Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
519
 

Bir Milliyet Blog iletişim deneyimi

Bir yılı aşkın bir süredir Milliyet Blog’a yazılar gönderiyorum. Başlangıçta temel düşüncem seçmiş olduğum “Tarih” kategorisindeki okumalarımdan da yararlanarak bilgi - düşünce paylaşmak ve benzer konulara ilgi duyanlarla iletişim sağlamaktı. Ancak süreç içerisinde ülke gündemi ile ilgili konularda duygu ve düşüncelerimi içeren yazılar yazmak da kaçınılmaz oldu. Zaman zaman hassas konulara ilişkin tepkisel çıkışlı ancak sağduyulu olmaya çalışarak kaleme aldığım yazıların bazılarının yayına alınması uzun süre gerektirdi. Bu tür yazılarda, tarihe kendimce kayıt düşmek ve düşüncelerimi samimiyetle paylaşma arzusunun dışında bir amacım olmadı. Uzunca bir süreden buyana da gündeme dair yazma isteğimi çeşitli nedenlerle yitirmiş durumdaydım. Bu girişi yapmamın nedeni ise Milliyet Blog’la ilgili geçen hafta içinde yaşadığım bir olayı paylaşma gereği hissetmem oldu.

Geçen hafta ortasında “Siyaset” kategorisinde yazılmış olan bir yazıya, bir gün arayla iki kez gönderdiğim yorumum, aradan uzun süre geçmesine karşın yayınlanmadı. Blog yazarına ve şahsıma, düzeyli bir tartışma zemini üzerinden katkı sağlayacağını düşündüğüm yorumumun karşılıksız kalması üzerine ve sayın yazarın bazı yorumlara verdiği cevaplarında, kendisine gönderildiği söylenen yorumları alamamaktan da yakındığını okuduğum için, yönelttiğim bir soru ile durumu açıklığa kavuşturmak istedim. Milliyet Blog aracılıyla yönelttiğim sorunun da yanıtlanması gecikince aşağıdaki mesajı Milliyet Blog editörüne göndermek zorunda kaldım;


“ Milliyet Blog yazarlarından Sn. ………….'e ait "……………………….." başlıklı blog yazısı için; 30-31 Temmuz tarihlerinde iki kez gönderdiğim yorumumun ve sonrasında 01 Ağustos tarihinde gönderdiğim sorunun yayınlanmamış olması nedeniyle yazara ulaşmadığı düşüncesini taşımaktayım. Bu düşünceye kapılmamın diğer bir nedeni de, ilgili blog yazarının kendisine gelen bazı yorumlara verdiği cevaplarda yorumların kendisine ulaşmadığından yakınması olmuştur. Yazarın yorumuma cevap vermemesi ve yayınlamaması tercihi (ki bunun düşük olasılık olduğu kanısındayım) veya sorunun teknik bir nedene bağlı olması da mümkün olmakla birlikte, samimi olmak gerekirse yazılarımın niteliği nedeniyle sakıncalı görülerek engellemeye tabi tutulmuş olmam da aklımdan geçmektedir.

Konuyla ilgili olarak beni aydınlatmanızı rica ederim.

Saygılarımla”

Yukarıda alıntısını aktardığım mesaja şu ana kadar belki de Milliyet Blog’un politikası nedeniyle doğrudan bir yanıt alamadım. Ancak ilgili blog yazarına yöneltmiş olduğum soru, sayın yazar tarafından; yorumların kendisine ulaşmadığı şeklinde 02.07.2008 tarihinde cevaplandı.

Tüm bu yaşananlardan sonra ise benim açımdan durum netliğe kavuşmuş oldu. Bazı yazılarım ya da bu yorumum nedeniyle engellendiğimi (sansürlendiğimi) anladım. Üzüntümün bir nedeni kendimi çocukça; dışlanmış, engellenmiş hissetmemse de, bu bilinçaltı dürtülerin üstesinden gelmem artık yaşım itibarıyla çok zor değildi. Ancak asıl üzüntü kaynağım, Milliyet Blog gibi yararına içten inandığım bir sistemi yönetmeye çalışanları zor durumda bırakmak ve daha önemlisi benim gibi düşünerek paylaşmaktan başka bir amacı olmayan birisinin dahi sakıncalı olabileceğini öğrenmek oldu. Bu sonuncusu ise toplum ve gelecek adına oldukça umut kırıcı olmakla birlikte, fikirlere saygı ve hoşgörünün en önemli medeniyet ölçütlerinden birisi ancak hangi düzeyde olursa olsun en zor öğrenileni ve sindirileni olduğu bir kez daha yaşayarak görmüş oldum.

Yaşadığım bu deneyim sonrasında içinde bulunduğum duygularla Milliyet Blog’ devam edip etmemeye karar verme noktasında dururken, 45 yaşın bana öğrettiği ve benim de oğluma aktarmam gereken hayat derslerinden birisini, yeniden hatırlamam gerektiğini düşündüm; “haksızlığa uğradığını düşündüğünde, başkalarını yargılamadan öncelikle objektif olarak durumu anlamaya çalış, düşüncelerini kendine saklamadan paylaş ve en önemlisi sakın içine kapanma”.

..............................................

Burada noktalamış olduğum blog yazımı 02.08.2008 tarihinde "Engellendim (Sansüre uğradım)! Üzgünüm" başlığı ile yayınlamak üzere gönderim. Ertesi gün Milliyet Blog’dan yazımın aşağıdaki gerekçeyle onaylanmadığını ifade eden bir mesaj aldım:

“Engellendim(Sansüre uğradım)! Üzgünüm. baslikli 02.08.2008 14:12:26 tarihinde girmis oldugunuz blogunuz ne yazik ki onaylanamamistir. Dilerseniz, asagidaki mesaja gore blog’unuzu guncelleyebilir veya yeni bir blog girebilirsiniz.

Red sebebi : Sayın yazarımız. Bazı aksaklıklar nedeniyle gönderdiğiniz mesaj tarafımıza ulaşmadığından size bilgi verilememiştir. Elbette ki sakıncalı olduğunuzu düşünmek gibi bir hataya düşmedik. Zaman zaman yaşanan teknik sorunlar ya da gündemin oldukça yoğun olması nedeniyle yazarlarımızın blog, yorum ya da mesajları ile ilgili değerlendirmeler konusunda hassas davranmamız gerekebiliyor. Ve bu da bazı aksaklıklara, gecikmelere yol açabiliyor. Ama bir art niyetimiz olduğu düşünceniz bizi üzdü. Fikirlerinize saygımız sonsuzdur. Gecikme için özür dileriz.”

Bu iletişimle birlikte, yukarıda anlatmaya çalıştığım sorunun; başlangıçta olasılıklar arasında değerlendirdiğim teknik nedenlerden ve yoğun gündemin gerektirdiği duyarlılıktan kaynaklandığının açıklığa kavuşmuş olmasının beni gelecek adına mutlu ettiğini söyleyebilirim. Diğer taraftan iletişimdeki gecikmenin bende yol açtığı duygusallığın ise mazur görüleceğini umuyor, bu gecikmeyi tüm hassasiyetime karşın farklı yorumlamış olmamdan dolayı da üzgün olduğumu ifade etmek istiyorum. Sonuç olarak; Sayın Milliyet Blog sorumluları ile paylaşmış olduğum bu iletişim deneyimini tüm Milliyet Blog ve Yorum yazarları için de aydınlatıcı olacağı düşüncesiyle bir blog yazısına konu yapmış olmamın da yararlı olacağını düşünüyorum. Bu arada, tüm bu olanların nedenini oluşturan “yorumumu” ilgili blog yazarına tekrar göndereceğimi ise bilmem söylemeye gerek var mı.

02- 03 Ağustos 2008

Hakan KİLDOKUM

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geçenlerde benim de başıma geldi, işinize gelmeyen yorumları yayınlamıyor musunuz diye bir soru aldım! Yorum yazmış bir arkadaşımız siyaset konusundaki bir yazıma, yayında göremeyince de soru olarak sormuş. Net bir biçimde açıkladım, öncelikle insana duyguğum saygıdan dolayı farklı görüşlere de saygı duyarım, katılırım, katılmam o başka bir mevzuu, ancak hiç bir yorum bende beklemez ya da silinmez diye... Ne yazmıştınız yorumda bilmiyorum ama editörlerden ulaşmamıştır belki de bana dedim. Yazınızı okuyunca "Hah, o kişi benim!" dedim önce ama isimleri kontrol ettim, değilmişim, çünkü bana gelen soruda mesaj bölümünde ayrı bir isim, soruyu gönderen bölümünde ayrı bir isim vardı ama ikisi de sizin adınızla örtüşmüyor... Bunlar yaşanabilen şeylermiş, paylaşayım istedim ki canınız yok yere sıkılmasın... Sevgilerimle...

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 04.08.2008 14:48
Cevap :
Teşekkür ederim. Benzeri durumlarda doğabilecek karşılıklı yanlış anlamalar için kısmen de olsa aydınlatıcı olur düşüncesiyle deneyimimi şeffaf bir şekilde aktarmak istedim. Sevgi ve saygılarımla.  04.08.2008 15:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1080
Kayıt tarihi
: 12.06.06
 
 

Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F mezunuyum. Yüksek Lisans diplomalarımı G.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster