Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
179
 

Bir sevgili(1)

Bir sevgili(1)
 

Artık çizimlerimle de tanışma vakti geldi...


“Hocam siz Milliyet Blog yazarı mısınız?”

Evet, öyleyim.

Beni internetten araştırdığınız vakit karşınıza ilk çıkacak özelliğim blog yazarı olmak! 8 yıl önce Rotaryan olarak çıkardım karşınıza, sonrasında Facebook ve Linkedin hesabımla ön plandaydım. Nihayetinde özüme dönüp BLOGGER olarak karşınızdayım.

19 yaşında çizgi süper kahramanım  John Daygon’un çizgi romanını yazarken ne kadar zorlandığımı fark edince başladığım bir şeydi yazmak! O zamanlar kelimenin sihrini daha keşfetmemiştim. Sadece cümleler üzerinde gezinmeye çalışan eğitimsiz bir serüvenciydim bundan tam 25 yıl önce! Öte yandan o kadar da yabancı sayılmazdım; sevgiliye –çoğunca hayaldeki- duygular boyunca şiirler döşeniyordum. O  kadın için methiyeler, güzellemeler ve hüsnü tahliller yapıyordum; ne de olsa edebiyat dersimde gayet iyiydi. Hani aşık olamıyordum ya, yani duygularımı denetleyemeyip ne yaptığımı bilmeden, sadece göğsümde ağrı bırakacak bir yoğunlukla yazıyordum. Hayali sevgili burnumun direğini kırıyordu ama ben bir türlü ona yaklaşamıyordum.

Yaza, yaza şekillendirmeye çalışıyordum onu. O kimdi nasıl bir insandı, ne kadar güzeldi ve beni benden alıp götürecekti!

Yazdıkça cesaretim artıp kadınlarla daha açık konuşmaya başladım. Kendimi açtıkça kadınlar bana ulaşmaya başladılar. Eskiden kafamın dikine gidiyordum. Ama artık kafamı kaldırmaya başlamıştım. Meğerse kadınların bakışları etrafımdaymış. Yine de çok zordu çünkü benim istediğim sonsuz aşktı! Ama hayatıma yepyeni bir şey girmişti: sevişmek!

Hem yazıyor, hem oynuyor, hem de sevişiyordum. Yepyeni piyesler yazıp yönettim. Duygularımı yazdıkça kadınlara sınırsız ulaşıyordum ve tıpkı Ahmet Altan gibi ulaştıkça, daha net ve gerçek yazabiliyordum duygularımı ve onların duygularını! Ve böylelikle birbirinden farklı, yeni duygulara ulaşabiliyordum. Biraz karmaşık ama gerçeğinde basit bir arama süreciydi o sevgiliyi!

Beni okuyan kadınlar, hayatımı merak ediyorlardı ya da daha çok nasıl bir erkek olduğumu? Yaşadığım duble hayatın da etkisi büyüktü; gündüz bileği bükülmeyen bir mühendis, geceleri barlardan çıkmayan şair bir dansçı! Sadece kadınlar değil, erkekler de o kadar hızlı dans nasıl ettiğimi merak ediyorlardı. Ve şayet keyfim yerindeyse ve yanımda tefim de varsa, o şarkıları mikrofonsuz bağıra bağıra nasıl hem söyleyip hem de dans ettiğimi!

Her iki işimde de ciddiydim!

Evet, etrafımda kadınlar oluşmuştu ama ne hikmetse, o kadar yazmama, etmeme rağmen o kadınla karşılaşmamıştım bir türlü!

Evet, birisi ölüme yakın bir his uyandırsa da, karakter anlamında, hayalimdeki masumluğu bana verememişti. Ve anlıyordum ki yaşadığım o hayat keza masum bir hayat değildi artık! Ve ne yaparsam yapayım, o şekilde yaşarsam hiçbir zaman bulamayacaktım onu!

Artık yazmak için ilham beklemiyordum. İlham her vakit içimdeydi. Ve özellikle hayalimdeki o kadın en büyük etkendi yazmama ve bir de YALNIZLIK adında yanımda ikinci bir kişiyi keşfetmiştim.

O hayattan uzaklaştıkça bu sefer de yalnızlık hüküm sürmeye başladı hayatımda. Evet, döşediğim tüm methiyeler güzeldi ve eşsizdi ancak ben de gerçek hayatta eşsiz ve bir taneydim. Yıllar boyu süründüm desem yalan olmaz! Arayışlarım yılda bire, hormonlarıma yenik düştüğüm yaz aylarına tekabül ediyordu!

Ve bir gün bu arayışlara dayanamayıp evlendim. O güne kadar tanıştığım kadınlar arasında en iyi kalpli olanıyla evlendim ve bu sefer farklı bir şey denedim. Kendim gibi iyi niyetli bir kadın buldum ve en az benim kadar yalnız! Ve yazmamı, dans etmemi destekliyordu

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Duygusal varlıklardır kadınlar! Şairleri de hep beğenip sevmişlerdir! Siyaset ya da futbol yazan bir erkeğin hiç şansı olmadığını söyleyebilirim:) Kadınlar yalnız erkekleri severler. Korur, sarılır ve kendilerine göre şekillendirirler. Ve doğrudur, bir erkeğin gezdiği ve evlendiği kadınlar genellikle farklıdır! Gezdiği kadında içindeki marjinalliği bulur, evlendiği kadında ise huzuru ve mutluluğu. Hepsini tek kadında bulursa da ömür boyu birlikte olurlar. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 07.07.2015 7:22
Cevap :
Söyledikleriniz o kadar doğru ki ve bahsettiğiniz size uygun nadir kadınları bulmak o kadar imkansız ki! ya da bizler yıllar içinde o kadar farklı insanlar olduk ki, konuşmak, anlaşmak ve koklaşmak üçlemesini aynı kişide bulmak da o kadar zorlaştı. Kanımca hayali sevgiliyle yetinmek, her şeye rağmen, en rasyoneli... Yorumunuz çok çarpıcı ve gerçekti...Saygılar, Sevgiler   09.07.2015 11:43
 

Ya yazamaz, veremez, paylaşamazsak... İşte o zaman uzun ve soğuktur geceler... Kaygıdan, berrak sularla yıkanıp da sanki kar beyazı kesilir, o uykusuz geceler... Anımsadım birden (yazın vesilesiyle)nedense; "Alışveriş aşktır" diyordu bir tanıtım sloganı! Oysa "Veriş" aşktır bizlerin değerler dünyasında, yazarak paylaşmak gibi... "Alış"lar ise, "alış" değildir; emekle, alınteriyle hak edilmedikçe! Sevgide de, her şeyde de... Sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 06.07.2015 14:48
Cevap :
Biz veriyoruz, alıyoruz da. Belki de bilinçli olmuyor her şey. Belki öyle zannediyoruz. Ama biz paylaşmayı gerçekten seviyoruz. Öğrendiklerimizden dersler çıkartıp birbirimizle paylaşıp öğrenme sürecimize devam ediyoruz. Ve bizler gerçekten her şeye rağmen mutluyuz. Bu gerçekten şanslı olduğumuzu gösteriyor ve biraz da dertli... Çok iyi bir yorumdu... Teşekkür ederim... Sevgiler   09.07.2015 11:38
 

Düşsel sevgililer için hangimiz şiir yazmadık ki? Bazen sevgili aşkın öznesi değil nesnesi olabilir, çünkü bazen aslolan aşktır. O dönemlerde (ve belki her zaman) aşık olmak çok öne çıkan, çok yaşamsal bir şeydi. Aşkı yaşamları boyunca bir kez bile tadamayanlarsa ne çok şey kaçırıyorlar!

Güz Özlemi 
 06.07.2015 12:30
Cevap :
Aşk içini nasıl doldurduğumuzla bağlantılı olarak hissettirdikleri de değişiyor. Ve o verdiğimiz manalar ona karşı yaklaşımlarımızı değiştiriyor. Evet, aşkı bir kadında/bir erkekte tatmayan bir sürü mutsuz insan var. Ve aynı şekilde tadıp da sona erdirememiş bir başka tomar. Zımni olarak baktığımızda aşk kişinin kendisiyle ve sevgisiyle olgunlaşması. Ve ancak bunu gerçekleştirdiğinde mutluluğa erişebiliyor. Aşksa bazen insanı öldürebiliyor... Bu konuda hala sözcüklerim tükenmiş değil.   09.07.2015 11:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1635
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 272
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster