Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
479
 

Bir oruçsuz, bir iftar yemeği ve Anadolu Müslümanlığı. İyi bayramlar

Bir oruçsuz,  bir iftar yemeği ve Anadolu Müslümanlığı. İyi bayramlar
 

Ben bu resmi ve bu coğrafyayı seviyorum, “Anadolu Müslümanlığı”nın engin hoşgörüsünü, ritüellerini,


Masalar doluydu. Gruplar üç dört kişiden, yirmi kişiye kadar yakınlıklarının derecesine göre oturdukları masalarda iftar saatini beklerlerken ben onları izliyordum.

Türbanlı, başörtülü ve normal giyimli kadınlar, bazıları tam kapalı ve türbanlı, bazıları omuz dekolteli. Erkekler badem bıyıklı, modern görünüşlü, uzun saçlı spor veya normal giyimli.

Canlı fasıl müziğe devam ederken herkes açık büfeden zevkine ve beğenisine uygun yemeklerini, salatalarını masalarına servis ediyor. Garsonlar sıcak çorbayı masalara kişi sayısına göre bırakıyorlar. Bardaklar kadeh şeklinde bazıları rakı bardağı. Bu hiç sorun oluşturmuyor.

Restoranda oluşan resim “Anadolu Müslümanlığı” nın resmi. Herkes inancına göre giyimi, tarzı ve yaklaşımı ile o zeminde birbirine saygıyla yaklaşıyor. Oruç tutmayan ben, belki ilk kez oruç tutanları bekleyerek onlarla beraber iftar yapmış gibi yemek yemeye başlıyor, ritüelin gereğini yaşıyorum. Benim gibi kaç kişinin oruç olmadığı halde salonda olduğunu da merak etmiyor değilim.

Orada bulunan hiç kimsenin kafasının içiyle ilgilenmiyorum. Onlar da benim oruçsuzluğumla, görünüşümle ilgilenmiyor. Aileler her tür eğilimi, düşünceyi kucaklayan bir tutkal ve zemin.

Bu görüntü Anadolu’ya ait olağanüstü bir tabloyu işaret ediyor. Biz bu günlere kolay gelmedik. İnançlar bu topraklarda zaman zaman baskıya da maruz kalsalar birbirlerine sokakta, sofrada ve ritüellerinde düşmanlık göstermediler.

Camiler, kiliseler, Havralar, Sinagoglar her gün kapılarını cemaatleri için açtılar. Hepsi can kardeşi, aynı coğrafyanın ortak kaderlerine, yoksullularına ve geleceğine bel bağladılar. Beraber güldüler, doğdular ve öldüler.

Bu topraklar binlerce yıldır inanana, inanmayana kucak açmış. Düşünceler, inançlar gelmiş geçmiş. Bu topraklar ve coğrafya bütün gelenlere ve gidenlere kendince en iyisini vermiş. Her gelen kendini kalıcı sanmış ama nafile, zamanı geldiğinde bir sonrakine devretmiş elindeki ne var ne yoksa.

Ben bu resmi ve bu coğrafyayı seviyorum, “Anadolu Müslümanlığı”nın engin hoşgörüsünü, ritüellerini, bayramlarını da.

Sevgili dedemi de özlüyorum İlyas dedemi, beyaz sakallarını, bana çocukluğum boyunca anlattığı dini öyküleri, rahlesine koyduğu kuranı okurken ileri geri sallanmasını, bütün bunlara rağmen bizi bir kez bile yapmamız gerekenler adıyla baskı altına almamasını, babamın, zaman zaman ileri giden baskılarına karşı ona kaçışımızı, o duygu dolu, inanan insanı özlüyorum.

İnançlarını yaşarken bir gösteriye dönüştürmeden sevgiyle her şeyi sarmasını, bayramlarda bize verdiği harçlıkları, Anneannemin ona bizi bu denli serbest bıraktığı için mizansen kızışını, onun hünerli ellerinden yediğim bayram tatlılarını ve böreklerini özlüyorum.

Bayramınız kutlu olsun, sevdiklerinizle birlikte…

İlyas Dedemi biraz daha tanımak isterseniz aşağıdaki yazıyı okuyabilirsiniz.
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=62316


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 202
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 971
Kayıt tarihi
: 29.06.07
 
 

Sosyal medya danışmanı, grafik tasarımcı.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster