Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
7508
 

Bir şiir, bir şarkı ve bir öykü

Bir şiir, bir şarkı ve bir öykü
 

bir adın kalmalı geriye birde o kahreden gurbet,beni affet,kaybetmek için erken sevmek için çok geç


Önce Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bir şiiri, daha sonra biraz eskilerden bir Sezen Aksu bestesi. Nihayetinde kıskançlık üzerine kısa bir hikâye.

BİR ADIN KALMALI

bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

AHMET HAMDİ TANPINAR

şiiri İbrahim Sadri'den dinleyebilirsiniz.

http://fizy.org/ypZOOu92GPg6

Sezen Aksu'ya bir zamanlar vokalistlik yapan gençler bugünün sevdiğimiz sanatçılar arasında. Onların başarılı olmaları, tanınmaları yönünde en büyük pay şüphesiz Sezen Aksu'nundur. Aşkın Nur Yengi, Sertab Erener, Levent Yüksel ve diğerleri...

İlk kez "Sevgiliye" adlı albümüyle müzikseverlerin karşısına çıktı Aşkın Nur Yengi. Seçtiğim şarkı bu albümden, BİLE BİLE. Şarkıya Harun Kolçak vokalist olarak eşlik etmekte.


Birarada olabilmek ne mümkün
Birarada kalabilmek imkansız
Seneler alıp gitmiş
Ne var ne yoksa herşeyi

İnanılmaz, değişen ben miyim
İnanılmaz, bu yabancı da kim
Sen misin böyle uzak
Veda sözleri söyleyen

Geri dönmek inan işten değil
Hani var ya tutamazsın kendini
Bir ümitle ya olursa dersin hep
Bile bile herşeyin bittiğini

Sonradan kor sonradan kor
Ayrılıklar an be an
Akıp gider akıp gider
Zaman sana aldırmadan

http://fizy.org/yW0o6_DGvFgg

Öyküye gelince;

Bir sarmaşık, bir ağaç varmış. Bir de güneş.
Ağaç güneşi severmiş, güneşte ağacı.
Sarmaşık kıskanırmış bunları, hep ağaç bana baksın istermiş.
Hergün ağacı biraz daha çok sıkarmış (oysa sarılıyorum sanırmış) bana baksın diye.
Ama ağaç bakmazmış güneşi izlemeyi ve onu gerçekten sevdiği için devamlı yukarı bakarmış.
Sarmaşık bir gün uyandığında, ağacın onu seyrettiğini görmüş,
Önce sevinmiş ama sonra üzülmüş.
Neden biliyormusunuz?
Hani sarmaşık ağacı her gün sıkıyordu ya.
En sonunda sıkarak öldürmüş ağacı.
Sonra anlamış iş işten geçtikten sonra.
Kıskançlık onu da kendisini de öldürmüş.
Çünkü o da dayanamamış ve ağacın ardından ölmüş.
Bir tek güneş kalmış acılı yüreğiyle geriye. Bir tek güneş.
Olan, sarmaşığa ve onun zavallı aşkı ağaca olmuş.

İşte böyle, bazen farkında olmadan çok sevdiğimiz kişileri, çok sevdiğimiz varlıkları, bir takım duygularımıza hakîm olamadığımız içindir ki kendimizden uzaklaştırabiliyoruz. Farkında olmadan onlarla aramızdaki ilişkiyi tıpkı ağaç gibi öldürebiliyoruz. Güzel bir şey yaptığımızı sanıyoruz, belki de. En sonunda, baktığımızda yanlış bir yolda devam
ettiğimizi, o aşırı ilginin, alâkanın, içten gelen ve zaman zaman bıktırıcı hâl alan kıskançlığın karşısındaki ağacı öldüren sarmaşık gibi çok geç farkına varıyoruz.

Bildik bir hikâye. Sevenlerin sevdiklerini, sarmalarının, sarılmaların nasıl daha iyi olacağı yönünde kendilerini bir kez daha gözden geçirmesini hatırlatan kısa ve hoş bir hikâye.

Resim: http://www.dijitalsanat.com'dan/ alınmıştır.


NOT :

5 Nisan 2008 Cumartesi
günü MBHO için tabelamızı dikeceğiz. Saat 11:00 de Karşıyaka Orman Müdürlüğü'nde buluşalım. Konu ile ilgili Sayın Yusuf Aysan'ın blogu;

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=98109

Bu arada THK Yangın Uçağı alım kampanyasına katılmak için tüm operatörlerden yangın yazıp 3919 ' a gönderin. Bedeli 6 YTL'dir. Ülkemize katkısı, yemyeşil ormanlar. Daha fazla bilgi için:

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=97741


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hepsi şahane. Kıskançlığın da bencilliğin de dozunu kaçırmamak gerek. Emeğinize sağlık. Selamlar, sevgiler...

Özlem Akaydın 
 08.04.2008 16:21
Cevap :
İster istemez içimizde bu duygular olabiliyor. Kıskanmak, kıskanılmak olacak elbet, ama fazlası da, dediğiniz gibi dozu kaçarsa sonuçta ...hiç de iyi olmaz yani, sağolun, selamlar sevgiler.  08.04.2008 17:09
 

anlamlı, ders alınacak bir hikaye işte. Şu bencilliğimizi bir bırakabilsek, her şey yoluna girecek de! Nerdeeee..İnsanoğlu hep bana hep bana diyor işte. Şiiri dinledim, çok güzel bir şiir seçmişsiniz. Ormanımızın açılışıyla ilgili bol bol fotoğraf bekliyoruz sizden. Aslında mümkün olsa da canlı bağlantıyla biz de izlesek ne güzel olur değil mi? Neyse gözlerimiz de kalbimiz de sizler olacaksınız artık o gün. Sevgiler, saygılar.

Nezahat 
 03.04.2008 11:32
Cevap :
Merhaba Nezahat hanım. Dünyada bencil olmayan var mı acaba? Bencillik bir çoğumuzda olduğu gibi kimimizde bencillik yaptığının farkında bile değil. Bu zararlı alışkanlıktan kurtulmak lazım.Bu gibi güzel şiirleri kitaplardan, şiir sitelerinden bulduktan sonra, youtube benzeri yerlerde de araştırıyorum, okuyan var mı diye. Rast gelirsem linklerini de not ediyorum. Ee, bazen gerekebiliyor. MBHO açılışını yapacağız, bugün İzmir yağmurlu, umarım haftasonuna kadar düzelir. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılarımla,  03.04.2008 12:53
 

Sen de bu sarmaşık ve ağaç gibi öldürcen beni ha. Gelmiyorum diye sitem etmişsin diğer yazında. Ben gelmiyorsam sen gel be gardaş ara sıra. Unutturma kendini:)) ama bişey söyliyim mi... Bu kadar uzun bi hikayeye konu olacağını bilseydim, ölürdüm de taşıttırmazdım sana o bavulu. Hem aslında sen taşımadın ki bavulu. Bavul seni taşıdı. Niye mi. Çünkü tekerleği vardı. Ne zaman baksan bavul önde sen arkada koşuyordun. Haksız mıyım. Söyle haydi:)) Neyse... Dediğim gibi unutturma kendini. Ben unutsam da sen unutturma:)) Sevgilerimle

Ayrıntıda gezinmek 
 02.04.2008 0:27
Cevap :
Gene haklısın :) itiraf ediyorum, bavulu bir süre omuzladıktan sonra farkettim tekerleklerinin olduğunu :)) yolun yarısına geldikten sonra. Sonrasında bavul beni taşımaya başladı:)) İyi ki gelmişsiniz ve bavulu, yani tekerlekli bavulu taşımışım, Eymir'de geçen güzel muhabbet, şiirler, şarkıları başka nasıl hatırlardık. Çok unutkanım :)) ama artık nerde bir bavul görsem hele bi de tekerlekleri varsa, unutkanlığım geçiyor. Merak etmeyin. Mutlu kal. Selamlar, sevgiler (Söz bi daha bavuldan bahis açmak yok.)  02.04.2008 17:29
 

1-Bir adın kalmalı...bir şiirsever olarak nasıl da atlamışım ben bu güzel şiiri.Sayenizde okuma ve dinleme fırsatı buldum teşekkür ederim. 2- O bilinen öyküdeki sarmaşık ben oluyorum ben, ah şu kıskançlığım yok mu sonum olacak bir gün benim... Sevgiler,selamlar...

hayat güzeldir 
 01.04.2008 15:07
Cevap :
Evet, güzel bir şiir. İlerde şiir albümü çıkarmayı düşünüyorum :))) Sarmaşık olduğunu sanmam, hiç de öyle gözükmüyorsun. "nazar etme n'olur, kıskanma senin de olur" diye bir söz vardır bilirsin, yoksa başka mıydı? Neyse MBHO açılışında görüşmek üzere. Arda'yı da getirirsin artık. Selamlar.  01.04.2008 15:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1731
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 2452
Kayıt tarihi
: 13.04.07
 
 

6 Mayıs, bir Hıdırellez günü "Merhaba dünya" demişim. Geçen elli küsur yıl. Bir şarkı vardır Osma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster