Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '07

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
1443
 

Bir şehire aşık omak...

Bir şehire aşık omak...
 

Bir şehire aşık olmak... Böyle bir şey olmalı.

Yağmurunu sevmek... Sıcağını-soğuğunu sevmek... Daha bir hissedebilmek için, sokaklarında çıplak ayakla yürümek.

Gecelerine tutkun... Gündüzlerine gönüllü tutsak... Bir şehri adım adım yürekten kucaklamak.

Uzaktayken... İçini bir hüzün kapladığında, gözlerini kapatıp... İskelesinden vapura binip, hayallerinde şööyle bir adalara yol almak. Canın artık hangisini isterse, keyfince birinde güneşi batırmak.

Diyelim Büyükada'yı gönlün çekti. Al eline iki simit... Biri sana, diğeri yol boyu vapurun ardısıra uçuşan martılara.

Bineceksin vapura... Yok öyle içerilerde bir yerlere oturmak, hava soğuk olsa da... Mutlaka dışarıda oturacaksın, ayaklarını korkuluklara uzatıp... Bir de çay söyleyeceksin. Simitle çayın keyfi, en çok orada çıkar.

Sonra ufalayacaksın diğer simidi... Savuracaksın martılara. Çığlık çığlığa kapışırlarken o gözüdoymazlar simit parçalarını, şööyle bir arkana yaslanıp... Denizi, uzaklaşan karayı ve incecik minarelerini seyredeceksin şehrin. Derin bir soluk alıp "İşte yaşamak bu" diyeceksin.

Adada mutlaka yol boyu sıralanmış lokantaların birinde... Tahta masada, kalamar tava eşliğinde buz gibi biranı içeceksin.

Sıra geldi yürüyerek tadını çıkarta çıkarta... Çevredeki mimarisi inanılmaz güzel evleri, eski köşkleri seyrederek çamlığa çıkmaya. En tepesinde piknik alanının, bir tahta masa var, oturup kartpostal gibi manzaranın eşliğinde bir demli çay içeceksin. Bekleyeceksin ki güneş batsın... Çünkü görülmeye değer.

Sonra ister faytona binerek, istersen yürüyerek iskeleye gideceksin... Ama mutlaka iskeledeki dondurmacıdan dondurma almalısın. Almalısın ki dönüş yolunda, vapurun dışında, şehrin ışıklarını seyrederek yerken... Rüzgardan eline-yüzüne dondurma bulaştığında tekrar çocuklaşasın.

Bu şehir öyle bir şehir ki... Gönlün ne çekiyorsa yaşayabileceğin... Canın ne istiyorsa yapabileceğin. İster caddelerinde çıplak ayakla dolaş, istersen kendi kendine bir şarkı mırıldan... Ya da festival zamanıysa caz dinle... Sanatın hangi dalına ilgi duyuyorsan, hepsini sunan bir şehir.

Bu aralar canım yine sıkkın... Kapatıyorum gözlerimi, istediğim bir köşesindeyim. Ortaköy'de kahvaltı ediyorum mesela. Veya Kumkapı'da dostlarımla eğleniyorum... Gözlerimi açtığımda derin bir nefes alıp, yenileniyorum.

Hani bazı zamanlarda sevdiğinizi düşünmek iyi gelir ya... Öyle bir şey benimkisi.

Gözlerimi kapatmak... Kavuşuncaya kadar... Hayaliyle avunmak.

Aşk gibi... Sevda gibi... İstanbul'u yaşamak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ah istanbul dermiş 1910 lu yıllarda halada diyenler var galiba

hidayet dede 
 27.11.2007 12:30
Cevap :
Merhaba, İstanbul bir kere kanına girmeyegörsün insanın:)) Mutlukalın:))  27.11.2007 14:39
 

İstanbul'u gözlerin ister kapalı ister açık, kadınsan erkek gibi, erkeksen kadın gibi düşlemek, düşlerine hiç karalar katmadan sevebilmeyi becerebilmek gibi... Kınalı'sa da harikadır akşam güneş batırmalar da Heybeli'si de sabah mahmuru yürüyüşlerinde, hele o Hain Boğaz öyle bir aşık oldum ki ne kurtulabiliyorum aşkından ne kaçabiliyorum uzaklara... Bilerek kölesi olmuşum hiç şikayet etmem yaptıkları için Yaradana. Sevgilerimle

kevser şekercioğlu akın 
 08.07.2007 12:16
Cevap :
Merhaba, Nasıl bir aşk değil mi Kevser Hanım. Her köşesi bir başka şiir... Her sokağı yaşanası. Güzel yorumunuzla katkılarınızdan dolayı teşekkürler. Mutlukalın:)  10.07.2007 20:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 1165
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1891
Kayıt tarihi
: 12.04.07
 
 

Bana biri kendini anlat dese, susar kalırım. Her konuda çılgın bir istekle konuşan ben, işte o anda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster