Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
83
 

Bir Öykü Yazalım mı?

Bir öykü yazalım mı? Dedi kızım.
Zaten benim de yapmak istediğim buydu. Hikaye yazmak istiyordum. İçinde kurgu olan bir hikaye. Ama bu o kadar kolay değildi. Gençliğimin, çocukluğumun bütün büyüme, deneme, ne yapacağını ve nerede nasıl yapacağını bilmeme halleri geldi aklıma. Kızıma baktım bir an, bu düşüncelerle ani içgüdüsel alevlenme haliyle dahiyane bir fikir bulacak ve kızımın içindeki cevabını bilmediği soruyu bilgeliğin yaşını doldurmuş haliyle yanıtlayacaktım. Düşünürsen bir sürü hikaye vardı aklıma gelen  ama iş yazıya gelince ve kısa sürede anlatılmak istenen bir durum olunca pekte kolay olmuyordu. Bunu başlayıp da bitirmediğim o engelli kızın hikayesinden biliyordum. Aklıma böyle tadı damağımda kalan, sarhoş, henüz kendine gelememiş öykülerim geliyordu. Yazmak üzerine hep şunu düşünmüşümdür. Anlatmaktan yani yazmaktan çok neyi anlatacağını bilmek ya da bulmak daha zordu benim için. İşte bende neyi anlatacağımı bilmiyordum. Kendi hayatımdan mı yoksa başkalarının hayatlarından mı yola çıkmalıydım? Sonunun etkileyici olması gerekli miydi? Şu sıralar okuduğum hikaye kitaplarından birini aldım elime. Okuduğum ilk hikayenin sonunda beni şaşırtan bir şey yoktu. İçtenlikle yazılmış yazarla ev sahibi arasında geçen bir kaç dakika belki de saati anlatıyordu. İlginç bir son yoktu belki ama “insan öleceğini bile bile bu kadar soru sorar mı?”
Küçük bir hikayenin içinde tek bir cümleydi bazen insanı etkileyen, bunu fark ettim. İşte bu cümle aklımda kalmıştı benimde.
“insan öleceğini bile bile bu kadar soru sorar mı?”
Farkına vardığım şeyle sonunda kendi hayatımdan bir şey anlatmaya karar verdim. “Kız kardeşimin doğduğu anı” anlatacaktım. Belki bu basit gibi görünen hikayede kendime ya da okuyucuya altın renkli, akıllarda parlayarak kalan bir cümle bulabilirdim.
Hayatının geri kalanını belli amaçlar uğuna adamaya niyetlenen bir anne edasıyla kızıma  -sen ne yazacaksın? diye sordum.

Her koşulda yaratıcı ve güçlü olmak için şahsi uğraşlar bulmaya çalışmasından dolayı heyecanla mutluluk duyarak.
-Bir şey yazmayacağım anne dedi.
Yazmayı benim gibi sevdiğini,kendinden dökülen parçaları konuşmaktan daha çok yazıyla ifade edebildiğini, bana açık açık okutmasa da gizlice bundan da gururun heyecana dönüştüğü özgüvenli bir hisle, bilgisayarındaki yazılarını gördüğümden biliyordum. Hatta bazen şaşırtacak kadar güzel olanlarını, bir hırsız gibi kopyalayıp arkadaşlarıma iştahlı bir meyvanın dilimde tatlı hissi kalmış gibi ağzımı doldurup doldurup okuyordum.

Peki şimdi bana sorduğu halde neden bir şey yazmayacağım demişti.

-Sen demedin mi kızım bir öykü yazalım mı diye?
-“Off anne aradığım kitabın adı O”

Kolay olabilecek şeyler için büyük engeller yaratan biriymişim hissiyle baktım gözlerine.

Aklımdan şu yarım saatte neler geçmişti. 
Tüm yanlış anladıklarımın, çok normal ve olabilecek bir durum olduğuna geri dönen duygularımla, yarın bakarım bizim kitapçıda var mı?  Bulursam yarın okula getiririm dedim.
Onu ne kadar çok sevdiğimi gösteren ve bana ilham vermesinden duyduğum iç huzuruyla öperek yatağına uğurladıktan sonra öykümü yazmaya başladım…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 119
Kayıt tarihi
: 28.08.18
 
 

Bankacılık ve sigortacılık eğitimimi tamamladıktan sonra işletme üzerine lisans yaptım. Bankacılı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster