Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

salih haluk reşat şentürk

http://blog.milliyet.com.tr/shr

14 Mart '07

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
497
 

Bir sabun köpüğü ile başlayan yolculuk ... (3)

Bir sabun köpüğü ile başlayan yolculuk ... (3)
 

Çok uzun bir zaman önce okuduğum bir kitabın başlığı idi, ” Bir sabun köpüğü ile başlayan yolculuk...”

Zamanla herşey öğrenilir derler ama bezen o zamana sahip olamayız. Çok fazla çalışmak her şeyi öğrenmek anlamına gelmiyor. Yaşanan olaylar hem birşeyler öğretiyor insana, hemde işini detaylarıyle öğrendikçe işine sahip olmaya yöneltiyor. Perakende satış ve mağazacılık oldukça detaylı bir iştir. Son dönemlerde tanıdığım bir yönetici bana “ Mağazacılık basit bir iştir, alırsın , üstüne kar koyar, satarsın, işte bu kadar” demişti. Umarım ne kadar boş konuştuğunu şimdi anlamıştır. Satış ve perakende konusunda koca koca kitaplar yazan bir çok insan yanılmamıştır, sanırım...

Mağaza günlerine geri dönerek bir şey daha anlatmak istiyorum. Bilirsiniz mağazaya sevkıyat yapıldığında, hele deponuz yetersiz ve isteminiz dışında da olsa mağazanın içine koliler dolmuşsa müşteriler daha bir heyecan içinde ve karıştırma arzusuyla hareket ederler. Farkına varmadan müşterilerin kolileri karıştırdığını görürsünüz, yeni koliden çıkardığınız bir ürünü ( raflarda aynısı olsa bile) hemen beğenip fiyatını sorarlar ve almak isterler. İşte tam bu ortamda ve ortalıktaki kargaşayı yok etmeye çalıştığım anda, bir müşteri yeni açtığım ve raflarda olmayan bir ürünün fiyatını sordu.İşimi bırakıp stok kayıtlarına bakmaktansa 2 gün önce biten ürünün fiyatını arkadaşıma sormak daha kolay gelmişti ve bende sordum. Ancak o arada bir süredir özellikle yakınlarımda dolaşan kısa kollu gömlekli ve cebi kalemlerle dolu olan bir beyin de farkındayım ama tanımadığım için sadece gözümle takip ediyorum. O bey bana döndü ve

“ - İçeriden kayıtlardan bakabilirsin evlat..” dedi. Bende içimden allah allah bu adam ne karışıyor dedim ama gayri ihtiyari içeri gittim. İçeri girince bir baktım kayıtlardan sorumlu arkadaşım ayakta ve bembeyaz olmuş ( biraz telaşlı bir arkadaşımdı.) , ne oldu hayrola dediğimde o dönemde topluluğun en üst yöneticisin mağazada olduğunu ve içeri girip beni sorduğunu söyledi. O zaman bana evlat diyen kişinin en üst yöneticimiz olduğunu anladım.Dışarı çıktığım zaman kendisi ve kendi şirketimin genel müdürünün beni beklediğini gördüm. Kendisi gayet babacan tavrı ile bize teşekkür etti ve gitti.

Ben bu olayda ne mi öğrenmiştim? Tabiki öncelikle çalıştığın zaman korkmaman gerektiğini, sonra yöneticilerin birbirini tanımalarını ve bunun eğitimin bir parçası olduğunu öğrendim...

Reşat Şentürk

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 136
Toplam yorum
: 194
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 746
Kayıt tarihi
: 18.02.07
 
 

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi mezuniyeti ve askerlik sonrasında başladığım iş hayatım aynı kuru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster