Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
4212
 

Bir öğrencinin öğretim hayatı nasıl olmalı?

Bir öğrencinin öğretim hayatı nasıl olmalı?
 

Öğrencilerimiz bizler için çok kıymetldir.


Büyük kızımın bu sene SBS’ye girecek olmasından dolayı ben de bu bloğumu sınavlar hakkında yazacağım.

Bizde zamanında üniversite sınavlarına girdik ve tercihlerimizi ona göre yaptık. Küçük kardeşlerime, yavrularıma benim de bu konu da söyleyebileceğim bazı uç noktalar var. Gerçi konunun profesörü değilim ama bu heyecanı yaşamış biri olarak elbette söyleyeceklerim çok önemli.

Bir öğrencinin öğretim hayatı nasıl olmalı derken şunu şöyleyim ki. "Olacak çocuk b.kundan belli olur" diye bir deyim vardır. Anne ve babalar olarak ta ilkokul birinci sınıfından sekizinci sınıfına kadar takibe alın. Çocuğunuz daima dersleri ile ilgileniyor ve muntazam derslerini yapıyor ise ve notları hep yüksekse onu iyi bir yerde okutmak için elinden geleni yapın. Ona destek olun. Arkasında olduğunu belli ettirin. Neyi yapmak istiyorsa onu yapmasını sağlayın. Çünkü o okuyacaktır.

Okuma zevkini alan çocuğu oku demenin hiçbir anlamı yoktur. O kendisini çok iyi biliyordur. Ne yapar ne eder onu becerir.

Ama ne var ki yoldan çıkmasın. Onun kimlerle arkadaş ettiğini de takibe alın. Arkadaşlarının daima çocuğunuz gibi çalışkan olmasını dikkat edin. İki çalışkan çocuğun bir araya gelip birlikte ders çalışmasını sağlayın. Sağlayın ki ikisi birbirini tamamlasın ve başarıları daim olsun.

Zannedersem Anadolu Liseleri, Fen liseleri ve adı duyulmuş yüksek kalitede ki liseler bunun içindir. Diğer liselerden ayıran fark öğrenciye öğrenimi boyunca iyi bir eğitim verebilmektir. Bütün olanaklar hep bu öğrencileri üst seviyelere getirip memleketine ve insanlığa faydalı birer insan yetiştirmektir. Böyle olunca bilgili ve kaliteli birer insan yetişmiş oluyorlar. O insanların toplum içinde her insana bilgisini sunmuş oluyorlar.

Kısaca ismin önüne bir unvan yerleştirmiş oluyor. Yani hayatının ileriki yıllarında örneğin Profesör Doktor, Avukat ya da Yüksek İnşaat Mühendisi getirerek aranılan bir isim de olabiliyorlar. Bunlar birkaç yılda kazanılmıyor. Ta ilkokulun birinci sınıfından başlamak üzere öğrenimin her kademesinde öğrenilen bilgilerin birikimiyle olabilmektedir. Bunun için de hep okumak ve okuduğunu anlamakla olabilmektedir.

İnsan beyni sonsuz bilgileri kafasına yerleştirecek alana sahiptir. Öyle ki bu bilgileri öğrenim çağında yaptığı takdir de kafasında daha iyi kalabilmektedir. Onun için okulda öğretmenini iyi dinleyen yani derste dersi öğrenen öğrenci tipi daha çok başarılı olur. Bir de öğrencinin içinde olması lazım ki bu öğrenci istediği yerlere gelebilsin. Eğer çocuğunuzun derleri 8. sınıfa kadar iyi ise onu daha iyi bir liseye göndermek desteklemek gerekir.

Öğrenci çalışmasında yeterli bulabilir. SBS ve üniversiteye girme sınavları ne yazık ki bu sınıfı geçme sınavı değildir. Bu bir yerde bir yere yerleştirme sınavıdır. Kontenjan kadar miktarda olan sayının içinde kendinde yer bulma sınavı. Bunu için girilecek okul ne kadar iyi bir okul ise o okula girmek isteyen öğrencilerin çokluğu o okula girmeyi zorlaştırır. Bunun için öğrenci kendi sınırlarını zorlayıp bu okula girmek için çalışmalı. Ne kadar çalışkan olursa olsun ne kadar da kendini ders dinlemeye verirse versin programlı çalışmak gerekir. Yani kendileri bir hedef koyup ben bu kadar soru çözsem bu okula girerim diyeceklerine mümkün olduğu kadar soru çözmelerini öğütlerim.

Ve bunun için ne yaparlarsa yapsınlar programlı ve düzenli çalışma gerekir. Bu da iyi okul ve edineceği çalışkan arkadaş grubu ile ve en önemlisi deneyimli ve tecrübeli öğretmen kadrosu da eklenince diyeceğim o ki öğrencinin biraz gayreti ile bu iş olur.

Kariyer sahibi olmanın tek bir yolu bu olsa gerek. Ne dersiniz?

Bir bakıyorum İnternet cafelerine oyun oynayan, pornoya takılan öğrencileri gördükçe hele yaz aylarında zamanın ne kadar boşa harcadıklarını, bir şey öğrenmek için hiç çaba sarf etmediklerini görmekteyim. Okuma alışkanlığını bu zamanlar da alamadıktan sonra ileri düzeye, medeni ülkeler seviyesine hiç zaman gelemeyiz.

Örneğin turistlerin adeta göğüs şov yaparcasına meme uçlarını güneşe göstermiş vaziyette güneş banyosu yaparlarken yanında getirmiş kitapları okuyorlar. Yanında ki erkekler de öyle. Ya bizler. Onları izlemek için siper almıyor muyuz? Neden? Çünkü okuma alışkanlığı olmadığımız için. Yani onlar kafaları kitaplara gömerken bizler kafalarımızı belden aşağıya çalıştırmaktayız.

Gençlik tabi ki eğlenecek. Diskoya da gidecek. Bilgisayarda da oynayacak ama yukarıda belirttiğim gibi kafası ve beyni bütün bilgileri alabilecek alana sahiptir. Ne kadar kitap okursa o kadar bilgi sahibi olurlar. Bilgisayarını açıp saatlerce oyun oynamak, pornoya takılmaktan ziyade kitap okumayı yeğleyen çocuklar. Elbette böyle tip de çocuklarımız var ama parmakla gösterecek kadar. Bu sayıyı artırmak biz anne ve babalara sonra öğretmenlere düşmektedir.

Genel de anne veya babaları kariyer sahibi olmuş çocuklar bu konu da daha başarılı. Bunun için bizler ebeveynler olarak büyük iş düşmektedir.

Ben yine de tüm öğrencilerimize sekizinci sınıftan itibaren diledikleri liseye ve üniversiteye giderek öğrenimlerini tamamlayacaklarını temennisin de bulunuyor ve başarılarının daimi olmasını diliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 1220
Toplam mesaj
: 179
Ort. okunma sayısı
: 3153
Kayıt tarihi
: 02.01.07
 
 

Hiç bir motorlu araca binmeyi sevemedim. Daha doğrusu sevdiremediler. Onun yerine iki tekerlekli ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster