Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
829
 

Bir sevi konuşması

Bir sevi konuşması
 

(Yazıyı, 'Seether & Broken (ft. Amy Lee)' eşliğinde okuyabilirsiniz. Kişiler&olaylar, sizi temin ederim ki, tamamen hayal ürünüdür.)

'Adımı, sesinden ilk kez duymuştum. Güzel bir histi… Duyduğum an, şaşırdım. Acaba, fark ettin mi?'

*

Bir gün daha geçip gidiyor, sensiz.…

Aslında, ne yazacağımı bilemiyorum. Hiçbir cümlenin sonu yok, anlamı da yok.
Çünkü… Çünkü sana ulaşmayacak.
Seninle buluşmadıktan sonra ne kelimeler gerekli bana, ne de cümleler…

*
Seni tanıdım.
Sonra, yaz başladı&bitti. Şimdi, sonbahar… O da gitmek üzere.
Kışı atlatabilir miyim, bilmiyorum.
Ben, sensizlikle savaşmayı bıraktım. Gücüm yok, artık. Tükenmeye teslim oldum.

Çok ağladım, hala ağlıyorum. Şu an bile… Sen hiçbirini gör(e)medin.
Bir konuşma esnasında söylemiştim, belki hatırlarsın…
Ben pek belli edemiyorum hüznümü, katıyımdır. Ağlayamam kalabalıkta.
Gel, sen bir de beni, benimleyken gör.
Biliyorum, gör(e)meyeceksin…

Geride bıraktığım aylar boyunca o kadar güçsüz düştü ki ruhum, yolda yürürken gözlerimden yaşlar süzüldü.
Yaz mevsimini sevmem ama olur olmaz ağlamalarımı rahat atlattım, sayesinde.
Güneş gözlüğü kapatıyordu her şeyi.
Akşamları da eğer dışarıdaysam, gece yardımıma koşuyordu.
Lambalara, ışıklara düşman kesiliyordum, tabi.
Şimdi…
Kışı düşünüyorum. Ben ne yapacağım?
Nasıl kaçıracağım gözyaşlarımı, insanların sorgulayıcı bakışlarından…

*
Seni, ilk gördüğüm an’ı hatırlıyorum. Seni, görmüştüm ama fark etmemiştim.
Ne zaman&nasıl fark ettim, onu da hatırlamıyorum.
Eylül, eylülü çekmiş(ti).
Her şey, ben fark etmeden olmuş.
Fark ettiğimde ise çok ama çok geç kalmış(t)ım.

Neden yoksun ki…

*
Neredeyse her gün -kitap okuyup da yatma vakti geldiğinde- başımı yastıkla buluşturduktan sonra, uykuya geçene kadar(geçebilirsem tabi…) hayaline seni anlatıyorum.
İlk günden son gördüğüm güne kadar, ne zaman-nerede-nasıl gördüğümü anlatıyorum fısıltıyla.
Gözyaşlarım kelimelerime eşlikçi.
Bazen, hemen hatırlayamıyorum detayları; bazense, dün gibi her şey…
Dökülüyor dudaklarımdan, kesintisiz.

Seni, sana anlatabilmeyi ne çok isterdim…

*
Nefesim sıkıştı. Ara verdim yazmaya birkaç saniye.
Yokluğunu düşündüm de, çok ağır geldi bi’ an.
Gözyaşlarımı gözlerime hapsetmek istedim ama olmadı.

Şu an tek istediğim şey… Başımı göğsüne yaslayıp sıcağını hissederek kalp atışını duymak.

*
Sabahları, bazen balkonda içiyorum sabah kahvemi&düşünüyorum, acaba bana göre şehrin hangi tarafındasın; nerede atıyor kalbin?
Seni düşlüyorum, saate&güne bakıyorum.
‘Uyuyordur, bu gün buradadır, şu an şu işle meşguldür vs.’ diyorum, içimden.
İyi olmanı diliyorum, hep…

İyi misin?

*
“Rüyanızda gördüğünüz insanlar, gerçek hayatta sizi özleyen insanlardır.” diye yazıyordu, bir yerde.
O kadar çok rüyamdasın ki…
Ama asla ‘acaba?’ geçmiyor aklımdan, bu konuda.
Tabi ki, imkansız! Biliyorum!
Ama bu söz, yanlış yazılmış bence ya da tespit yanlış.
Bence…
Rüyamızda gördüğümüz insanlar, gerçek hayatta ‘bizim’ çok özlediğimiz insanlardır.

Seni çok özledim...

*
Zaman, seni çoğaltarak, geçip gidiyor.

Sesini duymak istiyorum.
İstesem duyabilirim ama gerçekler, masalımın önünde duvar.

Seninle konuşurken, bakışlarımın çığlık atmasından korkuyorum.
Bir his patlaması, ruhumun sonu olur.
Seni görebilmek için, içimdeki sesleri susturmam lazım.

Seni görmek… Özlemimin buna ihtiyacı var.
Seni görmek… Hem zehir, hem panzehir.

*
Aynı şarkıyı dinliyorum dakikalardır.

Aslında, gözyaşlarımı da saklamam lazım.
Çünkü, onlar sana dair.
Sana bu kadar ihtiyaç duyarken, ‘sana dair’leri sakınmalıyım her şeyden.

Keşke burada olsaydın…

*
Sevmek… Cümlelerimi sıradanlaştırmıştır, belki.
Ne yapabilirim… Kelimelerle, ancak bu kadar sevebiliyorum.

*
Kendi kendime&hayalinle,
“Bir sevi konuşması”, diyelim&geçelim,
Dağınık, paramparça olmuş,
Bitip tükenmişlik dolu bu kelime yığınına.

Ve… An itibariyle, terk ediyorum bu yazıyı.
Gidelim&tükenelim, ruhum...
Hadi!


Başak GÜZEL

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ulaşmayan mektuplarıma benzettim. İçimizde kendimizi bulduğumuz satırlardan...

Leyla Kanat 
 03.11.2012 20:28
Cevap :
Yazarsın yazarsın, akıtırsın hissini. Sen&satırlar arasında sır kalır, her şey... Ruhun sessiz sesleri, hislerin ayak izleri bu satırlar...~ Yazının, seni yakalamış olması çok güzel. Beğenin&yorumların için çok teşekkürler, sevgili Leyla. Sevgiyle kal...  05.11.2012 11:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 26
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 450
Kayıt tarihi
: 12.07.11
 
 

Yazan & Okuyan & Sorgulayan   Burç : Başak Yükselen burç : Koç İlk nefes: 22 Eylül 1983, Perşembe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster