Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
808
 

Bir Kürt’ten acı gerçekler

Bir Kürt’ten acı gerçekler

Aslında anlatacağım şeyler uzun yıllarca yaşadığımız şeyler. Kim bilir bu olayların başladığı andan itibaren atılan kurşun, öldürülen suçsuz günahsız kişilerin kemikleri toprak oldu ve halen günahsız yere insanlar öldürülüyor. Eminim ki bu ne Kürt sorunu nede bir vatanseverin verdiği mücadele bu sadece kardeşi kardeşe katletme oyunu bunun içinde eminim ki; bu devlete vatansever gibi gözüken veya bir ekmek için kanın akmasına göz yumacak kadar basit insanlar var. Yahu bu kadar mı beceriksiz bir milletiz, çözüm o kadar mı zor

Yok…

İnanmıyorum bir sorunun bu kadar zor olacağını bunu zorlaştıran önüne engel olarak çıkan çıyanlar var. İşte asıl çözüm onların başını ezmek eminim çözüm o zaman olur. Çözüm bu ülkede her şeye muhalefet olmakla olmaz çözüm ben milliyetçiyim “kahrolsun PKK, vatan sağ olsun” demekle olmaz, bunlar soyut kavramlar insanlara somut kavramlar şart. Ülkemizde getirilen çözümlere muhalefetin tepkisi hep vatana ihanet gözüyle bakıldığı için veya iktidarın cesaretsizliği diyebiliriz.

Gel gelelim Kürt sorumlusuyum diyenlere; Kürt sorumlusu olan şahıs çözümlerin karşısında durun somut veya soyut bir adım atmaktır. Kusura bakmayın üstünüze atılan topu siz taca atarsanız, bu iş zor çözülür. Eğer halk sizi seçmişse bu demektir ki muhatap sizsiniz. Bu açıklamalarımdan dolayı eminim ki bana da vatan haini derler bana göre asıl hainler bu sorun için soyutta olsa somutta olsa olumlu bir adım atmayanlardır. Unutmayın ki bugün mecliste birbirine şerefsiz diyenler aynı okullarda aynı mahallelerde yaşamışlar bunun eğer farkında olmayacak kadar bilgisizler ise yazık derim.

VEDAT OKŞAKSİN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ancak bugün Batı bu kavramları kendi içinde yok edip, yeni bir değişim yaratmanın çabası içerisindedir. Biz ise yeni zamanların değerlerini keşfetmek bir yana, “bit” pazarında kavga etmek gibi bir yanlışın içindeyiz... Şimdi top nerde? Topu ele geçirip yeni bir atak yapmak gibi bir düşüncemiz var mı? Son söz, yeni zamanlara yön vermek Yakınçağ’ın köhne kavramlarıyla olamaz, bu mümkün değildir. Ayrıca üzerimize atılan top değil, mermidir... Akşam aç yatan çocuğun yemek parası, hasta teyzenin ilaç parası, öğrencimin kitap parasıdır, bu mermiler... İşte sorunun nirengi noktası: "Türküm, Kürdüm, Çerkezim..." diyerek içinde bulunduğumuz "nezleli" durumu daha da ağırlaştırmaktayız... Bu gerçeği sadece halkımız değil, aklı eren devlet adamları da artık görmelidir... Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar...

Rıza Üsküdar 
 30.06.2010 10:53
 

Vedat Bey, etnik yapı beşeri kültürel bir inşadır. Bu da zamanla farklılıklar göstermektedir. Dahası etnik yapı ya da genel anlamda söylersek milliyetçilik yakınçağ’da üretilmiş bir kavramdır. Küresel gerçeklik dün olduğu gibi bugünde vardır. Beşeri yaşam, hayatın her alanında var olan güncel havanın etkisi altındadır. Bunu anlatmak için, “batıda biri nezle olsa, doğudaki hapşırır” biçiminde bir benzetme yapmak mümkün. Bu nedenle yazınızda belirttiğiniz, “kusura bakmayın üstünüze atılan topu siz taca atarsanız, bu iş zor çözülür” ifadenizden hareketle keşke top ayağımıza değse temennisinde bulunmak isterim. Diğer bir ifadeyle top ayağımıza bir türlü değmiyor, tabiri caizse “ortada sıçan” oyunu oynanıyor... Biz ortada koşarken birileri birilerine pas veriyor... Bu durumda topu nasıl taca atabiliriz ki? Temel sorunumuz, nezle oluşumuzdur... Diğer bir ifadeyle Batı’nın ürettiği kavramlar üzerinden birbirimizi yaralıyoruz...

Rıza Üsküdar 
 30.06.2010 10:35
 

Ve yıllardır bu ülkenin aklı başında inanları bunu söylüyor, bunu haykırıyor; ama sonuç giderek kötüleşiyor. Emperyalizm, Kapitalistlerin taştan yüreği ve güç odaklarının oyunları buna engel oluyor ve hatta bu oyunun senaristleri olarak senaryoyu sürekli sahnede tutmayı beceriyorlar ne yazık ki! Bütün sorun bu ülkenin diğer gelişmiş ülkelerin halkları eğitilirken ve AB-D'nin ortalama eğitim yaşı 12,5 yılken, bizimkinin 4,7 yıl olması! Bir de bu coğrafyanın stratejik değeri... Birlikte koruyacağız topraklarımızı ve birliğimizi yeni bir "Kurtuluş Savaşı" pahasına... Selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 28.06.2010 19:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 699
Kayıt tarihi
: 09.01.08
 
 

Ben Vedat. Digor'luyum. Liseyi Kars'ta okudum. Erciyes ünv inşaat müh kazandım. 2004 mezunuyum. Ş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster