Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '06

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
3698
 

Bir Mordoğan akşamı

Bir Mordoğan akşamı
 

Bir cuma akşamı çıkmak yola Karşıyaka'dan. Bavulu hazırlamak perşembe akşamından ve bagajına koymak arabanın daha geceden. Cuma günü iş çıkış saatini beklemek sabırsızca. İlk müsait yerde arabayı çekip kenara, kurtulmak rutin iş kıyafetlerinden ve altta şort ve terlik, üstte t-shirt ve şapka, teypte sezen, avuçlarında sevdiğin eller, arkana bile bakmadan düşmek Mordoğan yollarına. Güzelbahçe'de her zamanki yemciden sülünes almak balıkları beslemek, Urla'dan da soğuk bira kapmak güneşi indirmek için. Eski Çeşme yolundan devam edip Balıklıova-Mordoğan-Karaburun ayrımına saptığında bitirmek, defetmek tüm dertlerini, sıkıntılarını. Güneş hemen karşı sağında bir görünüp bir kaybolurken, içine hapsetmek en güzel kızılları, morları. Sağına masmavi Ege'yi alıp nefeslenirken iyot kokusuyla, solunda mis gibi kara kekik rayihalarıyla yemyeşil sarhoşluk. Güneş henüz batmışken ulaşmak Mordoğan denen şirin, güzel, küçük, bakir sevgiliye. Fırlatıp atmak bavulları bir köşeye ve Kocakum Plajından dalıvermek koyu maviliğe. Gece yarısı için çipuralara çapkın randevular vermek.

Tüm gerilimi ve stresi boşaltıp çıktıktan sonra caanım Mordoğan'ın caanım denizinden, duş alırken hayal etmek akşam sofrasını.

Mangalda yavaş yavaş pişmiş taze deniz çipurası ve tavada Ayıbalığı’nın kıpkırmızı kaya barbunu. Yanına tamamı Mordoğan'da yetişmiş olan malzemelerden oluşan çoban salatası, üzerine bol limon, nar ekşisi ve halis Mordoğan, erken hasat-taş baskı sızma zeytinyağı. Hemen bir tabakta kalamar tava, bir tabakta ahtapot salata bol limon ve zeytinyağlı, hepsi Mordoğan denizinin yakın dönem sakini. Diğer bir tabakta az tarator, az haydari. Az biraz, birayla terbiye edilmiş midye tava ve tabi ki fava. Taş fırın ekmek dilimleri. Nasıl unutulur ki mis gibi zeytinyağı kokan hafif ekşili ve biraz sirkeli fasülye pilaki ve Ezine koyun peyniri. Özenle soğutulmuş Tekirdağ Rakısı, özenle soğutulmuş pınar suyu, özenle soğutulmuş dibi dar, ağza doğru çok hafif genişleyen, -rakı bardağı diye bilinen limonata bardaklarından bir santim daha kısa olan- Gazi Paşanın rakı kadehi.

Gözlerin denizi, kulakların dalga seslerini, damağın binbir lezzeti, tenin meltemi, burnun iyot ve anasonun sevişmelerini içerken kana kana, yüreğin önce harmandalı olur diz vurur toprağa, sonra bir suzinakta yaş olur düşer iki yanağa. Şiir olur söylenir yakamozlara. An gelir içten gelen bir kahkaha koyverirsin sofraya, an gelir dudaklarının kenarından hüzünlü bir gülüş sallanıverir dünyaya. Dudaklarında ab-ı hayat olur buzlu rakı. Şarkılar seni söyler, şiirler seni okur, masallardaki aşklar gelir aklına, aşka gelir masallar.

Saatler gece yarısına geldiğinde sevenler, dostlar, yarenler hem hemdert olmuşlardır hem de hemdem. Gülüşler daha bir rahat yayılırken dudaklarda, sevgiler daha bir hür, dostluklar daha bir gerçek, dünya da daha bir sallanır olmuştur. Hey gidi kahpe dünya hey nidaları yükselir kol kola giden ahbaba selam olsun erenler derken Şevki Bey, uşşak makamında. Vakit gece yarısı, çipuralara verilen randevudadır artık. Oltalar, sülünesler, iğne takımları ve parlatıcı(!) bira kutuları çıkar piyasaya. Hala canlı olan yemler takılır çipura-levrek iğnelerine ve rastgele denir fırlatılır Mordoğan denizine. Misinanın gerginliği alınır ve dikkatlice yerleştirilir kamış olta bir yere. Gözler artık balığın vurmasını beklerken hiç ayrılmadan oltanın ucundan el yordamıyla buz gibi biralar açılır ve ayıptır söylemesi bir tane de cigara tellendirilir. Yakamozlar mı parlaktır bira mı parlatır seni hiç anlaşılmaz olur. Bir bakarsın olta tık tık etmektedir. Fazla bekletmez sevgili seni oracıkta. Yavaş yavaş çekersin oltayı, acele edersen ürker kaçar mazallah elinden.

Nerdeyse sabah olmaktadır artık. Şafak, gecenin en karanlık anında söker. E biraz uyumak sana da iyi gelir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

1984 1985 yılları ve rahmetli Tanju Dayımın Anadol arabasıyla sabah suyuna gidiyoruz.Azmak ağzında avlanıyoruz,karagözler,lidakiler......Aklıma geliverdi sizi okurken.Ağzınıza sağlık.En kısa zamanda bunu maalesef dayımsız tekrarlayacağım.Denizli'den saygılarımla...

tamer günes 
 29.01.2007 22:13
Cevap :
Çok teşekkür ederim Tamer Bey. Çok enteresan bir tesadüf oldu ki bugünlerde daha farklı bir Mordoğan-Karaburun yazısı yazmak üzere idim. Sizin, bu çok eski tarihli yazıma göndermiş olduğunuz yorum da beni ayrıca mutlu etti. Yeni yazımda buluşmak üzere. Sevgi ve saygılarımla.  30.01.2007 7:47
 

Yukarda saydigim 3lü benim neredeyse hayat felsefemi kisaca özetler. Helede yurtdisinda yasadigim icin bitmez tükenmez bir özlemdir, bu 3lü benim icin Ancak Rakisofrasinda o kadar cok balik varki, bana daralgeldi. Mangalda cipura, Tavada Ayibaligi, Ahtopot baliginin hemde unlanip yagda kizarmisi (Kalamar) hemde salatasi üstünü üstlük birde Midye tava, hadi mezeleri es gectik hafifdir diye. Önce agzimin suyu akmaya basladi. Daha sonrasa cok abartili geldi. Gercekhayalcilik yerini asiri abartmaya birakmis, üzüldüm: düslerimin üzerine bol Limon, nar eksisi ve birazda sirke ekildi. Gerek daha sonra oynan Harmandali ve gerekse parlatma faslinda yine Gercekhayal alemine sürükledi beni.

Lazefe 
 23.07.2006 0:23
Cevap :
İlginiz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim. Ancak bu yazım bir hayalimi değil sıklıkla yaşadığım gün gibi gerçeğimi ifade ediyor. Balık ayıbalığı değil Ayıbalığı adlı bölgenin eşsiz balığıdır. Ahtapot bize göre bir balık değil başlı başına bir deniz canlısıdr. Kalamar ile ahtopot arasında da dağlar kadar fark vardır. Midye keza öyle. Bunların pişirme teknikleri ile de yüzlerce farklı tatta varyasyon elde edilebilir. Balık çoğu kimse için adı bile anılmayacak derecede kötü kokan, ağır gelen vesaire bir yiyecektir. Ama bizler günde beş vakit balık ve diğer deniz ürünlerini yesek "Ya Rabbi şükür" diyecek insanlar olduğumuz için inanın size hayal gibi gelen gerçeklerimiz bize hiç fazla gelmiyor. Haydi afiyet olsun, seven balık yesin, sevmeyen tavuk!!! Ne diyelim.  24.07.2006 12:01
 

Bu kadar mı güzel anlatılır. Aynen yaşadım doğrusu. Benimde bir hafta için gitmek için can attığım hatta gittiğim ancak arkadaşımın işleri yüzünden yarıda bırakıp geldiğim Karaburun tatilimi hatırlattı. Hala içim acıyor doğrusu. Karaburunda Keyfim pansiyon var. Tavsiye ediyorum bir kerede orayı deneyin emin beğeneceksiniz.

Pelin KALYONCU 
 26.06.2006 17:23
 

Katilmamak mumkun degil... Mordogan az bilinen ve ufak bir tatil koyu olmasina ragmen, kendine has havasi ve dogalligi ile en guzel tatil merkezlerinden biridir benim içinde.. Sadece yaz aylarinda degil, kis aylarinda da.. O kimsenin olmadigi, herseyin size oldugu Mordogan merkezinde haftasonlari kaçamak yapmak, sanki bir sehri kapatmaya benzer.. Umarim bu kuçuk fakat guzel belde daha fazla kesfedilmezde, ayni guzelliginde kalir..

Aykut 
 23.06.2006 22:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 912
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3682
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster