ve yoksulluk verileri bulunan bir rapor hazırlamıştım.

Çoğu resmi sitelerden edindiğim bilgiler inanılmazdı.

 Mesela yalnızca 2004 yılında 83.830 kişi iş kazası geçirmiş; bunlardan 1421’i iş göremez hale gelmiş, 841’i ise iş cinayeti sonucu yaşamını yitirmiş.

2005’de 1072, 2006’da 1598, 2007’de 1044, 2008’de 866, 2009’da 1171 kişi iş cinayetine kurban gitmiş.

Daha yakına gelelim.

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre sadece 2010’da, 1454, 2011’de 1700, 2012’de 878 ve 2013’de ise 1325 kişi iş cinayetine kurban gitmiş.

2014’ün ilk dört ayında iş cinayetine kurban gidenlerin sayısı ise 398. Buna Soma’daki katliam sonucu yaşamını yitiren 301 kişiyi de eklediğinizde ilk beş ayın toplamı 699 ediyor.

Günde ortalama dört kişinin iş cinayetine kurban gittiği bir ülke burası!

Resmi istatistiklere kaza olarak geçen cinayetlerin nedenlerinin başında kuralsızlık, güvensiz çalışma ortamı, sendikasızlaştırma nedeniyle yaratılan güvencesizlik ve giderek bir kural haline getirilmiş bulunan kayıtsızlık gelmektedir.

Soma’daki cinayetten sonra tartışmaya açıldı ama rakamlardan da görüleceği üzere iş cinayetleri, Türkiye’nin kanayıp giden yarası.

İŞ KANUNU YERİNE DAĞ KANUNU GEÇERLİ!

Yeri gelmiş; deryada damla misali DEV-MADEN-SEN Genel Başkanı olarak Tayfun Görgün, “işçi sağlığı ve iş güvenliğini, işyerinde en deneyimsiz, en bilgisiz, en dikkatsiz işçinin dahi kaza yapamayacağı veya kazaya neden olamayacağı iş ortamının yaratılması” olarak tanımlayıp, her gün işlenen iş cinayetlerini önlemek için niçin adım atılmadığını sormuş. Yeri gelmiş bu feryatları duyan pek çok milletvekili gibi CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de TBMM kürsüsüne taşımış.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, o günlerde de, “iş kazalarının yüzde 98’inin önlenebilir nitelikte olduğunu; önlenebilmesi için kaza nedenlerinin iyi tanımlanması ve bu nedenlerin ortadan kaldırılması gerekir” cevabını vermiş.

O Bakanın, Soma’daki katliamın “sağır yürekleri” bile harekete geçirdiğini fark ettikten sonra “en küçük bir ihmal varsa gereğini yaparım” demesine bakmayın.

Türkiye’de çalışma yaşamında “dağ kanunları” geçerli.

Daha önce de yazmıştım; Soma’daki katliamın yaşandığı madenin patronu, gün gelmiş, medyanın “amiral gemisi”nde boy gösterip, “devletin 130 dolara yaptığını ben 23.80 dolara yapıyorum” diye övünmüş.

Devleti yönetenler bu sözleri nedense hem kendileri hem de sözü eden açısından ihbar kabul etmemiş.

Zira Soma katliamının müsebbibi bu sözlerde gizli!

Bahse konu iş, 23.80 dolara yapılabiliyorsa kamu adına yetki kullananlar, görevlerini suiistimal etmişler. Dolayısıyla soruşturulması gerekirdi. Eğer patronun açıkladığı rakamlar imkânsız ise bu ihbar niçin ihbar kabul edilmemiş?

Mesela hiçbir yetkili, “işyerinde gerekli bütün önlemleri aldığın; işçi sağlığı için gerekli düzenlemeleri yaptığın ve çalışan bütün işçilerin sosyal güvenliğini sağladığın halde mi 23.80 dolarla kar edebiliyorsun?” diye sormamış.

Sormadıkları için de mesela şirket çalışanların sayısını 5550 kişi olarak verirken, SGK verilerinde kayıtlı işçi sayısı 2896 görünmektedir.

Bu nedenledir ki cinayetin işlendiği sırada madende 787 kişi bulunduğu açıklanmasına rağmen 301 işçinin hayatını kaybettiği, sağ ve yaralı olarak kurtarılanların sayısının 10-15’i geçmemesine rağmen geri kalanlar bilinemez ve de bulunamaz olmuşlar.

Kayıtları yok çünkü!

Yasalara göre suç işlendiği kendi verdikleri rakamla SGK kayıtları arasındaki farkta ortaya çıkıyor.

Şirket öyle de kamu adına yönetme yetkisini kullananlar pek mi farklı.

Onların haline bir bakın!

Başbakan, daha ilk gün, “bir kusur varsa gereğini yaparız” yerine şirketin “sağlam” olduğunu söyledi.

“Sağlam irade” ya!

Hükümet katında “sağlam” olduğunu son 9 yılda aldığı 60 milyar TL ihaleden anlaşılıyor.

Mızrak çuvala sığmadı tabi!

Bu nedenle hemen bir “günah keçisi” buldular.

Biliyorum o “keçi”nin de günahı var ama “keçiyi yardan atlamaya” iten 60 milyarlık ihaleyi verenlerin hiç mi suçu yok?

Atasözü boşuna denilmemiş:

“Kurtla beraber öldürüyor, çobanla beraber yiyor, sahibiyle beraber ağlıyor”!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 67
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 649
Kayıt tarihi
: 06.07.10
 
 

8 Ocak 1961'de doğdu. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster