Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
534
 

Bir Nohutun Gözyaşları

Bir Nohutun Gözyaşları
 

 

Gözlerini televizyondan ayırdı; pencereden dışarıya, ovanın güneyinde yükselen dağın karlı zirvesine çevirdi. Ona tırmanmayı hayal etmekle geçirmişti tüm çocukluğunu. Ancak yarısına kadar tırmanabilmişti gençliğinde. Emmi oğlu vazgeçirmişti korkudan. Öyle ya, Berfin’e hava atmaktan başka faydası yoktu tırmanmanın. Kış günü donacaklardı az kaldı. Gençlik işte diye geçirdi içinden. Derin bir nefes çekti cigarasından.

Askerden döndükten sonra bir daha ayrılmamıştı köyünden. Üç inek bir de öküz vermişti Berfin’i almak için. Geriye kalan iki inek beş koyunla nasıl yaşayacaklardı, düşünmemişti hiç. Çift göz kerpiç evin bir odasına büzüşmüşlerdi aşkın sıcaklığıyla. Kocasız anasıyla dört kardeşi de diğer odaya. Üç kızdan sonra gelen Azad cân kıymetlisiydi. Sonrasında bir kız daha gelince “Allah’ım virme gayri artıh.” demişti. Civan delikanlı olmuştu Azad. Gözleri de babası gibi kısık; ama parlaktı. Askerden döner dönmez de evermişlerdi.

Buğday ve arpa ekiyordu baba oğul. Pancar işini kıvıramamışlardı. Aslında hayvancılıktı umutları. Muhtar da olamamıştı bir türlü; ama 100 haneli köyün İhtiyar Meclisi’nde asil üye olmak da az iş değildi. İmam Rıza hep destek verirken -muhtarın harcamalarına takan- Kemal Öğretmen’le bir türlü anlaşamazlardı. O’na neydi muhtarın oğlunun kamyoncuklarından! “Neden torunlarını okula göndermiyorsun, kaymakama şikayet edeceğim seni.” de diyordu zındık. En güzel eğitimi alıyorlardı ya imamdan! Bir keresinde de “Bu Şefo Ağa’nın bağ-bahçe, tarla işlerini de hep sen takip ediyorsun Server Dayı.” demişti gülerek mânâlı. Belli ki vardı bir karın ağrısı. İhtiyar Meclisi ne işe yarardı, tabii ki köylünün derdine derman olacaktı. Görmüyorlar mıydı, nasıl da kucaklamıştı Şefo Ağa halkı. Mecliste hallederdi her bir işini. İyi ki de hamisiydi Server Dayı. Azad’ı da pek sever, kollardı. “Senden yaşlı Röno’ya mı biniyorsun?” deyip en bi son model Dastır da almıştı. Muhtarı görmezdi; ama emindi, Server Dayı'sı överdi onu yüce katta! Büyüklerince sevilmek ne ulvî bir duyguydu!

Uzaklaştı düşüncelerden. Duyduklarına inanamıyordu! Köye hizmet aşkıyla tutuşurken oğluyla, kim sokmuştu çarklarına çomağı! Televizyondan mı öğrenmeliydi olanları! Külliyen yalandı, iftiraydı; başarılarını çekemiyordu komşu köyün muhtarı. Jandarma sabah namazında Azad’ın evini basmış, gözaltına almıştı. Evin bir odasına tıkılmış 50 baş koyunla, 10 çuval nohuta da el koymuştu!

Arabam zevke gider
Jandarma ize gider
Ben ne yeşiller gördüm
Sandım ki bize gider

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlginç bir yazı gerçekten...

Kerim Korkut 
 17.03.2016 19:21
Cevap :
Küçük başın derdi de küçük olur:)  18.03.2016 6:05
 

Kıymetli dost,Sayın Ata Kemal Şahin : Bu dünya durdukça ve sizde bu dünyada yaşadıkça yeşiller size gitmez.Koyunlar düşünsün nohutları.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 06.07.2014 0:45
Cevap :
Allah kimseyi doğru yoldan şaşırtmasın! Nelerle karşılaştık da bugünlere geldik, bugünden sonra da Ata'mın cumhuriyetine layık, ahlaklı ve dürüst bir yurttaş olarak yaşamaya devam edeceğiz. Teşekkürler dostum, sevgiler.  06.07.2014 16:17
 

devran dönmüş gitmiş demek ki

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 05.01.2014 14:47
Cevap :
Ne yazık ki:(  05.01.2014 14:51
 

ee ne olmuş sonrasında

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 04.01.2014 20:13
Cevap :
Bayram ertesi çıkmış Azad! Bu arada koyunlar doğurmuş, 80 baş olmuş; ama nohutlardan yenmiş biraz!  05.01.2014 6:27
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8320
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1148
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster