Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
449
 

Bir nefes mutluluk

Bir nefes mutluluk
 

Buğulu sesini özlemişti, dinlendiren, umut veren, hayat veren buğulu sesini. Gülüşü gözlerinin önüne geliyordu sürekli. İçinde binbir bahar çiçeği açtıran gülümsemeyi yeniden görebilmek istiyordu. Mutluluk bu dediği zamanlar, onun gülümsediği zamanlardı hep. Gözlerinin içinin güldüğünü görmek en büyük hayaliydi. Onu yakaladığı zamanlardaki halini, o anlarda içinde yaşadığı mutluluk ve coşkuyu anlatabileceği, tarif edebileceği hiçbir kelime yoktu dağarcığında.

Oturduğu koltukta iyice geriye yaslandı ellerini ensesinde birleştirerek. Hep düşünüyordu zaten ama şimdi daha bir gözünün önündeydi gülümseyen yüzü. Bir şeyler anlatıyordu ona ama o büyülü bir şarkıyı dinliyordu sanki.

Böylece ne kadar zaman geçti farkında değildi. Ayrıca umurunda da değildi. Ona dair aklına gelenleri yazdığı defterinin arasından katlanmış kâğıtlardan bir tanesini çıkardı özenle. Dokunduğu bu kâğıt birkaç gün sonra onun ellerinde olacaktı. Bunu düşünmek bile çok heyecanlandırdı.

Hayalini kurduğu binlerce kare resimden hiç değilse birini kâğıda dökmek ve ona ulaştırmak istedi. Kelimelerin yetersiz kaldığını, duygularına karşılık kelimeleri bulamadığını hissedip defalarca yeni bir kâğıt çıkardı defterinin arasından. Sonunda bu çabadan vazgeçti ve bulabildiği kelimelerle, anlatabildiği kadarıyla yazmaya karar verdi.

Sıklıkla düşündüğü hayal ettiği bir resimdi bu mektupta anlattığı. Sağ üst köşeye attığı tarihten sonra yazmaya koyuldu:

Henüz sabahın alacakaranlığı… Karanlık grileşmeye durmuş… Dalga sesleri doluyor odaya. Bir de nefesinin sesi var, omzumdaki başından yayılıp odaya dolan.

Taş duvarlı yüksek binanın hemen altındaki kayalara çarpıyor dalgalar. Önce bir gürültü kopuyor dalganın kayaya vuruşuyla, sonra geri dönen suyun şırıltısı duyuluyor. Nefesinin sesi içimi ısıtıyor bütün bu seslerin arasında. Görmüyorum ama hissediyorum, çatının kiremitlerine tünemiş bir çift martı denizi gözlüyor.

Pencerenin dışındaki tahta kapaklardan biri bağından kurtulmuş, sabah rüzgârıyla oynaşıyor. Sen uyuyorsun, ben uyumakla olduğum kadar uyanmış olmakla da çok mutluyum. Yüzündeki sıcaklık göğsümden ruhuma yayılıyor. Nefesin dokunuyor üzerime, gözlerimi yukarıya dikip şükrediyorum sessizce.

Tuz kokusu, yosun kokusu sabah serinliğinde yayılsa da odaya, iliklerime işlemiş kokun hep daha baskın içimde. Boynuma dokunan saçlarınla içim bir hoş oluyor. Benden bir ben daha varmışçasına doğrulup karışımıza geçiyorum, halimize tanıklık etmek üzere. Yüzün ne kadar güzel senin. Hele başın omzumda uyurken…

Karşımdaki pencerede kızıla çalan mavilikler grinin yerini almaya başlıyor zaman geçtikçe. Gökyüzünün denizle buluştuğu yerde kalın bir kızıl çizgi peydahlanıyor. Gün doğuyor işte, güneş doğuyor. Bir an kendimi bununla eşleştiriyorum. Nasıl da mavileşti seninle her şey, nasıl da renkleri yerli yerine oturuverdi dünyanın. Saçlarına dokunuyorum sana teşekkür etmek için.

Sol tarafımda, senden taraftaki pencerenin ardındaki ağaçların yapraklarındaki canlılık takılıyor gözüme. Kızılın yeşile yansımalarıyla odanın içine bahar doluyor sanki. Gözlerin aralanır gibi oluyor, bir yanım hemen gözlerinle buluşmak istese de uyumanı istiyorum aslında. Bu mutlu resmin içinden seni izlemek çok hoş bu sabah.

Arkadaki yoldan tek tük arabalar geçmeye başlıyor. Yan taraftaki evin bahçesinde faaliyet var, kazma kürek sesleri geliyor. Beyaz bir tekne, kıyıya paralel ilerlerken çıkardığı sesle bu senfoniye katılıyor bilmeden.

Sen bilmeden neler hissettiriyorsun uykunda. Bilmiyorsun değil mi? Bilemezsin, uyuyorsun. Kaç tane havai fişek atıldı gece boyunca içimde, kaç kuş kanat çırptı mutluluğa. Karanlıklara inat nasıl aydınlandı dünyam varlığınla.

Beyaz bir kuş geliyor pencerenin önüne. Önce bir süre denize bakıyor dalgın dalgın. Sonra yönünü içeri çeviriyor. Gagasıyla ardı ardına cama vuruyor anlatacakları varmış gibi. Böylelikle buluşuyor gözlerim uykulu gözlerinle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsan duygularının anlatıldığı güzel bir yazı. Teşekkür ederim. Kaleminize sağlık. 21.2.2008. Şemseddin Koçak.

Şemseddin Koçak 
 21.02.2008 12:53
Cevap :
Teşekkür ederim. Selam ve saygılar.  22.02.2008 6:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 58
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 876
Kayıt tarihi
: 26.07.06
 
 

1969 yılında Tarsus'ta doğdum. İktisat Fakültesi ve Su Ürünleri Fakültesi mezunuyum. Amatör olara..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster