Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '09

     
    Kategori
    Öykü
    Okunma Sayısı
    505
     

    Bir öykü

    Bir öykü: Yakamoz yüzlü kız ve hüzün gözlü adam
    Geminin pervanelerinden çıkan, ay ışığının belli belirsiz aydınlattığı köpükleri izliyordu adam. Pervazları eskimiş, ama yeni boyalı duran ufacık pencerenin çevresinde birikmiş su damlaları görüşünü engelliyordu. Biraz daha yaklaştı cama doğru. Yine görmekte zorlanıyordu. Hem daracık koltukları ve o koltukların cama ters yöne yerleştirilmesine kızdı bi ara. Sonra başka bir pencereden izlemeyi denedi o ay ışığının aydınlattığı köpükleri...

    Uzun ve yorucu yolculuğun etkisiyle tahta sandalyede, üzerinde ince ama yeni olduğu her halinden belli olan bir battaniye ile uyumaya çalışıyordu kadın. Yada çoktan uyumuştuda, durumundaki zorluk öyle gösteriyordu. Üzerindeki beyaz yeleği beyaz teniyle adeta uyum içindeydi. Gülümsediğinde parıldayan, ve karşısındakinin içini ısıtan gözleri kapalıydı şimdilik. Uyurken bile çok güzel ve zarif diye düşündü adam. Ayakları köprü gibi karşıdaki sandalyeye uzanmış, üzerindeki battaniyenin bir ucu sağ taraftan yere yığılmıştı. Üşüdüğünü anlamak zor değildi...

    Adam kendisi için verilen, ve ay ışığı manzarasını izlemeyi uyumaya tercih ettiği için katlarını hiç bozmadığı battaniyesini yavaşa havaya kaldırdı. Bütün katlarının teker teker açıldığına emin olduktan sonra usulca kadının üzerine örttü battaniyeyi. Öyle üşümesine gönlü razı gelmemişti. Uyanır gibi oldu kadın. Gözlerinin o büyüleyici ışığı bi anlık adamın gözlerinin içinde parıldadı. Hafiften bir tebessüm etti, ama halen uyku sersemi olduğunu bildiği kadının bunu farketmediğinin çok tabi farkındaydı...

    Karşı tarafta, kahverengi deri ile kaplanmış, yeni gibi görünen, ama bi kolu kırılmış koltuğa oturdu adam. Hayatında hiç bu kadar huzurlu hissetmemişti kendisini. Kamarada başkalarıda vardı elbet ama adamın gözü sadece kadını görebiliyordu o akşam. Ve bide ay ışığının aydınlattığı köpükleri. Karşı tarafta su damlacığı bulundurmayan ve diğerlerine göre büyük sayılabilecek bir pencere gördü adam. Sonra tekrar kadına baktı. Yakamozmu yoksa yakamoz yüzlü kadınmı diye düşündü birkaç saniye. Aslında cevabı belliydi bu sorunun. Yakamoz yüzlü kadını seçti doğrudan. Uzun kipriklerinin ve göz kapaklarının arkasına saklanmış gözlerine odaklandı sadece. Sanki tam karşısındaymışta onlarda kendi gözlerine bakıyormuş gibi hissetmeyi diledi....

    Bilinmezdir kaçıncı rüyasını görmekte olan kadın hiç hareketsiz uyuyordu sadece. Kıvırcık sayılabilecek saçları, mavi renkteki eskitilmiş görünümlü pantolonu, spor ayakkabısı, yuvarlak büyük halkalı küpeleri, herşeyi inanılmaz geliyordu adama. Tek istediği o saniyelerin ölümsüz olmasıydı. Sonsuza kadar seyredebilirdi o manzarayı. Olmadı... Yapamadı... Kadının her hareketinde sanki uyurken bilr bakışların farkında ve rahatsız olduğunu hissetti. Oysa o kadar güzel uyuyorduki. Kıyamadı...

    Yavaş adımlarla güverteye doğru yürüdü. Güverte loş bir ışıkla aydınlatılmıştı. Gece geç saat olduğu için kimsenin çıkacağı tahmin edilmiyordu herhalde. Şimdi herşey çok daha açık ve rahat görünüyordu. Geminin gerisinde kalan bembeyaz köpükler ay ışığınında etkisi ile dahada büyüleyiciydi. Arkasını döndüğünde tam karşısında o masum yüzü ile uyuyan kadına tekrar takıldı gözü. Ne güzeldi. Şanslı olduğu için dolunayı yakalamayı başardığını düşündü. Şansı herzaman bu kadar yaver gitmiyordu çünkü. Her zaman geceleyin ay ışığı altında, gemi güvertesinde yakamoz yüzlü kadın seyredemezdi. Çölde su bulmak bile bundan kolaydır diye düşündü. Gülümsedi...

    Her güzel hikaye gibi bununda sonu gelecek diye düşündü. Gün hafiften aydınlanmaya başladı, gemi limana doğru yaklaştı. Yakamoz yüzlü kadın uyandı. Ve diğerleri... Ortalık gürültüye bulandı... Işıklar yandı, köpük kayboldu ve ay ışığıda... Yakamoz yüzlü kadın gemiden zarif adımlarla ayrıldı... Adamda arkasından bakakaldı...

    Usanmış Şekspir /Hasan Aydemir

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 1
    Ort. okunma sayısı
    : 505
    Kayıt tarihi
    : 27.01.09
     
     

    1984 Osmaniye doğumluyum. 14 yıldır Londra'da yaşıyorum. Bir haber ajansında genel yayın yönetmeniyi..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster