Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
498
 

Bir öğle sonrası güneşinde...

Bir öğle sonrası güneşinde...
 

Annem, bahçedeki maydonozların içinde öğle sonrası güneşinin keyfini süren kediye bağırıyor. Kedi irkilerek başını annemin bulunduğu pencereye çeviriyor. Annem özenle yetiştirdiği maydonozların yan yatmış olmasına öfkeli, bağırmasını sürdürüyor: "Çabuk çık oradan. Kendine güneşlenecek başka bir yer bul." Kedi biraz doğruluyor ve isteksizce kalkıyor, ağır ağır çıkıyor bahçeden. Duvarın dibinde kendine bir yer buluyor. Gözlerini anneme dikiyor. Annem ona "Sakın bir daha bahçeye girme" dercesine parmağını sallıyor ve pencereyi kapatıyor.

"Bu kedi Türkçe biliyor galiba anne" diyorum gülerek. Annem asma yapraklarını katlamaya devam ederek cevap veriyor "Bilir o." Gülüyorum. "Anlar" diye devam ediyor annem "İnsanın sesinin tonundan sevildiğini de anlar azarlandığını da." Dışarı çıkıp kediyi uzun uzun izliyorum. Siyah parlak tüylerinin arasından iki altın renkli göz tedirgince bana bakıyor. Onunla konuşmaya başlıyorum. Sesime ona zarar vermeyeceğimi anlatan tatlı bir ton eklemeyi ihmal etmeyerek aklıma gelen ne varsa kediye anlatıyorum. Öylece bakıyor bana. Dikleştirdiği sırtı yavaş yavaş sakinleşip eski halini buluyor. Ona fazla yaklaşmıyorum çünkü kaçıp gitmesinden korkuyorum. Bu öğleden sonrayı bu kediye birşeyler anlatarak geçirmek gibi tuhaf bir niyetim var çünkü. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum ama beni garip bir biçimde rahatlatıyor. Belki ona anlatacağım şeyleri başka birilerine söyleme ihtimali bulunmadığından büyük bir rahatlıkla aklıma ne gelirse anlatıyorum. Kedi beni deli olmakla suçlamıyor ya da beni yargılamıyor. Onun beni dinlemesi, benim ona birşeyler anlatmam hayatın akışı içinde olağan birşeymiş gibi ikimizde orada öylece duruyoruz.

Aklımın gözleri birden yükselip atmosfere çıkıyor. Kedi ve benim oluşturduğumuz tabloya yukarıdan bakıyorum. Duvar dibinde yatan bir tüy yumağının altın gözlerine baka baka içinin derinliklerini anlatan biri, bana oldukça eğlendirici görünüyor. Kendi halime gülüyorum, kedi bana tuhaf tuhaf bakıyor. Birden bu kediyi garip bir şekilde sevdiğimi anlıyorum. Adını bile bilmiyorum oysa. "Bunun ne önemi var ki zaten.Kedi, kedidir." diyorum sonra. Ona bir ad bulma gereksinimi de duymadığımı farkediyorum.

Anlatacaklarıma bir nokta koyup kediye bakıyorum. O güneşten mahmur kırpıştırdığı gözleriyle her hareketimi tedirgin olmadan ama kontrolü de elinden bırakmadan izliyor. Birden onunla konuşuyor olmam tuhaf geliyor bana. "Belki bir çeşit delilik" diyorum "Ama kimin umrunda. Hem delilik olsa bile bunun kime zararı var." Belki de söylediklerimin, insanlarca başka şekillere bürünüp farklı hikayelere sahip olmasından bıkmışımdır diye geçiyor aklımdan. "Söz bir çamur gibi" diyorum yüksek sesle. Kedi uzun süren sessizliğin içinde kapamış olduğu gözlerini açıp yüzüme bakıyor. "Evet" diyorum "Söz bir çamur gibi. Sen anlattıklarınla bir heykel yapıyor ve o heykeli anlattığın insana veriyorsun. Ama çamur hala yumuşak oluyor verdiğin zaman. O heykel başka ellerde şekil değiştirip başka bir şeye dönüşüyor. Sonuç olarak senin yaptığın heykelden çok farklı bir şekilde birinin eline düşüyor. Ama heykelin kaidesinde hep senin imzan kalıyor." Kedi sesimin inişsiz çıkışsız halinden ve o parlak öğleden sonrası güneşinden mahmurlaşıp çoktan gözlerini kapamış bile. Artık gitme zamanı geldiğini anlıyorum. "Kedi" diyorum biraz yüksek bir sesle. Gözlerini isteksizce açıyor. "Artık gitme vakti geldi mi ne dersin?" Kedi çenesini hafifçe güneşe doğru kaldırıyor. Gülümsüyorum "Tamam tamam gölge etme başka ihsan istemem diyorsun anladım" diyorum.

Usulca uzaklaşırken ona dönüp: "Biliyor musun kedi; eğer sana bir isim bulmak gerekseydi, adın mutlaka Diojen olurdu."

Fotoğraf: Tarık Aytaç Gürbüz

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dusuncelerim yuzunden etrafimda ki bircok insandan tepki aldim;ama bu tepkilerin hicbiri benim dusuncelerimi degistirmedi cunku hala hayvanlari kimseyi sevemiyecegim kadar cok seviyorum.Nedendir bilinmez ama onlar bana cok yakinlar, beni anlayan tek varliklar, beni sorgulamadan bana yardim eden tek canlilar...Sana tavsiyem karsinda ki her kim olursa olsun ona soyleyemedigin herseyi o kara kedige soyle emin ol o seni sabirla dinlicek oyle yada boyle bir sekilde yardimi olucak.Benim hayatta ki tek dostum kedimdir.Bugune kadar beni dinleyen tek o olmustur.Senden ricam Diojen e benim yerime tesekkur etmen 'bu kadar sadik olduklari icin...' Sevgiyle kal...

Hülya Gül 
 26.04.2007 9:53
Cevap :
Sevgili Hülya Hanım, Hayvanları ben de çok seviyorum. En çok da onların yargılamaktan uzak bakışlarını...Bazen penceremin önüne gelir kedi...Konuşurum onunla, dinler beni...Diojene teşekkür edeceğim elbette.Çok teşekkür ederim.Sevgilerimle...  26.04.2007 13:51
 

Olsun varsın deli zannetsinler ben de çiçeklerle konuşurum bazan... sevgiler

Meral Yağcıoğlu 
 26.04.2007 9:32
Cevap :
Sevgili Meral Hanım, Delilik buysa desinler :) Kucak dolusu sevgilerimle....  26.04.2007 13:32
 

İlginç olan ne biliyormusun? İnsanların arsızlaştığı, uğursuzlaştığı, kişiliksizleştiği herşeyin çıkara dayalı oldğu bir devirde ve insanların gelecek kaygısı yok demek ki (Cumhurbaşkanı isminin açıklandığı bir günde) aslında sen de farkındasındır o kadar da elzem ve kapsamlı olmayan normal bir yazıya bu kadar yorum yapılması ilginç. Eee.... Sezen AKSU haksız mı söylemiş: Bir kedim bile yok anlıyormusun

Özden özaltıok 
 25.04.2007 20:27
Cevap :
Sevgili Özden Bey, Bunu ilginç bulmanızı anlıyorum ama sizi doğru anlayıp anlamadığımdan emin değilim. Saygılar...  25.04.2007 20:40
 

O ırmak gibi akıyor yazdıklarınız. Sizi her okuyuşumda biraz daha olgunlaşıyorum. Yazmayı sürdürdüğünüz için teşekkür ediyorum.

yeşilsoğan 
 25.04.2007 18:41
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Bana onur verdiniz. Eğer yazdıklarım içinizde güzel birşeyler uyandırıyorsa bu beni çok mutlu eder. Sevgilerimle...  25.04.2007 20:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1084
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster