Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '15

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
260
 

Bir mutluluk tarifi – 3.ncü bölüm -

Bir mutluluk tarifi – 3.ncü bölüm -
 

Mutlu insan


Bir bilgeye “Nasıl insan oluruz?” diye sormuşlar.

“Üç adım atmakla” diye cevap vermiş bilge kişi.

“Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gelir;

insanlığa attığın ilk adım budur…

Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise,

ikinci büyük adımı atar ve hakiki olmaya başlarsın.

Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında

bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman insansın ve insan olursun…”

 

İnsan sofistike bir varlık ve 20 yy’dan itibaren kendisi kadar karmaşık bir sosyo-ekonomik bir ortamda yaşıyor. Ayakta kalabilmesi için de düzenleyici sistemlere ihtiyacı var ki bu noktada son 2 yazımda bahsettiğim insanın 4 temel yönü ve her yönde yapılabilecek aktiviteler kişiye kendi düzenleyici sistemini kurarak, içten gelen bir mutluluk sağlayabilir.

Modern yaşamın hızı insandan çok daha hızlı. Hayat çok daha fazla talepkar. Antik mağara adamının yaşadığı ortamı henüz unutmayan modern insan şimdi de kendi yarattığı vahşi ormanında, kendi yarattığı tek dişi kalmış canavar görünümlü hayvanlarla mücadele ediyor. Aslında Gnostiklerin Orta Anadolu’da yer altı şehirlerine ve mağaralara ejderha çizerek remzettikleri kişinin nefsi ile mücadelesi bu.

Ancak günlük yaşamın hengamesinden kurtulabilen ve kendi Matrix’inden çıkma arayışında olan kişi artık sürüden ayrılmaya yaklaştıkça tüm bu 4 alandaki faaliyetlerin aslında birkaç temelde toplandığını görecektir. İşte artık bu noktada kişi mutluluğun seviyeleri ile tanışır.

Mutluluğun Antik Yunanlıların Eros ile betimlediği ve sadece aşk anlamına gelmeyen ama maddesel olan her şeye, duyulan sevgiden de fazlasının olduğunu görür. Zira, Eros sevginin ve mutluluğun ilk aşamasıdır ve artık Eros’tan Philos’a yani gönül dostluğuna geçme vakti gelmiştir.

Hiç düşündünüz mü? Sevmek bencillik midir? Neden sever insan?

İnsan sever çünkü sevilmek ister. İlahi aşk ve sevgi gibi karşılıksız ve koşulsuz değildir beşeri sevgi. Ama ilahi ve sonsuz olanın bir pratiğidir de. Evet, maalesef Eros’ta bir karşılık beklentili sahiplenme vardır, ama Philos’a geçildikçe gerçekten bir şeye, bir insana varlığından dolayı teşekkür, minnet, adanma, sevgi, aşk, vefa vardır. Philos’ta artık o kişinin varlığından keyif almaktan dolayı yaşanan bir mutluluk ve sevgi vardır. Philos o yüzden Eros’tan ötededir ve hayat okyanusun büyük dalgaları tarafından yıkılması daha zordur. Eros teknesi büyük, görkemli, ve çok hızlı olmasına karşın büyük dalgalarda yıkılabilir. Çünkü maddi olana bağlıdır, hatta bağımlıdır. Philos gibi değildir. Eros insanın dünyevi olana duyduğu sevgidir. Bu sevgi de muhtaçlıktan, ihtiyaçtan gelir.

Ancak Philos Eros’tan daha ileri bir sevgi olsa dahi, Yunus Emre’nin sarmaşık kelime kökünden gelen “ışk” veyahut “Aşk” ile anlatmaya çalıştığı o İlahi Aşk’tan daha ötede değildir. Eros maddi olana bir bağımlılık  ise, Philos hala maddi olana bağlılıktır. Bu her şey de ve her insandaki farklılıkların zenginliğini görmek, herkesin biricik ve eşsiz olduğunu görmek ve farklılıkları BİR’in farklı tezahürleri olarak görmektir.

Eros Aşkı bilmek ise, Philos Aşkı yaşamaktır ama hala Aşkın kendisi olmak, okyanusta erimek değildir.

Sonsuz ve İlahi Aşk o yüzden Philos’tan da büyük ve Agape ile temsil ediliyor. Bu Aşk-ı İlahidir. Sonsuz, mutlak olan Allah’a, Tanrı’ya ya da Brahma’ya, YHVY’a, veyahut Tao’ya; hangi inanç bu gücü nasıl adlandırırsa adlandırsın Evrenin Ulu Yaradan’ı na olan sonsuz sevgi ve Aşktır bu. Eros ve Philos’tan çok güçlüdür. Ama Eros ve Philos da sonsuz ve ilahi aşk olan Agape’ye olan bir yolculuktur. İnsan Eros ve Philos adımlarından geçmeden Agape’ye ulaşamaz.

Evet dostlar...Eros, Philos ve Agape ile 3 aşamada mutluluk ve aşk dedik ve her şeyi Agape’ye bağladık. Ancak çok az insan Agape ve ya İlahi Aşk ateşine vakıf olabiliyor. Çok az insan Yüce Mevla’nın aşk şarabından içebiliyor. Bu yüzden Eros’tan Philos’a geçmek bile insanlar için yeterlidir. Philos’tan Agape’ye geçmek ise bir arayış ve rıza meselesidir. Herkes bunu isteyebilir ve istemesi de şart değil. Zira Eros’un bağımlılığından kendini kurtarıp aklının ve duygularının özgürlüğünü Philos ile sağlaması yeterli. Ötesi kişiye ve hayat misyonuna bağlı.

Aramakla bulunmaz ancak bulanlar arayanlardır” diyor Bayezid Bestami. Agape arayanların niyet-gayret-kısmet ile ulaşabilecekleri bir şeydir. Kısmet faktörü ise çok önemli zira kısmet bir şans değil, ilahi düzenin kişiye izin vermesi bana göre. Niyet ve gayretin sonucu elde edilen bir hak ediş bu. Bu da ancak kişinin önce razı olması, her şeyi ve herkesi kendi gibi değil olduğu gibi kabul etmesi ve sonra da Allah’ın ona razı olması ile oluyor.

Bana göre Eros’ta kalan kişi için Philos’a geçiş bir önceki yazımda bahsettiğim insanın fiziksel, zihinsel, sosyal-duygusal ve ruhsal alanlarda dengeli ve düzenli aktiviteleriyle sağlanabilir ancak Philos alanında kalıcı mutluluk için insanın 2 temel şeye odaklanması yeterlidir.

ETKİLENMEME SANATI”nda ustalaşmak – Her şeyin bir sebebi ve amacı olduğunu bilerek, her yaşanılanın bizim gelişimimiz için olduğunu bilmek, bu yaklaşımla aklımızın özgürlüğünü her durumda, her koşulda ve herkes ile sağlamaktır. Böyle bir insan aklının özgürlüğü ile denge, ahlak, edeb, adap, ölçülülük ve hoşgörülülük içinde hayatını yaşayabilir. Her şeyi içindeki tutku ve coşkuyu koruyarak bir tanık zihniyeti ile yaşayabilir. Aklının özgürlüğü ile her şeyi fırsata çevirebilir.

Tao ile uyumlanmak ve ahenk sağlamak– Hayat okyanusu zıtlıkların hakim olduğu bazen mutedil bazen de büyük dalgalı bir ortamdır. Bunlar hep olacak. Olmamasını düşünemeyiz. Önemli olan dalgalar ne kadar büyük olursa olsun, kendi küçük yelkenlimizi bu dalgalara uyumlayabilmek, bir yelkenli gibi her yönden gelen rüzgarı kullanabilmek ve zor zamanlarda yenilgiyi,  başarısızlığı bile bile yönetilmektir. Bu hayat kitabını okumayı da içerir, yani çevremizdeki her olay ve her insanda hayatın mesajlarını görmek ve kendi gelişimimiz için kullanmak.

Bu 2 temel her şeyin başı bence çünkü insan maddi imkanlarını kaybedebilir. Sağlığını kaybedebilir. Sevdiklerini kaybedebilir. Kariyerinde veyahut hayatta başarısız olabilir. Acı, endişe, korku, üzüntü, sıkıntı, bela, ve felaketler atlatabilir.

Peki bunların olması insanı mutsuz mu kılmalı? Çok zor bir cevap belki de ütopik ama HAYIR. Tüm bunları yaşayıp mutlu olan İnsanlar da var.  Baktığınızda bu 3 temel şeye bilerek ya da bilmeyerek sahip olduklarını görürsünüz.. ALLAH HEPİMİZE NASİP ETSİN İNŞALLAH...

Sevgiler,

Kenan

 

https://twitter.com/Naacel

https://www.facebook.com/public/Kenan-Kolday

http://naacel.blogspot.co.uk/

http://www.felsefetasi.org/author/kenan-kolday

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1137
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster