Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '11

     
    Kategori
    Edebiyat
    Okunma Sayısı
    10902
     

    Bir Şairin Hayatı: Ercan Kaplan

    1985’te Balıkesir’in Bigadiç ilçesinde doğdu. İzmirlidir. İlköğrenimini Cumhuriyet İlköğretim Okulu, ortaöğrenimini Cumhuriyet Lisesinde tamamladı. Kamu Yönetimi mezunudur. Çeşitli sürelerle İzmir, İstanbul, Artvin, Gaziantep, Kahramanmaraş Şırnak ve Kıbrıs'ta yaşadı. Hâlen Doğubayazıt’ta yaşamaktadır.
     
    Sahne Tozu Tiyatrosu’nda iki yıl oyunculuk eğitimi almış ve bir yıl oyunculuk yapmış, ardından Academy İzmir’de de üç yıl oyunculuk ve dramatik yazarlık eğitimi aldı. Çağrı Radyo’da şiir programı hazırlayıp sundu. Şiir ve öyküleri; Roman Kahramanları, Yasakmeyve, Şiirden, Şiiri Özlüyorum, Cazkedisi, Nif Sanat, Kıyıdili, Karangu, Babylon, Işığın Kaynağı, Edebiyatist gibi dergilerde ve Suje, Yazı-Yorum gibi internet dergilerinde yayımlandı.
     
    2014 yılında Tiyatro Yöngeç’i kurmuştur. Özgür Tiyatro’da oyuncudur. 
     
    Kitapları:
    Ateşlere Verdin Yüreğini  Şiir
    İnançlar Mezarlığı  Şiir
    Oynadığı Tiyatro Oyunları:
    Yıl 2033
    Troilus ve Cressida “Truva”
    Gökkuşağının Altında “Çocuk Oyunu”
    Yazıp-Yönettiği Oyunlar:
    Ya Esaret Ya Hürriyet (Kıbrıs Odtü Kampüsü, Mayıs 2018)
     
    “İlk şiir kitabı olan Ateşlere Verdin Yüreğini, 2010’da yayımlandı. Biçim kaygısı taşımayan bu eserdeki şiirler aşk, yalnızlık, geleceğe güven ve inanç, unutamamak, fedakârlık ve pişmanlıklar gibi temalara gizemli ve yaşamdan zevk alan insanın bakış açısını taşımaktadır.
    2012’de ikinci kitabı İnançlar Mezarlığı yayımlandı. İnançlar Mezarlığı’nda modern insanın ruh çırpınmalarını, açmazlarını, dünyayı ve hayatı algılayışını varoluşçu bir yaklaşımla yansıtmayı başaran şairin ana izlekleri, sonsuz bir sevi arayışını yansıtan aşk ve ölümdür. Şiirin biçimsel özelliklerine de önem verilmesi açısından İnançlar Mezarlığı, şairin gelişim/değişim çizgisinin önemli bir basamağıdır.” Ali Arar
     
    İlk kitabından bir şiir: Gün Gelir
     
    İdam sehpasında dahi olsak gülümsemeli
    dalga geçmeli üstelik bu aptal eseri kanunlarla
    ölüme giderken
    o son bakışta öpücük atmalı
    karşımızdakine küfreder gibi.
     
    Yüzüstü sürünmeden 
    çamura yatırmadan duygularımızı
    ağlayan bir çocuğun gözyaşında
    günahsız, tertemiz
    gün gelir tutar güneşi elimiz simsiyah yanık.
     
    Bir yanda 
                   damarlarına zehri kabul etmeyen
    namuslu
                  onurlu 
                            yorgun düşmüş kalbi taşıyan insan,
    bir yanda
                   çok kişilik bozukluğu
    satılık insan onuru
    çatışmanın içinde ve en kuytusunda 
    gün gelir tutar güneşi elimiz simsiyah yanık.
     
    Savaşların ortasında 
    korkaklaşmış meydanlarda
    herkes birbirine düşman
    herkes birbirine sille atanda
    umutsuzluğun hâkim olduğu coğrafyamda
    gün gelir tutar güneşi elimiz simsiyah yanık.                       
     
    Meydancık/ Artvin (Mısırlı) 2005
     
     
    İkinci kitabından bir şiir: İntihar Mavisi Gözlerin
     
    Uzaklarda yaktığım düşlerimin dumanı 
                                             yükselir gökyüzüne
    intihar mavisi gözlerin tutar beni
    bu yüzdendir deli divane kaçışlarım gecenin içinde
    yakarım düşlerimi 
                                  asılsız ihbarlarda satarım kendimi.
     
    Duvarlara yazdığım sadece adın 
    ve resmini çizerim kanımla
    sonra eşkıya sessizliğinde saklanır 
                                               yeni bir suça karışırım
    çıkamam karşına
                            gücüm yok 
    koşarak giderim idam sehpasına
    asıl suçu itiraf etmeden ölüm kayıtlarına geçer adım.
     
    İnfaz yerinde sana sunulmamış bir hayat kalır
    herkes eşkıyaymış dağda, der geçer 
                                                    bakmadan atmayan yüreğime
    her hücresi sen dolu yüreğim kimseye yar olmaz 
                                bir kenara atılır.
     
    Sana bir sevda bıraktı 
                                       derse dağlar 
    sakın inanma söylediklerine
    onlar her şeye sebep sen sanır.
                                                                
    Görmeç/Şırnak, 2011
     
     
    Cazkedisi 9. sayısında (Mayıs- Haziran 2017)  yayınlanan şiiri: Ufeyma
     
    Dokundu kalbime dişi tanı. Agnostik
    tümcelerde retorik sözcük beklentisi. 
    Buhur ve ıslık. 
     
    Sav: Dişi tanrı arındıracak günahlarımdan beni.
     
    Saçma umur ve gerçekleşmeyen mucize. Oysa 
    inanmıştı kendine kendinden çok. Bekleyiş 
    ve fantazya. 
     
    Râm: Kesinlikle o ben değilim.
     
    Saplantılı olan tanrının kendisi ya da dişiliği. 
    Sadece bir an saçlarından tutup 
    yatırmak istedim. Sadece bir öpücük dudaklarından 
    rahle üstünde. 
     
    Sanrı: Tanrı’nın dişiliği değil, yasaksevi 
    heyulasındaki ben.
     
    Ne tanrının dişiliği ne benim istemim daha güçlü.
    Duruk bir hata. Seçemediğim göz renginde
    mavi ile yeşil arasında 
    bulutsu kaçış.
     
    Sanı: Dişi tanrının düşüncesi kesin değilse de  
     
    İçgüdüyle­– 
     
                   saklanır gerçek
     
                                            bükülmez gölge!
     
    İzmir, 2013
     

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 10902
    Kayıt tarihi
    : 01.06.11
     
     

    4 Mart 1986'da Balıkesir'de doğdum. Balıkesir Lisesi ve Balıkesir Üniversitesi Besyo mezunuyum. B..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster