Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1378
 

Bir mucizedir yaşamak...

Bir mucizedir yaşamak...
 

Bir kelebeğin ipek kanadında ya da ulu bir çınarın gövdesinde yeniden doğarız ...


Farklı coğrafyalarda doğmuş bir kadın ve bir erkek, günün birinde karşılaşmamış olsalardı hiç, karşılaşmayıp da birleşmemiş olsalardı mesela ve milyarlarca spermin içinden , ikincisi olmayan yarışta sadece bir tanesi her nasılsa kazanmamış olsaydı yarışı ve delmemiş olsaydı yumurtayı...

Var olmayacaktım(k) bu gün.

Var olmadığım içinde var olmadığımı da bilmeyecektim doğal olarak.

Var olmasaydım bensiz olacaktı bu dünya. Sonsuzluğun içinde bir kum tanesi kadar bile esamesi olmayan ben ve yaşamım olmasaydı ne değişirdi ki…

Burada olmazdım mesela. Ne siz beni bilirdiniz ne ben sizi.

Çocuklarım da olmamış olurdu ve onlardan doğacak olanlarda…

Şu an bunları yazıyor da olmazdım, sizler de okuyor olmazdınız.

Kayarken birbirine bir an…küçücük… minicik bir an… için teğet geçen yıldızlar gibi olmazdık yani.

Acaba ben mi seçmiştim beni, tepeden, çok uzaktan bakarken kendime? Bu yüzü, bedeni…aynadaki beni ?Yaşadığım coğrafyayı, annemi, babamı hatta kardeşimi . Ben olmasaydım , kardeşim de olmazdı ki…

İsmim mesela. Kainatın verdiği bir isim mi bana? Neşe olduğu için mi, gülümseyerek bakıyorum yaşama? Hicran olsaydı…her daim gurbet yollarıma daha uygun olmazmıydı? Nalan ya da…O zaman, kimse neden üzgünsün, sana hiç yakışmıyor üzgün olmak demezdi mesela…

Belki de kainatın bana yüklemiş olduğu misyondu, gülümseyerek bakmak yaşama. Buydu benim görevim, dünyaya geliş amacım.

İsmim yapay değil miydi yoksa benim ?

Bir kere kazanmışsam ikincisi olmayan bu yarışı, artık hiçbir zaman yok sayılamam ki.

Var oluşum, etkilediğim, varettiğim yaşamlar, ürettiklerim, kavgalarım, hüznüm, sevincim, umutlarım, sözünü ettiklerim, sözümü edenler, anılarımla varım artık ben. Tıpkı aniden çekmecelerin birinde karşıma çıkıveren anneannemin kendi eli ile işlediği mor kanaviçeli örtüler gibi. Tıpkı sağ yanağımda ondan gelip bende yaşamaya devam eden ve çocuklarımda süren tek gamze gibi. Tıpkı babamın (Süslü Doğan’ ın) keyfi, annemin aklı gibi. Tıpkı dedemin gururu, ninemin naifliği gibi. Genetik fiziksel ve ruhsal özelliklerimiz kadar, alt beyinlerimizde biriken kültür miraslarımız gibi…

Kim diyebilir ki onlar hiç yaşamamış…Bizler hiç yaşamamışız bir gün? Kim ?

Bozkırda doğan güneşi, gökleri, sardunyayı, alı-yeşili, moru ve denizleri , ayışığında yüzmeyi , insanı ve memleketi , en çok da hatalarımızla birlikte kendimizi severek nefes alma mucizesine devam etmeli. En ümitsiz olduğumuz anlarda bile , bir yerlerde mutlaka B planları olmalı…

Konu yaşamaksa ve yaşamak bir mucize ise eğer…

Bizimki laf-ı güzaf !

Yaşamaya dair son sözü yine Nazım söylemeli :

Yaşamaya Dair-1

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesala,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derece, öylesine ki,
mesala, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
bembeyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesala, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından!

Yaşamaya Dair-2

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yene de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yasanacak...

Yaşamaya Dair-3

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani, bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
-Yaşadım- diyebilmen için...


Nazım Hikmet

ismail, Ahmet YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bile bile dünyaya gelmeye, annem öyle diyor arkadaşım. Ne sorguluyorsun, iyi ki gelmişsin ve iyi ki Neşe olmuş adın. Hep böyle gül ve hep mutlu ol kızçelerinle. Sevgilerimle

kevser şekercioğlu akın 
 08.04.2008 19:11
Cevap :
Adı üstünde deneme işte bu Kevserim. Hoş bir şikayetim yok yaşamaktan yana.Geriye baktığımda tüm seçimlerimin aslında ne kadar isabetli olduğunu görüyorum da annenin ne kadar doğru söyledğini anlıyorum. Sen 4 mayısda İstanbul pikniğine gelmiyor musun yoksa? Hadi gel ne olur...Bak ben taaa...nerelerden gelicem sizleri görmeye. Sevgiyle canımın içi....  08.04.2008 22:30
 

Yaşamak şanstır, kullanmayı bil, Yaşamak bilmecedir, çözmeyi bil, Yaşamak hüzündür, aşmayı bil, Yaşamak şarkıdır, söylemeyi bil, Yaşamak servettir, korumayı bil, Yaşamak fırsattır, değerini bil, Yaşamak mutluluktur, tatmayı bil, Yaşamak güzelliktir, kıymetini bil, Yaşamak oyundur, oynamayı bil, Yaşamak trajedidir, göğüslemeyi bil, Yaşamak aşktır, keyfine varmayı bil, Yaşamak maceradır, göze almayı bil, Yaşamak rüyadır, gerçekleştirmeyi bil, Yaşamak verilmiş sözdür, tutmayı bil, Yaşamak hazinedir, israf etmemeyi bil, Yaşamak mücadeledir, kabullenmeyi bil, Yaşamak hakkındır, uğruna savaşmayı bil, Yaşamak kutsal görevdir, tamamlamayı bil. R.T.

Mehmet Sağlam 
 11.03.2008 23:10
Cevap :
Şans, bilmece,hüzün, servet, fırsat, mutluluk, güzellik, oyun, trajedi, aşk, rüya, hazine, mücadele, hak...bunların hepsi de mucizenin parçaları hatta mucizenin ta kendisi değil mi ? Mucize varılacak hedef değil, yürünmekte olan yolun kendisi değil mi görmeyi bilenlere ?Hüzünler, trajediler dersini çıkarmayı, nasibini almayı bilenlere hayatın öğretisi değil mi ? İnandıklarımız için hak mücadelemiz , misyonumuz , kutsal görevlerimiz değil mi? Hangi yolu seçersek seçelim mutlaka yeni seçeneklerden oluşan bir B planı bizi beklemez mi ?Yeter ki yolları aydınlatmayı öğrenelim. Bilip de susmayalım, kötünün ve karanlığın ortağı olmayalım. Sevgi ve aydınlıkla...  12.03.2008 11:11
 

seni bir bahar günü getirdi koydu yanıma. ve o gün bugündür yanımdasın ya daha da bişi istemem. isim konusuna gelince bazen bazı insanlarda fazlasıyla tutuyor galiba. sende olduğu gibi mesela. peki ya ben "özlem" olduğum için mi üzerime yapışıp kalmış bir hüzünle dolaşıyorum sürekli ne dersin :))

beenmaya 
 04.03.2008 11:33
Cevap :
Yaza beş vardı , bozkırdaki gölün kıyısında yüreklerin esintisi ile gölün esintisi birbirine karışmıştı...Şemsiyeleri hangisi devirmişti, hiç anlaşılamadı . Anlaşılması da gerekmiyordu. Zira yine hayata dair bir mucizeydi yaşanan, sadece farketmeyi bilenlerin hissettiği... Onların hayatları teğet geçmedi, birbirine girdi ! (nerdeyse blog oldu ve çok da hoş oldu, di mi İlham perim benim...)İsim meselesine gelince, bu mesele yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadana benziyor. Çok düşünüyorum ama bir türlü çıkamıyorum işin içinden. İsmim beni, ben ismimi yönetip yönlendirip duruyoruz işte. Ama unutma ki Özlemim, her özlemin sonu vuslatın sevincine varır......Sen vuslat sevincine özleminle kal................  04.03.2008 12:48
 

ve ben bilmene ve anlamana ve anlatmana hayranım Neşem sevgilerimle. yüreğine sağlık

Ozlem Ozkulak 
 03.03.2008 1:59
Cevap :
Herkes kendince biliyor hayatı Özlemim. Kendi bildiğince, biriktirdikleri, yenilmişlikleri, acılarından çıkardığı pay ile. Her keresinde daha iyi yenilmek için belki de...Sevgiyle  03.03.2008 22:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2238
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster