Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
166
 

Bir şehidin ayak sesleri

Bir şehidin ayak sesleri
 

Şehitlere ölüler demeyiniz


Karanlığın yüreğime düştüğü bir zamandı ve elimde kalem yine aşka dair aşkı ararcasına yazmaya başlamıştım. Bilinmez bir âleme adım atarcasına yol alıyordum elimdeki kalemle ve kelamına sürdüğüm sevgi her yanı sardıkça, gönlümün ilkbaharını yaşıyordum sanki. Nedensizce bazı yerlere gitmek isterdim kimi zaman. Çanakkale bunların en başında geliyordu, Bursa ikinci sırada en güzel isteklerin içinde yer alıyordu.  Ah sevdiğim kadınla gezmek vardı oraları ellerimizdeki duayı bırakıp gelircesine bu kutsi yerlere. Rabbimin sabır noktasında bizi sınava tabi tuttuğu yerdi bu yer. Beklemeler daim oldukça sıkıntılar erirdi, secdelere kapandıkça dilekler bir kapı aralanmışçasına ilahi yaratıcıya söylendi.

Saçma sapan programların ruhumuzu zehirlediği televizyon açık olmasına rağmen bir süre sonra kulaklarımdaki o ses kendiliğinden yitip gitti ve ne kadar zaman geçti bilemiyorum. Bir koşturmaca sesiyle uyandım birden ve dışarıdan gelen bu ses sonrasında git gide bana doğru daha keskin bir hal alarak yakınlaştı. Bu ayak sesleri kime ait derken karanlığın içinden yeşil sarıklı bir insan yaklaştı, üzerinde kanlı üniformasıyla durdu karşımda.

Ne yapacağını bilmez bir halde korkudan titriyordum.

Ne diyeceğimi bilmiyordum, ay yıldızı görünce içimde bir rahatlama oldu onu da hissediyordum ama bu kadar derinden sarsılacağım aklıma hiç gelmemişti. Nerden gelebilirdi ki? Sizler şimdi en sevdiğiniz insanı ebedi âleme gönderip karşınızda görseniz ne diyebilirdiniz? Sesimin titrediğini hissediyordum. Korkuyla karışık sordum.

 

-          Kimsin?

-          Ecdadın, adım Yusuf.

-          Yusuf, dedem Yusuf sen misin? Çanakkale şehit olan dedem.

-          O benim evlat, o benim ve beni sen çağırdın.

-          Nasıl yaptım ben bunu?

-          Kalbinden geçenler dua ile yükselince gökyüzüne, sorguladığın her sorunun cevabını elbet kendinde bulacağını bildiğin secdeye gelmenden belli, o da aklında hiçbir sorunun karşılıksız kalmasına izin vermeyeceği için gönderdi beni.

-          Anladım, sana dede mi diyeyim. Çok genç duruyorsun, nasıl olur ki?

-          Şehitler çürümez evlat, bedenleri ruhları gibi ölmez. Bizlere ölüler demeyiniz.

-          Bu memleket sayenizde kurtuldu, bizlerin şimdi saçma sapan diziler izleyerek zamanı öldürdüğümüze bakmayın, zaman bizi öldürüyor.

-          Sizler bu memleketi ayakta tutasınız diye bizler düştük yerlere ve onlarca savaşın sonunda dökülen kanlarla bu bayrak asla düşmedi yere. Sorgunuzu gelecek ve geçmiş bir nesil olarak kendiniz yapın. Ki bizler asla yargılamayız, hüküm ancak Allah’ındır.

-           

Memleketin kurtuluş hikâyesini yaşayan birinden dinlemenin yanında, kalbimde onun anlattıklarının sonunda ilahi bir huzurun olması dikkatimi çekti. İnsanlar öyle zor şartlarda kendini ifade edemeden yaşarken, elde edilen imkânların karşısında da bir o kadar şükürsüz yaşıyordu.

 

Onlar ardına bile bakmadan yol almışlardı, ardına baktığından yâri vardı, bizlerse kriterlerimize birbirimize uyduramadığımızdan, atalarımızı çiğneyip televizyonlarda evlenir olmuştuk. Geçmişle ilgili bilgimiz hiç yok denecek kadar azdı ve gençlere baktığımda gördüm ki Çanakkale’de verilen mücadelenin ruhunu yaşatmak şöyle dursun, batılı filmlerin bizlere enjekte ettiği, kazıdığı, bir şekilde işlediği bir yapıyla ortaya koyulan dizilere müptela bir nesil yetiştirir olmuştuk. Artık bizim savaşımız sadece kendi ailelerimizin içinde büyüklerine karşı saygıdan yoksun bir gençliğin verdiği daimi zararla üzülen bir toplum haline geldik.

 

Kısır döngülü tartışmaların ortasında kalplerimizi kırdıkça geçmişimizi anlayacak vakit bırakmıyoruz birbirimize. Bu nedenle de anlayışımızda git gide azalan bir yapıyla hayatımıza devam ediyor, önümüzde can veren insanlara bile duyarsız hale geldiğimiz bu ahir zamanda, milli değerlerimizi unutmamak lazımdır.

 

Nice ders veren hikâyeler var bu Çanakkale savaşında, merhameti bile öğretiyor bize,  karşısındaki düşmanı sırtına alıp, matarasındaki son damla suyunu onunla paylaşan bir ecdadın kurtardığı toprakların üzerinde yaşantılarımızla hakkını verebilmek niyetiyle. Şehitlerimizi sonsuz hürmetle ve saygıyla anıyorum.

 

 

 

 

 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 628
Kayıt tarihi
: 13.03.14
 
 

1979 yılında Denizli'de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Serinhisar ilçesinde tamamladıktan son..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster