Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '06

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1326
 

Bir otelcinin anıları - 1

Bir otelcinin anıları - 1
 

Yıl 1990, Marmaris'teyiz. Marmaris'in Finlandiya'dan gelen misafirlerinin en bol olduğu yıllar..

Marmaris'in dört bir yanında ikinci anadil gibi her şeyin adı Türkçe ve Fince birlikte yazılıyor. Finlandiya'dan gelen misafirlerin bir özelliği var ki, esnafın yüzü gülüyor. Sabahtan akşama kadar, düşüp sızana kadar içki içiyorlar. Şimdiki gibi her şey dahil sistem de o zaman daha moda olmadığından otelci de para kazanıyor, restaurant, bar işletmeleri de, herkes halinden memnun.

E, tabii içkinin adının çok geçtiği yerde illaki sarhoş hikayeleri de olacaktır. Benim şahit olduğum bir olayı anlatacağım. Finli misafirlerin 70-80 kişi kadar bir girişi vardı o gün çalıştığım otele. Hepimiz az çok onların oteldeki dertlerin anlayacak kadar Fince'den anlamaya başlamışız.

Bir baktım iki tane Finli ellerinde valizler tuvaletlerin önünde bekliyorlar. Önce içeriden çıkacak diğer aile fertlerini bekliyorlar sandım ama 5-10 dakika geçti hala bekliyorlar, insan merak ediyor acaba tuvalet çok mu dolu bunlar sıra mı bekliyor? Yok, herkes odaların yerleşti bunlar 20 dakikadır orada, rehberden rica ettim, sorar mısınız birisi mi hastalanmış, yardım lazım mı diye?

Rehber yanlarına gitti biraz konuştular baktım gözlerinden yaşlar gelmiş gülmekten, onlar da tuvaletin karşısından ayrıldılar, rehberle birlikte asansöre yöneldiler. Rehber arkadaş işaret etti odalarına yerleştirip hemen döneceğini bana.
Aşağıya geldiğinde kahkaha atmaktan anlatamıyor, meğer bizim Finliler kadın erkek tuvaleti yan yana ve kenarında da ışık açma düğmeleri var ya, asansör beklediklerini sanıyorlarmış, onlara söylenmese daha ne kadar bekleyeceklerdi bilemem.

Yani yarım pansiyon, oda kahvaltı kalan şu eski otel müşterilerini gel de özleme şimdilerde. Ne güzeldi o akşam yemekleri, herkes duşunu alır mis gibi parfüm kokularıyla, en güzel giysilerini giyer akşam yemeğine inerdi. Sonra yemekte garsondan sipariş edilen tavsiye edilen güzel şaraplar içilirdi. Garsonunuz size ilgi gösterir, tatil sonuna kadar onun masalarına oturulur ve gitmeden önce ona yüklü bir bahşiş bırakılırdı. Çünkü gerçekten bir dediğiniz iki olmaz özel bir itinayla servis alırdınız.

Şimdi şıpıdık terlikleriyle saçına bir tarak vurmadan buruşuk t-shirtle o canım 5 yıldızlı otellerin yemek salonlarını dolduran, ıslak şortuyla kadife sandalyeye oturmakta sakınca görmeyen yeni nesil turistlere garsonlar da servis yapmıyor artık.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 5994
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Her şehirde biraz yaşamak varmış. lköğretimi Değirmendere / Gölcük, ortaöğretimi Gemlik'te tamamladı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster