Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
115
 

Bir Sınav hikayesi

Bir Sınav hikayesi
 

Kaynak: İnternet


Şu sıralar bazı arkadaşlarımız Görevde Yükselme Sınavlarına hazırlanıyorlar. Meslekte yükselme sınavları kamuda çalışan kesimler için her zaman önemli olmuştur, dolayısıyla çalışan tüm personelin ilgi duyduğu, bir o kadar bilgiyle yoğurulduğu, hemhal olduğu, mevzuat kesildiği, donanım kazandığı, bilginin gücüyle güç kazandığı, titreyip kendine döndüğü, uygulamalarına katkı sağladığı enerji kazandırdığı süreçlerdir.

Kamuda çalışan personelin yoğun bir çalışmanın ardından bir sınava girecek olması, yarışmayı kazananlar açısından hiç şüphesiz bir başarı göstergesi olacaktır. Diğer taraftan sevindirici, gurur verici, elde edeceği yeni kariyerinde maaş gelirinde pozitif yansımaları olacaktır. Kazanamayan personel açısından bakıldığında; kendinin nerede durduğunu görmesi, bilgilerini tazelemiş olması, bilgilerinin üzerinde yeni bilgiler koyması, öğrendiklerini son safhada daha iyi anlaması, edindiği tüm bilgi müktesebatından dersler çıkarması, uygulamalarda yararlanması, kusurlu işlem yapmaması, memuriyeti boyunca kendini yenilemiş olarak,  hatasız, kazasız belasız yoluna devam etmesi bakımından sınavda kaybetmenin de bilakis bir kazanım olarak görülmesi gerekmektedir.

Bu başlangıçtan sonra, konuyu kendimize ait bir hikâyeye bağlayarak yazıyı sonuçlandırmak istiyorum. Yaklaşık otuz yıl bu hizmeti yürütmüş bir kardeşiniz olarak birçok tecrübeler yaşadık, önemli olan bunlardan ders çıkarmak. Eğer; bu satırları sonuna kadar okuma lütfunda bulunursanız aynı zamanda sizin de yaşamınızda benzeşen-kesişen tarafları olduğunu ortak hayatta aynı durumları yaşadığımızı hikâyelerimizin aslında ortak hatta bazı yönleri ile aynı hikâyeler olduğunu göreceksiniz.

Şimdi hikâyemize geçelim:                 

Yer Kapıkule, Yıl:1989, mesleğimizin ilk yılları, Başbakanımız, rahmetli Turgut Özal, Bakanımız rahmetli Adnan Kahveci, kefil kuruluş Turing Başkanı rahmetli Çelik Gülersoy. Turing Kurumu Triptik bedeli olarak yurt dışında çalışan işçilerimizden yetmiş Alman Markı alarak kefil kurum hizmeti veriyor. Hükümet ülkenin ekonomik kalkınmasına olumlu etkileri olan turizm gelirler içerisinde önemli bir ağırlığı olan işçi dövizlerine yoğunlaşmıştır. Turizmi olumsuz etkileyecek en ufak bir pürüzün çıkmasını istemiyor. Yıllar içerisinde ülke içerisinde palazlanan bazı kurumlardan biride Turing’tir. Konu Bakanlar Kurulunda tartışıldı. Turistik kolaylıklardan istifade ile yurda getirilen araçlardan alınan yetmiş Alman Markı tutarındaki triptik hizmet bedelinin kaldırılmasına karar verildi. Kaldırılan triptik yerine “Araç Giriş-Çıkış Formu” ihdas edildi.

Araç giriş-çıkışlarını kontrol edecek bir Gümrük İdaresi kurulmasına karar verildi. Bunun üzerine Kapıkule’de Türkiye sathında turistik araçları kontrol edecek olan  “Araç Takip Gümrük Müdürlüğü” isminde bir İdare kuruldu, bu Müdürlüğe Gümrük Müdürlerimizden Nazif bey atandı, yolcu işlemlerini önceden beri de yürüten tecrübe edinmiş bir personel oluşum dikkate alınarak, Başmüdürlük Olur’una istinaden Şef Vekili görevi verildi. Gümrük İdaresi Türkiye’de tek bir yerde kurulmuştur. Günde on bin aracın giriş yaptığı Kapıkule’de bu araçların kaydedildiği “Taşıt Giriş Çıkış Formu” nun prototipini bu satırların yazarının tasarladığını size söylesem, belki de abartılı bir iddia da bulunmadığımı söyleyebilirim ya da en azından bu formun şekil bulmasına katkı sağlayan personel oluşumdan övünebilirim.

1990 yılında İstanbul’da açılan bir sınava Edirne’den katıldım, Sabahın erken bir saatinde kalk otobüse bin, İstanbul’a gel, Trafiğe gir, İstanbul Defterdarlık binasını ara bul sınav salonuna gir… derken, bir ses ; - Dışarı çık sınav başladı, bütün ısrarıma rağmen bu sınava alınmadım, kapıdan dışarı itildim, kendimi çok kötü hissettim. Üzüldüm… Genç, dinamik, çalışkandım… Şef vekilliği yapıyorum, kadroyu da alıp mesleğimin daha üçüncü yılında Şef olacağım hayalini kurarken sınav salonundan kovuldum.  O zaman ki 1615 sayılı Gümrük Kanununu madde madde ezberlemiş, hatmetmiştim. Ha demek ki kazın ayağı öyle değilmiş, Anadolu’dan artist olacağım diye İstanbul’a gelip kötü yola düşen saftırık köylü durumuna düşmüş gibi hissettim kendimi.

Beni sınav salonuna almayan söz konusu yetkilinin bugün ne halde olduğunu esasen bilmiyorum. Ancak bu zatın içinde insan sevgisi olmadığını biliyorum. Ancak bu zatı nasıl bir akıbetin beklediğini Allah bana ömür verirse heyecan içinde göreceğim. Ne demiş Tevfik Fikret: “ Vatan için ölmek te var/Lakin borcun yaşamaktır.” İnşallah biz de yaşayıp göreceğiz…

Genç kardeşlerimi sınavlara çalışırken görüyorum, onlara teknik donanım, bilgi kaynaklarına ulaşma gibi hususlarda yardımcı olmak istiyorum. Kamu hizmetinin kusursuz, doğru biçimde yürümesi hepimizin işine gelen bir husustur. Bunu İdarecilerimizin de çok iyi bildiğini biliyorum.

Şimdi bugün bazı genç memur kardeşlerimizin bu sınav heyecanını görünce yirmi beş yıl evvel yaşadıklarımı anımsadım. İnsanı önceleyen, sevgi, şefkat kırıntılarını aç kurtlar gibi gözetleyen bir haldeydik. Nerede bir sevgi tomurcuğu, şefkat eli görsek kafamızı oraya çevirip bakardık… Bir gelişme var mı diye.

Okyanus’ta gemiden düşmüş haldeyken, dalgalarla boğuşurken ele ele tutunup sahile çıkmayı hayal eden bizler, yine aynı parkurda idol olarak gördüğümüz insanlar tarafından paçamızdan tutarak denizin derinliklerine doğru itilmenin içsel- ruhsal parçalanmışlık terörüne maruz kaldık.  Vahşi Amerika’da altın madeni bulmak için göç eden sarı benizli Avrupalının yerlilere yaptığı muameleye benzer süreçler yaşadık.

Sınava hazırlık ortamında, piyasada bazı uyanıklar yetmezmiş gibi bazı meslekten kardeşlerimizin rant kervanına katılıp ne kadar acımasız olduğuna şahit oluyoruz. Günümüzde bilgiye ulaşmak artık çok kolay, mebzul miktarda dokümanı ve bilgi kaynağını derleyip bir kitapta topladıktan sonra, matbaada üç liraya bastırıp camiaya yüz liraya satıyor. Sınava girecek kardeşlerimiz çaresizce bu kitapları satın alıyor, Denize düşen yılana sarılır. Bu nedenle bir bilene danışmak, istişare etmenin en iyi yol olduğuna inanıyorum. Rantiyeciler, fırsatçılar, tufeyliler her yerde işbaşında.

Tatsız hadiseler yaşamış olsak bile içlerinde kin, nefret, haset taşıyan kötü niyetli söz konusu tipleri sevindirmemek adına güçlü olmak, gücümüzü sürdürebilir kılmak zorundayız. Güç ancak bilgiyle mümkündür. Tüm kardeşlerin çalışmalarında ve sınavında başarılar dilerim. Selam ve Sevgiler.

 

Ali Emir KARAALİ

09.03.2016, Rize

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 131
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1309
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster