Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
563
 

Bir SEVİNÇ, bir KÜSTAHLIK

Bir SEVİNÇ, bir KÜSTAHLIK
 

Türkiye'nin neden kaybettiğine bir işaret mi acaba ?


Çoktandır beklediğimiz, umduğumuz ve umutlu olduğumuz hatta çok istediğimiz “2016 Avrupa Futbol Şampiyonası” organizasyonunun nerede yapılacağı ile ilgili uzun ve meraklı bir çekişme yaşandı. Rakiplerin çoğu muhtelif sebeplerle elenince ortada 2 ülke kaldı. İtalya, Fransa ve Türkiye.. İlk tur oylamada Fransa 43, Türkiye 38 ve İtalya 25 puan topladı. Bu durumda İtalya elenerek ikinci turda Türkiye ve Fransa yarıştı.

Maalesef, uzunca bir bekleyişten sonra, Türkiye ve Fransa Cumhurbaşkanlarının da katıldığı seçim gününde hüsrana uğrayan Türkiye oldu. Organizasyon ev sahipliği 6’ya karşı 7 oyla, yani1 oy farkla Fransa’ya gitti. Ve maalesef ki, “yine bize hüsran ‘ kaldı. Peki neden hep son dakikalarda kaybeden biz oluyoruz. Bu gibi dev organizasyonlar için bu ülke insanının hevesi hep kursağında mı kalacak ? Kaldı ki, Avrupa şampiyonlar kupası, Avrupa Basketbol şampiyonası, Eurovizyon gibi bir çok uluslar arası organizasyonu düzenlemiş ve hepsinin üstesinden gelmiş olan Türkiye neden bu tip organizasyonları hep son saniye golü ile kaybediyor.

Yakın zamanda hatırlayacaksınız, uzun soluklu bir yarışta, bir uluslar arası stratejik ve prestij organizasyonlarından biri olan EXPO2015 fuarı için aday olan ve oldukça iddialı olan İzmir, çeşitli sebeplerden dolayı, üstelik çok ciddi bir çalışma yapmış olmasına rağmen son dakika golü ile bu işi kaybetti ve Milano’ya kaptırdı. 2008’de ki bu yenilgimizin ardından, şimdi de başka bir prestij organizasyonu olan ‘Avrupa 2016 futbol şampiyonası’ organizasyonunu düzenleme hakkını kazanmaya bir adım kalmışken, 1 oy farkla kaybettik. Bu işi Fransa aldı.

Fransa haklı olarak bir SEVİNÇ içerisinde. Fransızlar, hem de iki kere seviniyorlar. Birincisi, şampiyona kendi ülkelerinde yapılacak. Bunun maddi getirisinden çok, bu işin Türkiye’ye karşı kazanılmış olması da ayrı bir sevinç oldu onlar için. Peki başlıkta yer verdiğimiz KÜSTAHLIK işin neresinde ?

Sözü fazla uzatmaya gerek yok. Hemen açıklayalım kendimizce…

Efendim, son gün dolayısı ile organizasyonun hangi ülkeye gideceği konusu karara bağlanacak ya !. UEFA’ya fransa Cumhurbaşkanı ile Türkiye Cumhurbaşkanı da Cenevre’de misafir olmuşlar. Oylama sonucunda iş Fransa’da kalınca, birileri UEFA Başkanı Michael Platini’ye “Bir gün Türkiye de bir Avrupa Şampiyonasını alabilir mi?” diye sormuş. Platini de “Sıradaki başkan Türk olursa belki” kabilinden bir cevap vermiş.. Bize göre de biraz küstahlık yaparak..

Aslında biraz kızıyoruz ama, belki de Fransız vatandaşı olan Platini haklı.O koltukta, bizden biri otursaydı. Belki de iş bizimdi. Ama kızdığımız nokta, tarafsız olması gereken başkanın siyasi/politik olan açıklaması galiba. Neyse, olan oldu. Giden gitti. Sonuçta kazanan Fransa oldu ve 2016’da organizasyon Fransa’da yapılacak. Bu Türkiye’nin üçüncü reddedilişi. Daha önce iki kez daha başvurmuş olsak ve reddedilmiş olsak da, belki bir gün, kaybede kaybede kazanmayı öğreneceğiz. Ama bu tarz olaylarda, ciddi lobilerle kamuoyu oluşturmak ne kadar önemliyse, her zaman masa başında kaybedebileceğimiz olgusunu unutmamamız gerekiyor.

Bu işlerde, özellikle Avrupa’nın içinde bir katılım, bir organizasyon varsa, baştan işe 1-0 yenik başlıyorsunuz. Bu kesin. Avrupa’nın, özellikle siyasetçilerin, Türkiye’ye karşı bir gıcıklığı var. Kendi aralarında ciddi bir lobi yapıyorlar. Bizim lobilerimiz biraz fazlaca diplomatik kalıyor. Ama Türkiye’ye karşı olanların birleşimiyle oluşan lobiye ne kadar karşı durabiliriz ki ? Futbol bilgisi, sevgisi neyse de. Bu büyük bir ekonomi ve herkes bundan nemalanmak istiyor. Bu pastayı da Türkiye gibi bir ülkeye kaptırmamak istememeleri de normal. Ama biraz da haksızlık yapılıyor acaba ? Bakın 50 yıllık UEFA öyküsünde bu işi hangi ülkeler almış. Durum daha net anlaşılacaktır.

1960 Fransa
1964 İspanya
1968 İtalya
1972 Belçika
1976 Yugoslavya
1980 İtalya
1984 Fransa
1988 Batı Almanya
1992 İsveç
1996 İngiltere
2000 Hollanda-Belçika
2004 Portekiz
2008 Avusturya-İsviçre

Fransa 1960 ve 1984’de olmak üzere 2 defa düzenlemiş bu işi. Şimdi 3. Kez düzenleyecekler. Ama biz 3. Kezdir reddediliyoruz. Peki Fransa neden birden fazla bu işi yapıyor. Onu da sorgulamak gerekmez mi ?

Şimdi bu yazıyı okuyanlar hemen “Türkün Türk’ten başka dostu yoktur” felsefesi yaptığımı iddia edeceklerdir. Hayır, kesinlikle öyle değil. Yalnızca, aleyhimize gelişen, hatta geliştirilen bu lobilerin hala farkında olmadığımızı, olmak istemediğimizi anlatmaya çalıştım. Fransız Başkan Plati’nin açıklaması da biraz buna işaret ediyordu aslında. Görmek lazım. Ama her şeyden önce, fazlalıklarımızı bir kenara bırakıp, nerede eksiklerimiz olduğunu tespit edip, bunları tamamlamamız Avrupa’nın, Avrupalının karşısına öyle çıkmak gerekiyor. Yüzlerce yıl öncesinde yaptığımız Viyana kuşatmasına gider gibi değil… Ve önemli bir not’da şu olmalı. Bizim üstümüze yıkılmaya çalışan yada kendimize yakıştırmaya çalıştığımız ‘aşağılık’ yada ‘küçüklük’ komplekslerinden biran önce kurtulmamız, ve Avrupalı gibi düşünüp, hareket etmemiz, kendimizi Avrupa’lıya bakıp şekillendirmekten ziyade, kendi değerlerimizin farkına varıp, bu değerlere sahip çıkmamız ama Avrupa’nın değerlerini de yok saymamamız gerekiyor.

Her neyse, Türkiye’ye geçmiş olsun. Öyle ya da böyle bu maç bitti. Önümüzdeki maçlara bakacağız artık…

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2532
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster