Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '15

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
138
 

Bir resimden bin edebiyat yapan milletiz

Aslında başlığın sonuna erkek milleti diye ekleyecektim de, son zamanda erkek arkadaşlarım da dert yanınca ben topluca millete seslenmeye karar verdim.
 
Eskiden sevmeler ne kadar değerliymiş. Ulaşılmazlık denilen o tutku daha anlamlıymış. Her şeyden önce birini görmek, beğenmek, yaklaşmaya çalışmak, elde etmek ve yüreğini açıp, yüreğine kabul ettirmek ne kadar zormuş. Görmek bir şansmış, mutlulukmuş. Bir başkasının hayatının içinde kendi mutluluğunu yakalamaya çalışmakmış. Büyüklere karşı hafif bir tırsmadan dolayı saygı, küçüklere idare etsinler diye sevgi varmış, hepsinin ucunda sevdiğin insan için mücadele varmış. Mecnun için aşması gereken çöller, Ferhat için delmesi gereken dağlar varmış, var oğlu varmış. Her şeyin bir anlamı varmış...
 
Evet, gelelim günümüze! Sosyal ağların, internet denen belanın bu kadar gelişmesi, kadın erkek hepimizin anasını ağlatmaktadır. Artık her şey daha kolay ve daha değersizdir. Ben derim ki ilerleyen zamanlarda televizyon üretimi duracak, telefon ve bilgisayar üretiminde patlama yaşanacaktır. Şimdiki evlenme adı altındaki insan pazarlama programları rağbet görmeyecek, onlarda ortadan kalkacaktır. Dolayısıyla herkes internete saldıracak. Zamanla nette bağlantı kuran kızın ve erkeğin aile fertleri eklenecek, çiçek çikolata şablonları gönderilecek, Allah'ın emri, Peygamber'in kavli ile oradan sözleri kesilecektir.
Yoo yoo! İnternette biribirini keşfedip, etkileşip, işi pişirip sonra evliliğe kadar götüren ilişkiler yok mu! Tabi ki var, ama işin düşünce ve ruhani boyutuna ulaşmadan şu fiziksel boyutuna bakıp edebiyat parçalamaya geçiliyor ya işte bende o adamı parça pincik etme boyutuna geçiyorum.
 
Allah için bir eskiyi düşünün ya! Telefon yok, evi aramak zorundasın, kız çıkana kadar anası açar, babası açar, danası açar. Kızın bir beklentisi varsa ''eh bir de ben bakayım'' der ve kavuşursun sevdiğinin sesine. Beklersin ki babası işe gitsin, annesi pazara, markete bir yere de iki dakika kapı önüne inip görüşün diye. Yalnızca okul çıkışlarını beklersin iki kelam edeyim, o kelamları toplar yarına kadar hayaller hayaller... İşte ''o'' olsun diye yırtarsın kendini, ulaşmak ne kadar değerlidir, kaybetmek büyük korkudur, paylaştığın ise gerçek duygulardır.
Artık adam ve kadın için piyasa çoktur. ''Olursa olur olmazsa şeyime kadar'' modundadır. Facebook, twitter, instagram, swarm derken elini sallasan ellisi vardır. Bir dürtü sonra da kısa bir mesaj yavşamak için ilk adımdır.
Er kişi : ''Nasılsın?'' ya da daha cıvığı ''Naber?''
Hatun kişi : ''Haberler sende cooo. Valla biraz canım sıkkın, yorgunum be. Hayat diyelim işte. İş demişken bu aralar hiç zevk almıyorum. Sanırım bu iş yerinde de miyadım doldu. Bir de tatile gidip gelince var ya işi tamamen donumda sallayasım geliyor. Yani beklediğim bir sponsor belki de. Dese ki '' sen yeterki gez, ye, iç. Bir dünya turu yap. Sıkılırsan Mars' a falan da bir uğra, otur sonra anılarını yaz. Kendini, doğaya, denize, çiçeğe böceğe ada.'' İşte öyle bir moddayım bu ara. Depresyondamıyım ne, belkide yaz geldi ya şimdi. Okul döneminde de böyleydim ben. Güneş çıkmaya başladı mı, okulun o son günleri hep işkenceydi bana. İşte bir de sevdiğim beni terketti. Hee vallahi! Kıskançlığından önce kendini yedi sonra da sildi beni, yakıp yıktı onca seneleri, büyük aşkımızı. Neden olacak, kendini bilmez bir arkadaşım face de bana '' yavrum'' lu bir yorum yaptı. Bende şuur kaybı ile teşekkür ettim, sindiremedi o da. Sonra o bana ben ona, bitti işte. Televizyonda bir dünya dizi başladı. Ben tv. izlemem de hani sen izlemek istersen diye. Gündüzleri number one fm gibi ruhum, Demet Akalın, Bengü, Hande Yener' den dım tıs dım tıs, akşam olunca radyo arabesk, bir dünya içli sözler falan. Gebiş bir arkadaşım var, onun cinsiyetini bekliyoruz bizde. Hislere göre yok kız olacak yok erkek, sonunu hayırlısına bağlıyoruz işte. Kankalardan sürekli bana birini bulma çabaları, niyeti ciddi olan beylerin yaklaşımı, benim de hala gözü kapalı hepsinden kaçışlarım. Nereye kadar böyle bilmiyorum ki. İşte şimdi sen geldin bir de inşaallah az yavşarsın da bir an önce defolup gidersin. Bıktım ben sizi silip, engellemekten gerçekten. Nedir bu ego, ısrar, kalıplaşmış hep aynı cümleler...''
 
Er kişi: ''Merhaba. Ya bak rahatsız ediyorsam söyle lütfen. Seni tanımak istiyorum. Beni böyle tatlı ve nazik ve naif ve mütevazı ve olgun ve akıllı, şirin, güzel... kızdan mahrum etme. Bak niyetim ciddi. İnanmayacaksın ama ilk defa tanımadığım birine yazıyorum. Lütfen bana bir şans ver. Bak benim numaram bu 05........ Çaldır lütfen, istersen gizliden ara. Niyetim sadece seni tanımak. Bak görüyorsun mesajlarımı ama cevap vermiyorsun, kendimi sapık gibi hissediyorum. Hadi ama burdan kendimi ifade edemiyorum, izin ver bana. Nasılsın? ...''
Yani neremden ne ara etkileşim aldın da, yok öylesin böylesin diye tanımlamalara geçtin, öz güven patlamanla böyle sakız gibi yapıştın, bir de yok ilk mişte, şansmış, fırsatmış. Lann bi git. İşte sözde bayanlarında böylesi varmış, çok rahatsız oluyorlarmış erkek milletimiz tabi istemem yan cebimde bir çoğu ''ya kız bir yapıştı, neler yazıyor, çok yakışıklısın, romantiksin bla blaa, benim toti de tavan yaptı tabi. Allah için güzel kız da...''

İşte her şey bu kadar basitleşti ve sevgiler bu kadar değersizleşti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 251
Kayıt tarihi
: 20.07.15
 
 

Hayat bir mikroskoptan bakmak gibi; küçüçük bir şeye yakınlaşmayı bilirsen onu gerçekten görebili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster