Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '14

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
132
 

Bir sevda öyküsü (Bölüm 1)

Bir sevda öyküsü (Bölüm 1)
 

Yaşlı kadın, radyonun düğmesini yavaşça kapattı. Bir süredir odayı kaplayan müzik birden sustu ve etrafı derin bir sessizlik kapladı. Oh dedi kadın,' Artık kafam fazla gürültü götürmüyor.'

5 yıl önce eşini kaybettiğinden beri can  yoldaşı bu radyo olmuştu kadının. Oysa ki bir zamanlar ne güzel sohbet ederlerdi eşi ile. Şimdilerde tüm gün açık olan radyo ses oluyordu evde.

Yaşlı kadın gözleri görmediği için televizyon da seyredemiyordu. Hem radyo daha iyi diye düşündü. Ama bugün o da sıkmıştı.Tüm  gün aşk ile sevda ile ilgili şarkılar çalıp durmuştu.

Sevgililer günü diye düşündü. Onun zamanında böyle olaylar  yoktu. Sevgi, aşk , sevgililer hep vardı ama sevgililer günü yoktu. Nerden çıkmışsa çıkmış, iyi etmişler böyle bir gün yapmakla diye düşündükten sonra kendi düşüncesini gene kendi kınadı. Sevgiyi, aşkı yılda bir gün mü hatırlayacaktı insanlar. Sevgi, aşk her an , her saat hatırlanması gereken bir duygu idi.

Bunları düşünürken birden karnının acıktığını hatırladı. Akşam olmuştu. Gerçi gözleri gün ışığını görmüyordu ama akşamın olduğunu anlayabiliyordu.

Yerinden yavaşça doğruldu. Hoş artık eskisi kadar çevik değildi bedeni, hızla doğrulamazdı. Mutfağa gitti. Gündüz uğrayan büyük kızının getirdiği zeytinyağlı dolmadan, börekten bir küçük tabağa koydu. Artık iştahı da eskisi kadar yoktu. Hem belki böylesi daha iyi, az yemem bu yaşta daha sağlıklı diye düşündü.

Tabağını alıp oturma odasına giderken yalnız yaşamanın faydası bu olsa gerek, sofra bile kurmak zorunda değilim dedi kendi kendine. Oysa eşi ile ne güzel sofralar kurarlardı. Yazsa balkonda, kışsa salonda kurdukları sofrada sohbetlerle yemek yerlerdi. Eşi bir kadah rakısını içerdi akşamları. O ise bazen rakıya eşlik eder, bazen de bir bardak bira ile yetinirdi.

Yalnızlık dedi, zor, çok zor. Eşini kaybettiğinde kızları onun yalnız oturmasını istememişti. Kızlarının beraber oturma teklifini nazikçe red etmişti. Herkesin kendi evi, kendi düzeni vardı. Kızları ve damatları ona karşı çok iyi davranıyordu. Ama herkesin kendi düzeni diye düşündü. Yaz aylarında onların yazlığına gittiğinde, bir hafta sonra nasıl sıkıldığını fark etmişti. Hem eşi ile uzun yıllar bir arada yaşadığı evi bozmak zorunda kalacaktı, onlarla oturmayı kabul etse. Oysa anılarla dolu bu evi bozmak, eşinin gerçekten yokluğunu kabul etmek gibi gelmişti ona.

Sevdiceğinin  anılarının her odasında gezdiği bu evden ayrılamazdı. Kızları eve bir yardımcı tutmayı , onu yalnız yaşamaktan kurtarmayı da teklif etmişlerdi. Ama yaşlı kadın bunu da kabul etmemişti. O gözü görmediği halde işlerini yapabiliyor, yaşamını devam ettirebiliyordu.

Kızlarını gözleri görmediği halde okumuş, çalışmış, başarılı olmuş bir çok kişinin örneklerini vererek susturmuştu. Hem o örneklerde başarılı olmuş kişiler arasında sağır, dilsiz olanlar da vardı. Çok şükür diye düşündü ben işitiyorum da, konuşuyorum da. Hem yıllardır gözleri gömediği için işitme duygusu bir hayli gelişmişti.

İşte şimdi evinde yapayalnız oturuken acaba dedi. iyi mi ettim. Yok yok mutlaka iyi etmişti. Yalnız yaşamında eski mutlu günlerin anılarını daha rahat düşünebiliyordu.

Karnını doyurduktan sonra tabağını mutfağa geri götürmedi. Nasılsa bir süre sonra kalkarım o zaman götürürüm dedi. Şimdi eşi olsa hemen boş tabağı mutfağa götürür ve bir de yıkar, kurular yerine kaldırırdı. Oh be, kurallar olmadan yaşamak güzel dedi kendi kendine.

En çok kendi kendine konuşmak zorluyordu onu. Ha telefonu vardı. Bir ses duymak konuşmak istediğinde telefonunu açabiliyordu. Ama telefon açacağı insanlar o kadar azalmıştı ki. Kendi yaşındaki arkadaşları tek tek bu dünyadan göçüp gitmişti. Akrabası da fazla yoktu. Gençler ise çok yoğun oluyorlar ve fazla telefonda konuşamıyorlardı. Kızları ya çocuklarına ders çalıştırıyor veya sokakta oluyordu.Hepsinin arkadaşları vardı.Ona ayırdıkları vakit o kadar azdi ki.

Gene de çok şükür dedi. Hiç değilse eli ayağı tutuyor ve kendi gereksinimlerini karşılayabiliyordu.

Koltuğuna iyice uzandı ve gözlerini kapattı.

Devam edecek. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili arkadaşım, radyo, benim de çok iyi dostum, onu seviyorum, asla, onu başka bir cihaza, değişmem. İlk göz ağrımız o... Çok şükür, eşim hayatta, yalnızlık zor herhalde, neyse, şimdi güzel şeyler düşünelim. DEVAMINI BEKLİYORUZ. Adadan sevgiler.

Göksel47 
 11.02.2014 18:26
Cevap :
Sevgili Göksel Hanım, yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla  12.02.2014 7:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 815
Toplam yorum
: 1058
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1021
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster