Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '11

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
179
 

Bir sezgi Hikayesi

Bir sezgi Hikayesi
 

Onu ilk kez, bize her zaman temizliğe gelen Ayşe Hanımın yanında görmüştüm.

O hafta temizlik işimiz çok olduğu için Ayşe Hanım bu yakın arkadaşını da yardıma getirmişti. Hatları düzgün, biraz esmerce orta 40 yaşlarında bir hanımdı. İlk kez birisinin evine temizliğe gidiyormuş. Eşi çalıştırmazmış normalde ama, bu defa ilk kez arkadaşına yardım etmesi için izin vermiş.

İki kadın işlerini el çabukluğuyla yaparlarken, o zamanlar 1 yaşında olan oğlum gidip gelip kovalardaki kirli sulara elini daldırmak, deterjanlarla oynamak istiyordu. Ortalarda dolaşıp duruyordu. Ben de bir yandan kadınlara "şunu da  yapın, şurayı da silin " der, onlara yemek vs. hazırlarken bir yandan da oğluma laf yetiştirmeye, uzaklaştırmaya çalışıyordum.

Günün ileri saatlerinde evimize ilk kez gelen Meral Hanımın oğluma ne kadar sevecen davrandığını farketmeye başlamıştım. Onunla çok tatlı yumuşak bir sesle konuşuyordu ve onu, düşmesin, bir şey olmasın diye çok kolluyordu. Esasen işi dışında hiçbirşey yapmaya mecbur değilken, oğlumla çok ilgileniyordu.

İnsanları tanıma yeteneğime çok güvenirim. Bir kaç bakışta bu bayandaki insancıllığı, merhameti ve ilgiyi anlayıvermiştim.

Tam da o sıralarda işe başlayacağım için, oğluma bakacak birisini araştırıyordum Meral hanımın iyi bir seçim olacağına dair, beynimde şimşek gibi bir düşünce çakıverdi. Akşam hemen konuyu onu bize getiren Ayşe Hanıma açtım. O da onları aradı. Ama maalesef, kadının eşi çalışmasına izin vermiyordu. Üzüldüm, ama çare yoktu.

Bana bahsedilen başka bir bayanı bakıcı olarak tutmaya karar verdim. Bize çağırdım. Kadın iki ayağını rahatça ortalığa doğru tekme atar gibi sallayarak, " ben çocuğa oğlum derim, ben şöyle davranmaya alışkınım, böyle söylerim, vs. vs." şeklinde konuşuyordu. Sigara da içiyormuş ama tabii balkonda içecekti. Sanki biz değil o bizi kabul edecekmişiz gibi havadan tavırları vardı. İçim ısınmasa da bu kadına "pazartesi günü gel başla" demek zorundaydım. Çünkü en azından tanınan, hakkında bilgi edindiğim birisiydi ve ben eski bakıcı pat diye işi bıraktığından zordaydım..

Pazar günü akşam saatlerinde telefon çaldı. Arayan Ayşe Hanımdı.

Meral Hanımın eşinden izin alınmıştı. Eşi çocuğuma bakmasını onaylamıştı.

Hiç tanımadığım bu insanın oğluma bakacak olması ilginç bir şekilde, beni çok mutlu etmişti. İçimde en ufak tereddüt yoktu.

Hemen diğer bayanı arayıp çocuğa bir yakınımızın bakacağını söyledim. Bunu söyleyince birden çok rahatlayıvermiştim çünkü o çok  sigara içen, hep üstten üstten konuşan kadına içim hiç ısınmamıştı.

Sonra Meral Hanım bize geldi ve ailemize katıldı.. O gün arkadaşıyla temizliğe gelmese belki de hiç tanışamayacaktık. O da hiç bir işte çalışmayacaktı.

Temiz, dürüst, sevecen ve şefkatli birisiydi.

Oğluma hep çok iyi davrandı çok iyi baktı. İkisi de birbirlerine alıştılar, sevdiler.

Onun bize karşı iyi tavırlarını ben hep bir biçimde ödüllendirdim. Ona hep sevgi ve dürüstlük, insaniyet ölçülerinde davrandım.

Eşimin ve annemin hastalıklarında, onları kaybettiğimde, sonrasında, yıllar ve yıllar boyu o bizim yakınımızda moral kaynağımız oldu.

Akrabalarım kadar yakınımda hissettim. Kendisine evimizin bir anahtarını teslim ettik. Bazen ben şehir dışı göreve gittiğimde evi temizliyordu ve temiz bir eve gelmenin rahatlığını düşünün. Hokus pokus gibi eve girdiğimde dip köşe camlar, perdeler, kapılar, benim gözümün görmediği anlarda tertemiz yapılıvermiş.

Aradan yıllar geçti. Geçen gün saydım da, onu tanıyalı 11 yıl olmuş. Onu kırdığımı pek hatırlamıyorum. O da beni kırmamıştır. Bunu nasıl başardığımızı da bilmiyorum. Ama bu gerçek. Anne kız arasında, kızkardeşler arasında yaşanacak sorunlar bizde olmamış. Hayret ve çok şükür.

Geçenlerde birgün beni aradı," abla evde kayınvalide ve kayınpederle ilgili laf söz vardı canım sıkkındı size bugün biraz erken geldim" dedi.

Bana evime 2 saat erken geldiğini bildirmek gereğini hissetmişti. Bu, dürüstlük ve karşıdakinin hakkına saygıdan başka bir şey değildi. Çok etkilendim. Kişiliğinin asaletine saygı duydum.

"Tabii gelebilirsin ne demek orası senin de evin sayılır" dedim.

Sonrasında evimi badana yaptırdığımda Meral, bizi büyük ısrarlarla evine yemeğe çağırdı. "Yeter artık sağol gelemeyiz" dediğmizde, elime 2-3 çeşit yemek tenceresini tutuşturup gönderdi. Hatta "Ben eşimle akrabamızın yanına giderim ne olur siz bizde kalın" diye ısrar da etti. Badana süresince bizi her akşam evinde yemeğe çağırdı. Biz sonunda evimize dönerken elinde yemek  tencereleriyle kapıya gelince ben evde yemek pişiririz artık gerek yok dedikçe o ısrar ediyordu. Kapı önündeki tencere muhabbetini bilmeyen birisi bizi tartışıyor sanabilirdi. Ben  almak, istemedikçe o ısrar etti ve sonunda tencereleri elime tutuşturdu. Çok duygulanmıştım. İnsanlığı beni çok etkilemişti açıkçası. Kaç akraba böyle yakın davranır bilmiyorum.

Başkaları onu işe almak istediklerinde, bize alıştığını, ayrılmak istemediğini söyleyerek reddetti.

Geçirdiğimiz son onbir  yılın içinde, onun bizim hep yanımızda olmasından mutluluk duyuyorum. Çocuklar da zaten, evimize Meral Hanımdan başka hiç kimsenin girip temizlik yemek vs. yapmasını istemiyorlar.

Onun bize o ilk geldiği günkü sezgilerime, altıncı hissimin beni yönelttiği yola şükrediyorum. Çünkü biz çok çok zor günler geçirdik ve o olmasaydı ben, aklımı oynatacak kadar kederli olduğum günlerde, çok çaresiz olurdum. Gıyabında ona karşı çok teşekkür ediyorum. Zaten yüzüne karşı da kendisinden memnun olduğumuzu çok defalar söylemişimdir.

Bu kadar uzun süreli paylaşımın sonunda bazen Meralle biryere gittiğimizde, onun kim olduğunu sorduklarında "arkadaşım, ya da yakınım" demeyi uygun buluyorum.  Çünkü o artık "bizim yanımızda çalışan birisi" değil, bu kelime bizi anlatmakta çok yetersiz ve yanlış. O, bizim ailemizden artık. O bize kan bağımız varmışçasına  yakınımız olan  birisi.

Her zaman şöyle düşünürüm. Sağlıktan sonraki en büyük dua, "İnşallah iyilerle karşılaşırım" olmalıdır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok etkilendim ve Sevgili Meral Hanım'a selam ve sevgiler yolluyorum.Artık günümüzde böyle şeyler o kadar önemli ki sizi de çok iyi anlıyorum.SEVGİLERİMLE.

Şennur Köseli 
 11.04.2012 12:25
Cevap :
Güzel yorumunuz için teşekkürler..Bu anlamda kendimi şanslı sayıyorum. Çünkübiliyorsunuz,çevremizin ve hayatımızın önemsiz diyebileceğimiz bir dilimi yoktur. Komşu, iş arkadaşı, aile fertleri,akrabalar, bakıcılar vs....hepsi belli bir etki oranında önemlidir. Bizi daha huzurlu yada huzursuz edebilirler.Sağlıkla kalın  11.04.2012 13:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 382
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster