Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
22322
 

Bir lezbiyenin türküsü; Odam kireç tutmuyor

Bir lezbiyenin türküsü; Odam kireç tutmuyor
 

Üzerinde beyaz bir gömlek, gömleğin üzerinde siyah, saten bir yelek vardı. Siyah kumaş pantolon giymişti, yeleğinin düğmeleri açık, siyah ve beyazın hakim olduğu bir spor ayakkabı vardı ayaklarında.

Kafede bulunanların dikkatli bakışları ile sahneye çıktı. Ya da ben dikkatle takip ettiğim için herkesin onu aynı dikkatle takip ettiğini düşünüyordum. Sahneye çıkmadan önce kafenin solisti;

“Şimdi bize bir arkadaşım türkü okumak istiyor” diye onu sahneye çağırdı.

Anons üzerine sahneye çıktı, mikrofonu uzattı solist yüzünde anlaşılmaz ama mutluluğa yakın bir ifade ile.

Mikrofonu alınca ilk önce mikrofona baktı, sanki yıllardır ona ihtiyacı varmış gibi, kısık kalmış, bastırılmış sesini şimdi onun sayesinde tüm dünyaya duyuracakmış gibi, bir umutla baktı, sonra gözlerini kaldırdı ondan karşısında oturanlara baktı, herkes ona bakıyordu, yavaşça buğulu gözleriyle süzdü etrafını, ya da buğu masalardaki kül tabaklarından, dudaklardaki, ellerdeki sigaralardan yükselen sigara dumanıydı, hayattı belki.

“Herkes iyi akşamlar” dedi biraz mahcup, “Gecenizi, eğlencenizi bölüyorum kusura bakmayın, ben de bir türkü okumak istedim sizlere, sizler ister misiniz bilmem…”

Konuşması birkaç masadan gelen zayıf alkışla bölündü, gözleri ile takip ediyordu insanları, sanki biri çıkıp “istemiyoruz okuma” dese bırakıp gidecekti mikrofonu, ama bir iki kişi bile olsa, belki yalandan da olsa alkışladılar, “istiyoruz” dediler, konuşmasına devam etti;

“Teşekkür ederim” dedi, “İsmim Toprak, Sivaslıyım, görüntüm sizlere biraz farklı gelmiş olabilir, evet ben farklıyım, erkek gibi görünen ya da öyle görünmeye çalışan ama erkek olamayan birisiyim, kadın bedeninde doğmuş bir erkeğim ben…!” dedi.

Biraz sessizlik oldu, arkadaşı olan solist dikkatle ve destekler bakışlarla dinliyordu Toprak’ı, devam etti Toprak;

“Böyle olmak benim suçum değil, insan her şeyi seçemiyor hayatta. Nerede doğacağımızı, seni kimin doğuracağını, cinsiyetimizi seçemiyoruz. Bazen yanlış bedenlerde doğuyoruz, bazen doğru olsa da bedenlerimiz, yanlış hayatlar yaşıyoruz. Ben yanlış bir bedende doğdum, yanlış bedende doğmuş olmam yanlış bir hayat yaşamamı gerektirmez ama yanlış bir hayat yaşadım şimdiye kadar, yaşattılar.”

Toprak konuşmasını sürdürdükçe kafe sessizleşiyor, ilgisiz olanlarda yavaş yavaş Toprak’ı dinlemeye başlıyorlardı.

“Beni zorla evlendirdi ailem, sevmediler kadın bedenindeki erkek Toprak’ı, kadınlığımı bulmamı istediler. Evlendim. Evlendirildim, zorla, istemeden, boyun eğerek… Kaçamadım, kimsem yoktu, dünyada yalnızdım çünkü, benim gibi bir kişi daha var mı bilmiyordum, bilemezdim. Ücra bir köyde yaşamak size hiçbir şey öğretmiyordu ya da aileniz istediği için öğrenemiyordunuz. Sizi erkek bedenine hapseden anne ve babanız sizi eve hapsediyordu, umarsızca. Evet, evlendim, erkektim ben ve bir erkekle evlendim. Bedenim erkekti ama iki çocuk doğurdum, erkek doğurur mu, ben doğurdum, şimdi onları da aldılar benden, göremiyorum onları, göstermiyorlar. Bana yanlış bir hayat, yanlış bir beden veren anne ve babam ve o çocukların babası olan erkek kaçırıyorlar benden çocuklarımı. Çocuklarımı doğurdum ama babasıyım ben onların bir baba gibi seviyorum onları. ‘Denizatı’yım’ diyorum bazen kendime, kendimi öyle teselli ediyorum. Bilirsiniz denizatlarının erkekleri doğurur yavruları. Çocuklarımın birisi şuan 5, birisi ise 8 yaşında, ama bilmiyorum onları onlarda beni bilmiyorlar, bilmeyeceklerde…”

Gözlerindeki buğu yaş oluyor Toprak’ın, dökülüyor tane tane, hayattaki acılarını atıyor, tanımadığı insanlara kendini anlatarak.

“Çocuklarım için okumak istiyorum bu türküyü, anne bildikleri, bildiklerini sandığım ama anneleri olamadığım çocuklarım için söyleyeceğim…”

Toprak sözünü bitirince kafe tamamen sessizleşmişti, geriye döndü ve solist olan arkadaşına baktı Toprak, gözlerini kırptı, çalmaya başladı arkadaşları ve toprak yere oturarak söylemeye başladı, sanki var olan sessizliğe inat !;

“Odam kireç tutmuyor,

Kumunu katmayınca.

Sevda baştan gitmiyor,

Sarılıp yatmayınca.

Baba ben derviş miyem,

Hırkamı giymiş miyem.

Ben sevdim eller aldı,

Niye ben olmuş müyem.

Odamı kireç eyle

Yüzümü güleç eyle

Yandım aşkın elinden

Gel bana ilaç eyle

Odam kireçtir benim,

Yüzüm güleçtir benim.

Soyun da gel yanıma,

Tenim ilaçtır benim.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hikaye hüzünlü... Lâkin türkü neden lezbiyen türküsü onu anlayamadım. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 17.07.2013 18:34
Cevap :
Gerçek bir hikaye aynı şekilde aktardım. Fakat "Lezbiyen Türküsü" değil, "Lezbiye'nin Türküsü" !  27.07.2013 13:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 4739
Kayıt tarihi
: 24.08.12
 
 

Ansızın kalemime düşen kelimelerden ibaret hayatım.           ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster