Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '07

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
642
 

Bir piyano, bir keman, üç beş de fotoğraf, eskiden kalan - 2

Bir piyano, bir keman, üç beş de fotoğraf, eskiden kalan - 2
 

Aldılar götürdüler beni; tutkulu, karşı konulmaz ve de geri dönülmez bir sevişmenin, baştan çıkaran çılgınlık ve sonradan gelen o asude dinginliğine.


Altmış dört tuşunda geziniyordu piyanonun, bir sevgilinin saçlarını okşar gibi uzun ve ince parmaklarım. At kılından yayını, ince, narin ve pürüzsüz bedenine yaslayıp, göğsünün kokusuna sokulan kemanın inleyişlerine eşlik ederken, şehrimle sevişmelerim.


Galata, Pera. Dünyanın en güzel sinagogları, kiliseleri, camileri, dergahları, tekkeleri, meyhaneleri, kerhaneleri, kadınları ve erkekleri, insanları sokulmuş koynuna. Şimdi Kuledibi’nde, dizlerin dibinde olmak için neler vermezdim, Pera?


Cihangir. Süt beyazı bir ok gibi dikmiş kafasını göğe incecik minaren. Hemen yanı başında, hiç de mahzun değil komşu kilisen. Karşında Topkapı. Onlarca minare. Yüzlerce sandal, sandalcı. Denize koşturuveren Arnavut Kaldırımı sokakların. Ne güzel semtsin sen be, Cihangir.


Nuriosmaniye-Köle Pazarı. Solda muhteşem cumbalı ev. Sağda insan boyundan uzun tulumbasıyla su kuyusu. Bekler durur Habeş’i, Arap’ı, Berberi’si ve Bedevi’si. Simsiyah can örtülerinin üzerinde kar beyazı giysileri. Bir de ayakları dibinde, yine kısmet arayan güvercinleri.


Tophane. O, ne muhteşem bir çeşmedir. Bal aksa musluklarından, erişemez güzelliğine. Macuncuları, çiçekçileri, şerbetçi ve bozacıları, on sekiz milletten insanı ile.


Piyerloti. Dünyanın en güzel makberlerinin kabristanı. Dünyanın en muhteşem tepesi. Dünyanın en şanslı ölülerinin ebedi istirahatgahı. Sarıklı, hilalli, haçlı, Davut Yıldızlı mezar taşları. Kıvrım kıvrım iç denizinle seni görmek, seni yaşamak bir ömre bedel, Piyerloti.


Sultanahmet. Dikili taşın, Ayasofya’n, turkuvaz çinilerinle, öyle güzelsin işte, ey Mavi Camii. Meydanında yürümek, aşağıdan Cankurtaran’a sallanmak, Yerebatan’da dehlizlerine dalmak. Seni, uçsuz-bucaksız ve gamsız-tasasız yaşamak.


Çamlıca. İki koca çınar. Birinin altında bir fayton, yanına çökmüş kalmış iki koca öküz. Diğerinde ise İstanbullular. Son kıvrımının ardından görünen koca deniz. Surlar. İstanbul. Çamlıca’dan İstanbul.


Sarayburnu. Asırlar boyu, şu yeryüzünün en önemli semti oldun ya. Sana ne desem boş, ne yazsam kifayetsiz Sarayburnu. Bir insanın gördüğü göreceği, bir ressamın çizdiği çizeceği, bir objektifin çektiği çekeceği; en çarpıcı şehir silüetinin, beyaz tuvali. Fonu. Fırçası, paleti, varak çerçevesi.


Not: Rüya devam edecek efendim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 929
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3533
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster