Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '17

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
158
 

Bir meydan dolusu yalnızlık "Medianeras"

Asırlardır yazmadığım güzelim bloğuma, bugün izlediğim bu sıradışı filmi yazarak kaldığım yerden devam etmeye karar verdim. Sevgili okurlarım, inşallah iyisinizdir, benim açımdan değişen pek bişey yok, sadece öğrenciliğim bitti ve iş hayatına tüm pervasızlığımla atıldım.

Yine başka bi blogtan ismini görüp merak ettiğim film için şöyle yazıyordu: “Metropollerdeki çarpık kentleşmenin, insanları ilişkilerinde beden olarak yaklaştırması kadar ruhen uzaklaştırmasını, teknolojinin insanları birbirlerine bağladığından çok aslında ne kadar yalnızlaştırdığınıgördüğümüz bir film.”

Buenos Aires’in betonarme yapılarını gözümüze sokarcasına, arka fonda hafif bir müzikle, modern insanın yalnızlığını, can sıkıntısını, mutsuzluğunu izliyoruz Medianeras’ta. Zaten film ‘Nehre sırtını dönmüş bir şehirden ne beklenir ki?’ diyerek aslında beklenti ve umutların bile tuzla buz olduğunu, melankolinin şehrin her bir köşesinde insanları ele geçirdiğini en başından haber veriyor. Ayrılıkların, boşanmaların, aile içi şiddetin, kablolu kanal sayısındaki patlamanın, iletişim eksikliğinin, umursamazlığın, uyuşukluğun, depresyonun, intiharların, nevrozların, panik atakların, obezitenin, gerginliğin, güvensizliğin, melankolinin, stres ve hareketsiz yaşam tarzının mimar ve mühendislerin suçu olduğuna inanıyor kahramanımız. Evet, suçu mimar ve mühendislere atarak, esiri olduğumuz teknoloji ve diğer bilumum bizi ruhsuzlaştıran tüm icatları temize çıkarıyor böylece.

Martin, yalnızlığını fotoğraf kareleriyle paylaşarak azaltmaya çalışırken, Mariana beceremediği mesleğinden kopmamak adına cansız mankenleriyle zamanının geçiriyor. Bu kadar yalnız iki insanın, Arjantin’in bu kadar kasvetli devasa binalarıyla doldurulmuş kalabalık şehrinde tüm film boyunca karşılaşmalarını bekleyerek için için kendimi yedim, ha şimdi ha şimdi karşılaşacaklar diyerek.. Havuzda, durakta, aynı dükkanda aklın tüm sınırlarını zorlarcasına aynı anda bulundular ama birbirleriyle chat bile yaptılar ama kaderin garip bi hilesi olarak bi türlü tanışmayı beceremediler. Neyseki en son sahnede Mariana’nın, Martin’i ezelden beri çözmeye çalıştığı bulmacasındaki Wally’e benzetmesiyle bu iki kahramanımızın da yolları kesişir ve izleyici derin bi nefes alır.

Lafı uzatmadan toparlarsam, Gustavo Taretto, diğer tüm o garip filmlerinin arasına böylesine güzel bir film sıkıştırabilmiş, iyi iş çıkarmış. İspanyolcaya olan ilgimden mi, Güney Amerika sevgimden mi yada Latin insanının her zaman beni etkileyen o alışılageldik olağan neşesinden mi bilinmez ama Medianeras’ı çok sevdim. Bu zorlu geçen soğuk ocak gecesinde içinizi ısıtmaya birebir sıcacık bir film. Keyifli seyirler!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 395
Kayıt tarihi
: 24.02.14
 
 

12 Ocak 1993 Korkut doğumluyum. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuyorum. Hayatta her şeyin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster