Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
714
 

Bir Resim Bir Hikâye

Bir Resim Bir Hikâye
 

Uzun süre topuklu ayakkabılarla ayakta durduğum bir işim var. Üstelik işe gitmek için metroyu kullanmam gerekiyor. Metro evime oldukça uzak.  Ayaklarımdaki bu acıyı yaşamaktansa kıyafetim uygun olmasa da altına bir yürüyüş  ayakkabısı geçirebilecek  biri değilim. Görüntümdeki her  şey kusursuz olmalı. Ayrıca ıstırap sonunda mükâfat getirir diye düşünürüm hep.

Mutlaka çocukken duyduğum bir kutsal metin pasajıdır bu. Bilinçaltıma öyle yerleşmiş ki; acısız kabullendiğim tek şey yok hayatımda...

Örneğin o gün canım acımadan işe gitsem başıma kötü bir olay geleceğini biliyorum. Evet, bu daha önce oldu. Ne yapalım bu da benim mottom.

Ama kendimi şımartmayı da seviyorum. 

Evde çıplak dolaşmak hoşuma gidiyor. İzlemekten hoşlandığım bir vücudum var. Ve köpüklü, sıcak su dolu bir küvette günün bütün yorgunluğunu atmak, bir kadeh içki yudumlamak ayrıca vücudum suyun içinde gevşerken sürükleyici bir kitap okumak her akşam vazgeçilmez zevklerim. Küvette her zaman daha uzun okumuşumdur. Çünkü suyun içinde vücudunun ağırlığını taşımak zorunda kalmazsın. Oturduğun koltuğun, uzandığın yatağın rahatsız edici basıncı da yoktur. 

Geçen gün her zamanki gibi metroyla eve dönerken bir adam gördüm. O sıkışık metroda ayakta olduğu halde kafasını kaldırmadan elindeki kitabı okuyordu. Durup onu izlemeye başladım. Düzgün bir vücudu ve duruşu vardı. Yüzünü kitap kapatmıştı ama saçları harika görünüyordu. Ne okuduğunu ve yüzünün nasıl göründüğünü oldukça merak ettim. Yerimden kalkıp ayakta durmayı göze alarak itiş kakış ona yaklaştım. Gözlerime inanamadım. Benim küvette şu sıralar okuduğum kitabı okuyordu. Yüzünü hâlâ göremiyordum.  Hafifçe yanına doğru ilerledim. Galiba gördüğüm en yakışıklı adamdı. Çantamda daima kullandığım parfümün küçük bir şişesi olur. Boynuma onu sıktım. Yakamı hafifçe açtım. Saçlarımı savurdum. Başımı omzuna değdirdim. Önce havayı kokladı. Bunu yaparken gözlerini kapattı kitabı çenesine doğru indirdi. Başını yavaşça bana çevirdi. Biliyor musun dedi. Kokun çok iyi geldi.

 

Not: İkinci bölüm için bkz ; üç nokta 

Üzgünüm emrivaki yapmak istemezdim :) Tamam dostum telaş etme, acelemiz yok. 

 

Abbas Oğuz, Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben kahveyi sütsüz ve şekersiz severim. Sade kahve, saf ve yalın, olduğu gibi. Ama ne yalan söyleyeyim Nescafe'nin reklamları da yabana atılır gibi değil. Reklam sektörünün metin yazarlarına oldum olası hayranım, her biri birer edebiyat gurusu. Her istediklerini kâh şiir, kâh öykü kıvamında ambalajlayıp, değerli müşterilerini okşayıp, gıdıklayıp sattırabiliyorlar. Kahve bahane aslolan kışkırtma,teşhir ve mastürbasyon üçü bir arada üstelik de topu topu 60 kuruş ve almayanı da dövüyorlar. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 17.03.2018 10:06
Cevap :
:)) ben yazarım, siz okuyup istediğinizi yapın. Üstüne hayal kurmak serbest. Sevgiler...  17.03.2018 13:03
 

İkinci bölüm: Kokun çok iyi geldi. Beklediğim tam da buydu. Ya onun kokusu... Misk mi, sanki biraz fresh, yok yok orange gibi... Saçlarımı ona doğru savurduğumda burnumda taze bir sabun kokusu duydum. Üstelik tene dokunmuş, tenle yoğrulmuş saf ve doğal bir koku... Sanki duştan yeni çıkmış gibiydi. Bana bakarken tüm erkeksi vahşiliğiyle benim kadınsı evcilliğimi tehdit ediyordu. Derken okuduğu kitaptan bir pasaj okumaya başladı yüksek sesle. Okuduğu pasajda: "Birazdan buradan çıkıp seninle birlikte bana gideceğiz. Ve sen küvette yıkanırken ben başucunda sana kitap okuyacağım." Aslında tam olarak bunu dediğinden emin değildim ama benim duymak istediğim tam da buydu. Hep demezler miydi, kitap okuyan adamları sevin, diye. Ben de onu yapıyordum.Dayanamadım...

ilhan aydin 
 16.03.2018 20:20
Cevap :
:)) Harika, sürükleyici satırlar... Bir resme sonsuz farklı öykü yazılabilir. Bakalım bizimkinin devamı nasıl olacak? Ama bunu çok beğendim. Sevgilerimle...  16.03.2018 21:42
 

Bugüne kadar edindiğimiz bilgi,sanat ve kültür anlayışımızla kendi duygu ve düşünce sistemimizi devreye sokarak hayal gücümüzle elbette mayasında biraz da biz olan karakterler yaratabiliriz.Yorumumda daha çok yazınızdaki karakteri yansıtmaya çalıştım ben.Azimli ve mücadeleci,eşsizliğe meraklı,dikkat çekici ve yaratıcı bir yeteneneğ vurguladım açıkçası.Atılan pası okumadım henüz.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 16.03.2018 19:16
Cevap :
Haklısınız bizim yarattığımız karakterler bizden izler taşır. Bir yönüyle benzer mutlaka. Gidip tanışacak kadar cesur değilim ama kitap okuyan biri dikkatimi çeker. Karakterlerim sakin,kendi dünyasında yaşayan tipler bende öyleyimdir. :) Elbette siz gibi deneyimli bir eğitmenin, harika bir şairin gözünden kaçmayan detaylar bunlar. Sevgilerimle şairim...  16.03.2018 21:36
 

İnsanın kendini sevmesi,kendinden hoşlanmasına davranışlar hazırlar.Kendinizi seyretmeniz de bir tutku açlığı olsa gerek. Hem kendini açığa çıkaran insanlar daima daha yüksek bir aşk duygusu taşırlar.Ve siz acı çekmeyi seviyor,rahatlama ve huzuru onda buluyorsunuz.İlgi ve beğeni hoşunuza gittiği için fırtınaya karşı hareketi seviyorsunuz.Sanırım can sıkıntınızı dahi güzelleştirecek deneyimler tecrübe etmektesiniz...Selam ve saygılar efendim.Unutmayınız ki insanın ruhsuzluğu onun bekleyen felaketidir.

Abbas Oğuz 
 16.03.2018 13:58
Cevap :
Hmmmmm,derin açıklamalar yapıp kurgunun büyüsünü kaçırmak istemiyorum ama şu kadarını söyleyeyim; bu resmi gördüm ve buna nasıl bir öykü yazılabilir dedim. Benimle ilgisi yok. Karakter yaratmayı seviyorum. Ve biliyorum ki; sevgili üç noktada seviyor. O yüzden tereddüt etmeden ona pas attım. Hepsi bu.sevgiler...  16.03.2018 15:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 423
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1016
Kayıt tarihi
: 26.05.14
 
 

Dünyanın kirletemediği bir lotus... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster